Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Kasım '17

 
Kategori
Öğretmenler Günü
Okunma Sayısı
259
 

Hayatımın En Serin Aralık Sabahı

Hayatımın En Serin Aralık Sabahı
 

2000 yılının Aralık ayıydı. Üniversiteden yeni mezun olmuştum. Çiçeği burnunda bir öğretmen olarak heyecanla derslere girip çıkıyordum. Sınıflardan birinde şartlı cümleleri anlatırken, tahtaya İngilizce bir cümle yazdım.
 
"Evet, çocuklar" dedim. "Tahtada 'Eğer çok zengin olsaydım, anneme ..... alırdım' yazıyor. Cümledeki boşluğu hayal gücünüzü de kullanarak doldurun. Anlaşıldı mı?"
 
Anlaşılmış olmalı ki herkes sessiz bir şekilde dağıttığım küçük kâğıtları aldı ve gözlerini tavana dikip düşünmeye başladı. Beş dakika sonra sınıfı dolaşıp kâğıtları topladım ve tek tek okudum.  Uzay gemisi, Ferrari, Miami'de yazlık, Maldivler'de ada... Ben okuyorum, sınıf gülüyordu.
 
Son kâğıdı içimden okudum. "If I were rich, I would buy flowers for my mom."
 
Cümlenin sahibi, o sene sınıfa yeni gelen çelimsiz, içine kapanık bir çocuktu.
 
"Aramızda çok duygusal bir arkadaşımız var" dedim. "Selim, kalk bakalım. Ne yazdığını arkadaşlarına söyleyebilir misin?"
 
"Çiçek alırım yazdım öğretmenim."
 
Sınıfta hafif bir kahkaha koptu.
 
"Ben çok zengin olduğunuzu düşünün, hayal gücünüzü kullanın demiştim. Buna rağmen çiçek alırım yazdığına göre önemli bir sebebin olmalı" dedim.
 
Bir süre sessizce bekledi, sonra ayağa kalkıp;
 
"Aklıma başka bir şey gelmedi öğretmenim" dedi usulca. Yüzünde Mona Lisa tablosunu andıran gülmekle ağlamak arası garip bir ifade vardı.
 
"Oğlum, dalga mı geçiyorsun?" dedim sertçe. "Aklınıza bir şey gelmesi için illa not mu vermemiz gerekiyor?"
 
Hiç cevap vermedi. Kâğıtları geri dağıttım. Sınıf, çalan zille birlikte kovanı kurcalanmış arı sürüsü gibi bahçeye aktı.
 
Dışarıda ince bir yağmur yağıyordu.
 
Ertesi sabah okula geldiğimde Selim'in babasını lobide beni beklerken buldum. Önündeki sehpada bir gün önce sınıfta dağıttığım buruşuk kâğıt parçası duruyordu. Oturup biraz konuştuk. Kısa bir görüşmeden sonra ayrıldı. Zorlukla zümre odasına doğru yürüdüm. Başım dönüyordu. Hıçkırık benzeri garip bir şey diyaframdan gırtlağıma kadar tırmanmış, patlamaya hazır bekliyordu.
 
2000 yılının Aralık ayıydı ve ben, kâğıttaki küçük boşluğu çiçekle dolduran Selim'in, hayatındaki en büyük boşluğu da çiçekle doldurmaya çalıştığını öğrendim.
 
Üç ay önce bir trafik kazasında annesini kaybettiğini ve o günden beri babasıyla hiç aksatmadan her cuma günü çiçek alıp mezarlığa gittiklerini...
 
Önceki gece babası duymasın diye yüzünü yastığa gömerek, sabaha kadar hıçkırdığını...
 
Ve üniversiteden alınan diplomayla öğretmen olunamayacağını...
 
Hepsini, hayatımın o en serin aralık sabahında öğrendim...
 
Didem Moralıoğlu, E Ruhi YALÇIN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çok etkilendim... Çok duygulandım.. Elinize sağlık...

Didem Moralıoğlu 
 30.11.2017 18:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 449
Kayıt tarihi
: 24.10.17
 
 

1976 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Salih Uyan ilk ve orta öğrenimini İstanbul'da tamamlamış, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster