Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
92
 

Hayatımız "Paralel" oldu, farkında mıyız?

Hayatımız "Paralel" oldu, farkında mıyız?
 

internetten alınmıştır


Paralel kelimeseni biz geometri derslerinden bilirdik daha ziyade... Hatta, dünyadaki her şeyi biz icat etmişizdir ya, bu paralel kelimesini de biz icat etmişiz denirdi...

Şöyle ki, biz Türkler yan yana giden iki kişi için ne diyoruz?...Beraber gidiyorlar, diyoruz... Halk söyleyişi ile "barabar" şeklide bu kelime... İşte "paralel" kelimesi de dünya dillerine böylece giriyor... Yani bizim "barabar" oluyor paralel!!..

Paralel sözcüğünün başlangıç olarak nerden girip nerden çıktığını bir yana bırakırsak, esas itibariyle sosyal ve siyasal hayatımıza son bir kaç yılda etkin bir giriş yaptı... Devletin içinde paralel örgütlenen bir yapı olduğu anlaşılınca, devlet ve Hükumet bu yapıyla mücadeleye girişti.

Bütün ihtişamıyla süren bu mücadeleden bahsetmeyeceğim bu yazıda... Sözcük, bu mücadele ile popüler olsa da aslında, hepimiz son yıllarda evlerimizde, ailelerimizde "paralel hayatlar" yaşıyoruz.

İşte bu yazının konusu da bu... Teknoloji geliştikçe, sosyal hayatımızı işgal etmeye başladı... Bugün, sosyal medya denen şey aslında sari bir hastalık gibi hayatımızı işgal eden teknolojik virüsten başka bir şey değil...

Bakınız evlerimizdeki manzaraya: Evin tüm bireyleri ellerinde bilgisayar, tablet ya da akıllı telefonları sürekli "sosyalleşme" derdindeler... Her biri kendi arkadaşlarıyla teknoloji üzerinden "muhabbet" halinde, yanındaki karısıyla, çocuğuyla, kocasıyla  konuşan yok.

Eskiden hiç değilse annelere bulaşmamıştı bu virüs... Onlar, ailenin baba ve çocukların oluşturduğu "paralel yapı"larının kesişme noktaları oluyorlardı. Çünkü, kadınlar teknolojiyi bilmez ve teknolojik aletlerlerle ilgilenmezlerdi.

Onların kurduğu kahvaltı sofraları, akşam yemekleri aile bireylerinin birbirlerinin varlığını "fark ettiği" alanlar olurdu.

Son zamanlarda bu da ortadan kalktı...Bakıyorum, facebook gibi  "sosyal paylaşım" sitelerinde kadınlar erkekleri sollamış durumda. Hal böyle olunca, evin kadına da artık kendi "paralel yapısını" kurmuş oldu.

Artık, kahvaltıymış yemekmiş yemek sonrası çay faslıymış tamamen "paralel yapı"nın eline geçti...Televizyonlu günleri bile arar olduk...

Televizyonun tek teknolijik iletişim aleti olduğu zamanlarda, aile bireyleri birbiriyle dertleş/n/mese de, aynı filmle dertlenmenin ya da gülmenin birlikteliğini yaşardı...

Bu gidişat nereye?... Herkesin  sosyal ağlarda bir "hesabı" olduğu günümüzde bu ailenin "hesap"larını kim tutacak?... Avrupa'nın bizden bir kaç kuşak önce yaşadığı bu kopma ve kırılmaları şimdi biz de yaşıyoruz... Hatta, teknolojiye olan merakımız bunu daha da hızlandırmış durumda.

Artık, anlamakta zorlandığımız Amerikan ailelerinin halini yaşar olduk... Evdeki bunca paralellik içerisinde tek kavuşma noktası evin "kedisi veya köpeği" oldu.... Anneler de "sosyal medya ağına" takılınca geriye, evin "hayvanı" kaldı...

Köpeklerin, kedilerin akıllı telefonu yok, bilgisayarı yok, herkesle araları iyi... Odasını toplamamazlık etmiyor, sürekli para isteyip durmuyor, okul sorunu yok, iş aramak yerine yan gelip yatmıyor ve de "niye oda toplanmamış, ne yapıyorsun bu kadar parayı, okul ne alemde, aylak aylak geziyorsun..." da demiyor kimseye...

Yani, ne ana-babanın çocuklarından beklertileri, ne çocukların ana-babalarından şikayetleri evin hayvanı için söz konusu değil...O  "hayvan masumiyeti" içerisinde herkes için aynı sevimlilikte ve herkesi aynı ölçüde seviyor. Sorun insanlar arasında!!

Demem o ki, iletişim teknolojisi dedikleri bu nesneler, aslında evlerdeki, ailelerdeki hayatları paraleleştirdi... Aynı evlerde "paralel hayatlar" yaşıyoruz, farkında değiliz..

Şimdilik "hayvanlarımız" teknolojiyi kullanmıyor... Ya bir gün onlar da akıllı telefon kullanmaya başlarlarsa diye endişeleniyorum...

Şaka bir yana, bu "paralelleşme" pek hayra alemet değil... Hepimizi esir almış bir yapıdan bahsediyorum...

Allah, her türlü paralelden kurtarsın hepimizi, ne diyelim!

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1645
Toplam yorum
: 4272
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 808
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster