Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Eylül '10

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1522
 

Hayatımız akan bir nehir gibidir

Hayatımız akan bir nehir gibidir
 

Neden olmasın? Akan suyu durduramazsanız, hayatı da durduramazsınız. Durdurduğunuz zaman ölüm olur.

Dağlardan gelen nehir suları aşağı doğru akıp gider, bir deniz veya göle ulaşırlar. Yani akan su bir şekilde kavuşacağı yere sonunda ulaşır. Ulaşamazsa, yer altına sızıp kaynakları ve kuyuları beslerler. Yolculuğu sırasında nehirler şehirlere, köylere, fabrikalara ve çiftliklere su sağlarlar. Bu insanların yaşadığı yerlere, bölgelere yaptığı faydalardır.

Bazen de akan su fazla gelir, Rize’deki gibi heyelan olur. Bu da insanın yaşadığı ülkeye bölgeye zarar vermesine benzer.

Bir de akarsuların taşıdığı su her yıl yada yılın her mevsimi aynı miktarda değildir. Bir insan her mevsim aynı olabilir mi? Akarsular, bazı kurak geçen yıllarda bazıları tamamen kuruyabilir ya da bazı yağışlı yıllarda akarsular yatağına sığmayarak taşabilir. O halde nehirlerin taşıdığı suyu tutmanın bir yolu olmalıdır. Fakat bu su akıp giderken nasıl tutacaksınız? Barajlarla. Bu da evliliktir. Bu akan suyu dengeler. Ama başka sularda katılır baraj suyuna, bu kayın valide ve görümcedir. Huzur içinde, birlikte arkalarında oluşan gölde tuttukları suyu biriktirirler. İhtiyaç duyulmayan zamanda gelen fazla suyu tutar ve ihtiyaç duyulan zamanda onu insanın yani çevrelerindekinin hizmetine sunarlar. Barajların göllerinde biriken ve yükselerek potansiyel enerji kazanan suların bu enerjisi önce kinetik enerjiye sonra da elektrik enerjisine çevrilir.

İnsanlar da böyledir kaynayan, çağlayan sularını yani yaşam enerjisini dengelemek için barajlara tesis eder kendine. Bazen her şey tersine döner. Aşığı yağışın ya da psikolojik baskının etkisi ile barajdaki su, barajın dev bariyerleri tarafından tutulamaz. Yükselen potansiyel enerjiyi taşıyamaz olur. Bu patlama noktasıdır.

Aslında içimizdeki derin akarsu taşmalarını yine en iyi biz biliriz. Onlar taşmadan kontrol altına alabilmeliyiz. Bu taşmalar, ‘depresyon, anksiyete, panik atak, iç sıkıntısı’ şeklinde de kendini gösterir, fiziksel bir rahatsızlığa da dönüşür.

Yaşamınızda bir şeylerin akmadığını, sıkıştığını, artık eski tadı alamadığınızı fark ediyorsanız çok şanlısınız. Tedavi olabilirsiniz. Farkında değilseniz, baraj sularının taşmasından sonra fark ederseniz, artık iş işten geçmiştir.

Hayat çok kısa. Siz ne bekliyorsunuz?

Hayatınızda baraj kapakların taşmasına izin vermeyin. İçinizdeki kontrol edilebilinir potansiyelinizi bilin.

Kim olursanız olun; güzel, çirkin, zeki, akıllı, güçlü ya da güçsüz, hiç fark etmez zaten doğuştan bu potansiyele sahipsiniz.

Biraz yüreğinizin sesini dinleyin yeter. Biraz daha duyarlı olun. Eğer isterse insan, her şeyi yapabilir, yeter ki içindeki potansiyelini doğru tanısın, akışları doğru değerlendirsin. Hayatını sevgi ile, içi su ile dolu, kontrollü akışı olan bir nehre dönüştürebilir.

Değil mi?

Her şey inanmakla ve bir şeyler yapmakla olur.

Ama hiç bir eylem yapmadan, sadece ümit etmek etmekle olmaz bu. Gün gelir içimizdeki ümit bizi kurtaramaz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Benzetmeleriyle güzel bir deneme okudum. Gerektiği zaman baraj kapaklarının açılmasından yanayım. Sevgi ve Saygılar

cingengulu 
 12.09.2010 10:25
Cevap :
teşekkürler katkınız için  12.09.2010 20:54
 

sonunu çok güzel bağlamışsınız..

Belgin Uğrayan 
 07.09.2010 10:22
Cevap :
teşekkürler beğendiğiniz için  07.09.2010 18:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 673
Toplam yorum
: 1692
Toplam mesaj
: 49
Ort. okunma sayısı
: 2721
Kayıt tarihi
: 13.07.06
 
 

Tıp alanında doktor olarak çalışmaktayım, beyin cerrahi uzmanıyım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster