Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Mart '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1227
 

Hayatımızın 3 'Ş' leri

Hayatımızın 3 'Ş' leri
 

İZMİR KARŞIYAKA MAVİŞEHİR KÜLTÜR ve SANAT DERNEĞİNİN ŞARAP,ŞARKI,ŞİİR GECESİ YAPILDI...


Hayatımızın üç önemli ’Ş’ leri vardır. Bunlardan biri eksildi mi, keyfe kederdir: ‘’ŞARKI, ŞİİR ve ŞARAP…’’ Bunlar, hayatımızın kolu kanadı oluyor. Bunlardan biri eksilse, kolumuz kanadımız bilin ki zedelenir. Tek kanatla kalamaz insanoğlu…

Bir kadeh şarabın içine neler sığmamıştır neler. Bir tutam şiir bir tutam şarkıdır onlar. Gönül ferahlığı da cabası. Dedik ya, hepsi bir arada olmalı. Birisi, diğerini çağrıştırıyor nasıl olsa. Birinden birinin eksikliği, o sihri bozuyor .

İşte! Karşıyaka’da bir gece tavernasında buluştular ‘’Mavi Şehir Kültür ve Sanat Derneği’’ üyeleri. Başkan Deniz Özyiğit ve eşi Suat Bey, üyeleri ile birlikte , hayatımızın en önemli 3 ‘Ş’ sini bir araya getirip, göz, damak ve duyguları, bu üç ‘Ş’ de birleştirdiler. Bu 3 ‘Ş’ lere sihir kattılar. Şarkılarla coştular. Şarapla tütsülendiler, şiirleriyle yüreklerini hem seslendirdiler, hem de serinlettiler.

Gecenin konukları, Ege’nin bu hudut tanımaz havarileri, Ege’nin motifleriyle coştular. Kalamış’lara kadar uzandılar. Dil İskelesinde aşk ve meşk şarkıları söylediler gecenin sessizliği içinde. Oradan yakınındaki Heybeliada’yı da unutmadılar. Mehtaba çıkanlar bile oldu. Kimileri o kadar coşmuştu ki, tahta masalarda bir şişe şarap aradılar. Bütün garsonlara sesleniverdiler: ‘’Bütün hesaplar benden, sen de iç, sen de iç’ ‘Kapat kapıları kapat, yabancı gelmesin.’Diyerek de tembih ettiler.

Dr.Yasemin Bekir Yurci, dostları Mustafa Çıtalı, Kanber Ranyar ve eşleri hep bir ağızdan şarkılarla sordular, coştular. Şarkılar, bir türlü onlara, yerlerini söylemedi. Hayallerindeki güzellikleri ‘Söylemediler’ Anılara sordular bu sefer: ‘’ Ufukları aradılar: ‘ ‘Göremediler, bilemediler. Tıpkı o şarkıdaki gibi. Daha da şarap lazımdı. Ama o, bulundu. Şarkıyle şarap iyi gidiyordu.

Nitekim de Özdener Güleryüz, Hayyam’dan parçalar okudu. Şarap denilince, akla hemen Hayam gelir. Salon alkıştan inliyordu. Demek ki, şarapla şiir de iyi uyuşuyordu. Yadigar Malkoç şöyle diyordu: ‘’Şarap iç, bire birdir derde tasaya / Ne bu dünya kalır, ne öteki dünya / Ne serin ateştir o, ne can dolusu / Çabuk ol, bulup içemezsin mezarda / İnsan son nefese hazır gerekmiş / Nasıl ölürse, öyle dirilecekmiş / Biz her an şarap ve sevgiliyleyiz / Böylece dirilirsek, işimiz iş / Cennette Huriler varmış, kara gözlü / İçkinin de ordaymış en güzeli / Desene biz çoktan Cennetlik olmuşuz / Bak, bir yanda şarap, bir yanda sevgili..’’

İzmir K.Yaka Mavişehir Kültür ve Sanat Derneği, sık sık geceler tertipliyor. Hepsi ilginç. Sevimli Başkan Deniz ve Suat Özyiğitler, haklı bir gurura sahipler. Başarılı bir organizasyon yapmışlar doğrusu..

Karşıyaka’ nın bu tavernasında bir Mehmet Çelik’i tanıdık.’’Sirtaki’ geceleri ile meşhur. İsteyene, hemen oracıkta öğretiveriyor. Kendisi özel olarak Yunanistan’a gitmiş, öğrenmiş de gelmiş. Efe Zeybeği ile birlikte hizmet veriyor eşi Hürriyet Çelik Hanımla birlikte. Mutfakta üstlerine yok. Buram buram ot yemeklerinin çeşitliliği, Ege’nin rengarenk motiflerine sarılı ve birbirine süs katmışlar sanki. İşte o geceyi idare eden Konsermaister ve tonmaister’liğini yapan Mehmet Bey ‘Sardunaki’ nin sahipliğini de yapıyor. Çeşme Alaçatı’lardan esip gelmişler buralara. İyi ki gelmişler. Ege’nin kokusunu, rengini doyumsuz adını her vesile ile gösteriyorlar dostlarına.

Bir şiir gecesi, bir şarap ve şarkı gecesi. El ele, gönül gönüle. Şiirsel Egenin sımsıkı sıcak duyguları ile berrak gecede şiirler, su gibi aktı tıpkı şarap gibi. Sardunaki’nin sahibi olan Mehmet Çelik, Ege’nin Alaçatı taş barlarının, butik otellerinin, bin bir otlardan yapılan leziz yemeklerin, insanın gönlünde sevda rüzgarları estiren İmbat rüzgarı ile davetlileri de şiirsel katkıları ile coşturdu o gece.

Başkan Deniz Özyiğit ve dostları Zehra, Sevinç Alptekin, Lütfü Canan Özyürek, Hülya Aydın, Nagihan Pervane, Güngör Gönendik, Halim Kumsarı, Mustafa Bilecek, gecelerinin bitmesini istemediler. Dr.Bekir Yivci’den ‘’Sıcak şarap’’ yapım reçetesi de aldık sizler için: Soğuk havalarda bilhassa iyi gider. 1 lt. kırmızı şarap, 1/8 litre su, 60 Gr.şeke, çubuk tarçın (Toz olanı, bulanık yapar) karanfil kafi miktarda. ½ limon kabuğu ve 2 dilim portakal kabuğu da denenebilir) Şekeri ve diğer malzemeleri suda kaynatıp 20 - 30 dakika soğumağa bırakın. Sonra şarabınıza bu karışımı ekleyip, çok kısık ateşte ısıtın Kesinlikle kaynatmayın. Aksi halde alkol buharlaşır.Yeteri kadar ısınınca servis yapın. Doktorun kendisinden bir de alkolsüz şiir istedik. İsmi: TAYF: ‘’Acın, çığ olur, büyür / Yuvarlanırken zamanla / Renklerin silinir kaybolur zamanla / Ürperir, kalakalırsın / Ve / Sessizlikte ve bembeyazlıkta / Beklemeli, beklemelisin, bekle / Derken duyacaksın baktığın bir yerde / Bir kuşun ötüşünü / Sevinçle / Ve alacaksın, renkleri tek tek / Beyazını içinden çekerek…’

O üç ‘Ş’ ler bir araya geldi o akşam Sardunaki’de. Bütün aşıkların kulakları çınlatıldı. Bütün şairlerin. O gece bütün mısralar ‘şarap’ kokuyordu.’’Burası Agora Meyhanesi’ ile coştu bütün salon. Ah, ah! Dr Onur Şenli’yi andık. O Onur ki, Tıbbiyeyi 12 senede bitirmişti. Şairliğe vurmuştu kendisi. Şimdi İzmir’de oturuyor. Bu ‘Agora meyhanesi’ nin sözleri yayılsın diye az mı uğraş vermiştik! Adım başı röportajlarla. Şimdi şarkılaştı, başını alıp giden dünya misali, dur durak tanımıyor, Onur Şenli, derinliği olan bir adam. Kulakları, uykudayken de çınlamıştır.

En güzelini Mehmet Çelik söyledi mikrofondan: ‘’ Şarkılar vardır coşturur. Şaraplar vardır, hüzünlendirir. O zaman denmez mi ki, ’Ah bu şarkıların, gözü kör olsun? Denir elbet. Eee, o zaman biz nereye sığınacağız? Ne olursa olsun, her üçüne de: ‘şarkıya, şiire ve şaraba.’

Evet. Hayatımızda bu 3 ‘Ş’ ler mühim. Öyle olmalı, üçü birden olmalı. Üçü bir arada hem!

Resimler: Daha sonra

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Böylede anlatılmazki :) ...ve de demişsiniz ya belki bende böyle ruh tanımlamalarımı isterim diye...siz zaten yazılarınızda o kadar belirgin yazıyorsunuz ki kendinizi bize söz kalmıyor :) hayatımdaki önem verdiğim şeydir şiirler sevdalarımı okuduğum yerdir ...yaşanmamışların orda bulmak gibi...eskiden bende şiir gecelerine katılırdım ama zaman bir çok şeyi değiştirdiği gibi o alışkanlıklarda git sadece kendi kendime okur oldum....Tanımlamalarınızdan rahatsız değilim ama bazen insanın kendiyle yüz yüze gelmesi utandırır ya :) çıplak gibi hisseder utanır onun gibi oldum bir anda...yoksa kötü birşey yazmadınız hiç :) duymadım daha...teşekkürler...Hayatınızda bu öenmli üç Ş'nin hayatınızdaki güzel insanla birlikte eksik olmamasını dilerim...Tadı böyle çıkar çünkü...Gelincik selam ve sevgilerini gönderdi...

B Gelincik 
 14.09.2009 8:24
Cevap :
O üç şeyi hatırlayamadım. Ama, İzmiri anlatıyordum o yazıda. İzmir sevdalılığım vardır benim. Şiir tutkun var, biliyorum. İki tane şiir var DÖN isimli blogda. Okudun mu onları? Ben de sana gıpta ediyorumö. Bizim blog arkadaşlardan hiç birisine benzemiyorsun. Hemen farkediliyorsun. ( Neyse öğdü yine demeyin) Kısa keseyim.Sana ihraç fazlası kedi yollayayım mı ? Selam ve saygılar.(Kafa göz yarmadık di mi?)  14.09.2009 13:29
 

İspanya, İzmirin K.Yakasına taşımış . Sayın Cellek bu yazısı ile. ''Zil, şal ve gül' demeğe getirmiş. En çok esintileri, suyun karşı tarafındaki örnekleriyle ortaya koymuş. Türk usulü motiflerle Ege'ye uyarli bir atmosfer yaratılmış bu yazı ile. Patlıcan dolması ve cacık, ortaklaşa kullandığımız bir kültürün parçası, Rakısı, uzo'su, sirtakisi,Zeybeği ile bir bütünüz. Bu inkar edilemez. Bir karma güzellikler sergilenmiş K.Yaka Kültür Derneğinin gecesinde. 'Ah bir de ben olmalıydım' diyesi geliyor insanın. Bu yeri ziyaret edip, yakından görmek istiyorum. Bakalım öğreneceğim çok şeyler olmaalı. Bir işletmeci, hem para kazanmak hem kültür motiflerini sergilemek üzere Yunanistana gidip Sirtaki dersi alıyor.Muazzam bir vazife şuuru.Ve bilinci.Restorancılık değil, kültür ateşeliği yapıyor bu karı koca Ateş'ler. Onları da kutlarım. Elinize sağlık bu geceyi, okuyarak biz de yaşadık. Sevgilerimle.

Ismet Sözübir 
 07.03.2008 13:42
Cevap :
''Kültür ateşeliği'' Bu sözü çok tuttum.Mehmet Beyle yeni tanıştık.Yeni öğrendim daha yaptığı animatörlüğü.Yabancı tatil köylerinde bu meslektir.Geçer akçedir.Club Mediterraneen'de; gündüzleyin,yerlerden bastonunun sivri ucuyle izmarit avlayan,kağıt vesair atıkları toplayarak köşe bucağa el atan,yalınayak,başıkabak insana bakar ve acırsınız.Pejmürde kıyafetli aynı adamı, Klübün mega Show'unda rol keserken görürüseniz sakın şaşmayın.,İzmaritleri gündüz toplayan işte o adam,buranın genel müdürüdür.Şaşmayın.Tam beş lisan bilir..Animatör tahsili yapmıştır.Oranın bel kemiğidir.Bir de bizdeki genel müdürlere bakın siz. Ben Sardunaki' de böyle bir olay görmedim.Alaçatıda yerleri varmış.Oralarda yapıyorlarmış bu işleri. Büroşürlerinden öğrendim bunları Buraya yeni gelmişler.K.Yaka Kültür Derneğinin etkinlkleri münasebetiyle ayaküstü tanıştıktı.Mutfak kültürü,milletlerarasında önemli bir yer tutuyor.Mehmet Beyin Sirtaki kursuna gitmesi çok enteresan değil mi? Sevgi ve teşekkürlerimle  07.03.2008 14:52
 

bir akşam yaşamışsınız öyleeee. Üç "Ş"'li bir gece...Üçü bir arada, arkadaşlar da yanında...insan daha ne ister enfes bir akşam yaşamak için. Hayatınız hep üç "Ş"'li geçsin. Sevgilerimle.

Nezahat 
 07.03.2008 12:40
Cevap :
Hayatımızda 'Ş' ler tükenmez.Şarkıların dilinde de var Ş ile başlayan,''Şarkılara sordum..''' Şarkılar seni söyler'' Şarkımı senin için '' Şimdi uzaklardasın..'' gibi gibi..Depoda daha çooook benzin var.Şiiri var,şarabı var.Ama biz işin sanat yönü ile ilgilendik.Çeşme.Alaçatıda çişeklerle süslü bir avlu: Taştan..Masası taştan...Barı taştan...Ocağı taştan...Döşeemesi kayrak taşlarından.Ve inceden inceden çalan gitar.Ve tellerine takılı kalmış bir romans.Deli deli esen Çeşme Alaçatı rüzgarı..Saç baş karıştırır ama,ruhları dingin tutar..Bir tutam ısırgan otundan,bir çatal deniz börülcesinden..Bir çimdik kırmızı soğanlı favasından, rakı kokulu arapsaçından çimlenirken,taş masada bir kadeh.İçinde kırmızı bir şarap.Yanıbaşında gül,öte tarafta şal.Ve çalınan Mandubala ve arkasından da zinguela..Donakal zevkten.Şaşkınlıktan elin şaraba bile gitmez .Şarap seni içer,lıkır lıkır alimallah! Böylesine de can kurban.Bu,provası idi.Neme lazım,anlatması bile keyif verici.İlginize teşekkür ederim.  07.03.2008 14:24
 

Ege; yeşillikleri, z.yağları, yemekleri,mezeleri ile ünlü. Bir de buna Ege Zeybeğini eklerseniz, şarkısıyle, şiiriyle,şarabı ile Ege'nin kalbi ortaya çıkar. K.Yaka Mavişehir Kültür Derneğinin faaliyetlerine kulak vermek lazım.Çok etkinlikleri var.Kültür kokan ve iz bırakan güzelliklere imza atıyorlar. Aynı şekilde karı koca Sardunaki'ciler, bu işe baş koymuşlar. Okuyunca anlıyorsunuz. Memleket severliklerini de gözlüyoruz bu yazıdaki davranışlarından. Kaybolan değerlerimizi, kültürlerimizi öne çıkarıyorlar. Ne güzel. Şiirli, şaraplı, şarkılı ve sirtakili, efeli geceler güzel olmalı. Herkesi kutlarım. Yazı da iyi olmuş. Güzelliklere parmak basılmış. Kalın sağlıcakla.

Murat Gözüpek 
 07.03.2008 11:28
Cevap :
Animatörleri,vatanlarında ve de yabancı tatil köylerinde çalışırken görmüştüm.K.Yakadaki bu usul,çok özveri isteyen devamlılık isteyen bir iş.Hem ticari kaygı,hem mutfak, personel,kira va yan hizmet masrafları arasında, müşterinin göz zevkine de hitabederek Zeybek ve Sirtaki gösterisi yapmak,çok önemli.Devamlılık ister.Bıkkınlık kabul etmeyen bir performans.Bir yemek der, geçeriz.Gurme'lerin animasyon işlerini sunmak ayrı bir satatü gerektiriyor.Bunları tesbit ettim ben o gecede.Siz de bunlara değinmişsiniz.Gözleminiz kuvvetli.Sizi kutlarım. Ve teşekkür ederim yaklaşımınız için.Teşekkür ederim.  07.03.2008 12:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 883
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster