Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1315
 

Hayatı tatmak

Hayatı tatmak
 

Sahip olduğumuz ama bir türlü kullanamadığımız yeteneklerimiz vardır. Bir müzik aleti çalmak, resim yapmak, tiyatro ya da sinema sanatçısı olmak... vb. Ya fırsatımız olmaz ya vaktimiz. Bazen de paramız. Hepsi bir araya geldiğinde ise artık bunları yapmak istediğimizden emin olamayız.  

Hayat böyledir işte!  

Kaprisli bir sevgili gibi size sunduğu güzelliklere elinizi sürmenize izin vermez.  

Ve hayat geçip gider, biz de gideriz...  

Gerçekten de böyle midir? Zamansızlık, parasızlık mıdır aslında sorun? Olmadığını biliyoruz elbette. Ve sorunun "kendimiz" olduğunu da. Ve hatta kendi kendimize olan sevgisizliğimizin tüm sorunları yarattığını da.  

O kadar ki, küçük mutlulukları bile çok görürüz kendimize. Kırmızı bir ayakkabıyı, cıvıl cıvıl bir elbiseyi bir türlü yakıştıramayız. Kuytularımıza itiveririz duygularımızı. Kahkahayla gülmenin, karlarda yuvarlanmanın, yağmurda ıslanmanın, kırlarda koşmanın keyfini süremeyiz.  

Eşimizi, çocuklarımızı, annemizi, babamızı, arkadaşlarımızı, kardeşlerimizi, sevgilimizi, yakınlarımızı, uzaktakileri, herkesi severiz.  

Ama kendimizi bir türlü sevemeyiz.  

İhtiyacı olan herkesin yardımına koşarken, kendimize yardım etmek hiç aklımıza gelmez. Gelse de erteleriz hep. Hayat sonsuzmuş gibi.  

İnsan kendisi için bir şey yapmıyorsa, kendine vakit ayıramıyorsa, arada sırada kendini şımartmıyorsa neden yaşıyordur?  

Hep merak ederim: Başkaları için yaşayıp sonunda kendimiz için ölmek midir yaşamak? Ve " Her canlı bir gün ölümü tadacaktır ama hayatı tatmayı kaç kişi başarır?"* 

* Mevlana  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne zaman hayatımı sorgulama devresine girsem(arada oluyor:) ) sayfanıza baktığımda bu konuyla ilgili yazınızla karşılaşırım. Hayatım boyunca kendimle ilgili birşeyler yapmak için uğraştım,yalnız bir türlü ne istediğimi bulamadım:) Şöyle bir dönüp bakınca hep, sadece ne istemediğimi anlamışım ve istemediklerim üzerinden ilerlemeye çalışmışım. Ne istemediğimi biliyorum. İşte yeni farkettiğim birşey ise ne istemediğimi bilmek, ne istediğimi bilmeye yetmiyormuş. Hayatı tatmak... anlamını bulmak lazım önce. Anlamını ararken de ömrümüz bitiyor. Yine düşündürdünüz,bu anlamda yazılarınız insanlara ulaşıyor. Tebrik ederim. Sevgilerimle Melek Hanım.

SINIR 
 18.03.2011 15:52
Cevap :
Yaşam bazen bizi istemediklerimizi yaşamak zorunda bırakıyor sevgili Melda. Örneğin ben,matematikten hep nefret etmişimdir ama ekonomi okumak zorunda kaldım ve uzun yıllar muhasebecilik yaptım! Kadere inanmasam da bizim dışımızda bize hükmeden bir güç var sanki...Aslında bizler sevdiklerimizin her şeyi olmak istediğimizden, kendimizin ne istediğini düşünmeye / anlamaya bir türlü fırsat bulamıyoruz. "Başkaları" hep "kendimiz" den önce geldiğinden istediğimizi değil, bize dayatılan bir yaşamı tercih etmek zorunda kalıyoruz. Ben yaşamımı istediğim şekle 50'lerden sonra getirebildim... Umarım siz o kadar beklemezsiniz! Sevgiyle kalın.  19.03.2011 9:47
 

.....Ne güzel konu, içtenlikle, nazikçe dokunmuşsunuz yine, ben bi zamandan sonra öğrendim ki kendim için bi şeyler yapmak pek iyi geliyor...bulduğum her fırsatta da bunu yapıyorum ...Teşekkür ediyorum böylesi yazılarınız için ...Saygı sevgilerimle ....

Nil ALAZ 
 17.03.2011 15:54
Cevap :
Sevgili Nil, insan sevmeye önce kendinden başlamalıdır bana göre. Mutlu bir yüreğin içine dünyaları sığdırdığına inanırım... Teşekkürle ve sevgiyle.  18.03.2011 18:54
 

Ne doğru şeyler yazmışsın...Zevkle okudum ve düşündüm de, sonunda kendim için bir şeyler yapmayı, kendimi düşünmeyi, kendimi şımartmayı, en önemlisi kendimi sevmeyi öğrendim galiba...Biraz gecikmiş olsam da...:)Sevgilerimle...

fatma iyibilgin 
 16.03.2011 0:36
Cevap :
Hiçbir şey için geç değildir sevgili Fatma. Hele kendimiz için bir şeyler yapmayı istemek ve gerçekleştirmek, içimizdeki çocuğu şımartmak çok güzel bir duygu. Mutlu olmaya hepimizin hakkı var. Teşekkürler,sevgiler.  16.03.2011 10:18
 

Ne hoş olmuş "kaprisli sevgili" benzetmesi. Önde bir havuç koş dur... Yaw o zaman önde tutma gösterme... olmaaaz... Ancak "yakalarsan.. mucuk mucuk"... Ama eşyanın tabiatında olan, "yakalamak için harcanan her çabanın aynı oranda uzaklaştırıcı etkisini" de olduğu.. Gerçekte oyunun bozulması, maymunun gözünü açmasına bağlı... "havuca, tu kaka" demek yeter... sadece insanın kendi iyiliği için.

Ahmets 
 11.03.2011 10:44
Cevap :
Haklısınız da tüm bunları belli bir yaşa geldiğinde anlıyor insan. Gençlik geçip gittikten sonra:( Artık elimizde kalan süreyi değerlendirme zamanı... Teşekkürler.  11.03.2011 13:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2074
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster