Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '07

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
2211
 

Hayatın en büyük sırrı 2

Hayatın en büyük sırrı 2
 

DUYGU YÖNETİMİ 2

" Bir sorunu o sorunu yaratan düşünce biçimiyle çözemezsiniz. " Einstein

Sorunlarımızı yoksayarak onlardan kurtulamayız. Sorunlar çığ gibi büyüyen bir bumerang gibi sonunda küt diye gelip ya kafamızı ya da belimizi kırarlar.

Sorun çözmek aslında yaşamın amacıdır. Yaşam zaten bunun için vardır.

Sorunu halletmenin tek yolu, sorunu her bir tarafıyla korkmadan tarafsızca sorgulamak ve onu oluşturan bakış açımızı değiştirmekten geçer. Einstein’in bana göre en anlamlı sözlerinden biridir : Bir problem varsa onu yaratan düşünce biçimiyle çözemeyiz.

Bazen sorun biz oluruz ! Eğer biz bir sorunsak yapılacak şey yine aynidir. Sorunu anlamamız gerekir yani kendimizi ! Kendimizi tanımak için düşünce biçimimizi değiştirebilirsek kendimize farklı açılardan bakmış oluruz. Böylece kendimize ve hayata nasıl baktığımızı daha iyi kavramış oluruz. Çünkü açı değiştiğinde bir önce bulunduğumuz açıyı daha iyi görebilecek buna göre de önceki konumumuz ve tutumuzu daha değişik perspektiften inceleme fırsatımız olacaktır. Bu inceleme sonucunda olayları, yaşamı ve kendimizi değerlendirmemiz farklı olacak, bu da bizi daha ileriye götüren gelişmiş bir bilince sahip kılacaktır.

Aksi takdirde korku ve kaygılar tekrar eder, büyür, alışkanlık haline gelir ve çözümlenemezler. Çözümsüzleştikçe bilinçaltı hafızada bir kabuk oluşur. Bu kabuk zamanla sertleştikçe de alışkanlıklarımız kişiliğimizin kırılması gittikçe zorlaşan bir parçası haline gelir. Bir bakarız ki tüm hayatımız geçmişte yaşadığımız bir ilk korkunun esaretinde geçmiş gitmiş.

Nedenini bildiğimiz ve bilemediğimiz korku ve kaygılarımız vardır.

Eğer nedeni biliyor da sırf yaramıza neşter vurmayalım diye kabuğu kaldırıp sorunu deşmezsek yaranın büyümesine ve kronikleşmesine neden oluruz. Kronikleşmiş duygusal yaralar ilerde bize depresyon, şiddet veya kanser gibi hastalıklar şeklinde geri dönecektir. Yakında depresyon konusunu Zen Budizm konusuyla birlikte işleyeceğim.

Nedenini bilemediğimiz endişe ve kaygılarımızın kaynağı içinse yapabileceğimiz bir şey var. İlk korku çoğu kez 0-6 yaş aralığında, çocukluğumuzda yaşadığımız ilk duygu kırılmalarıyla başlar.

Örneğin yalnız, doyumsuz, çaresiz hissetmemizin nedeni yaşamdaki herşeyi değersiz veya herkesi - tabii kendimizi de- yetersiz bulmamızdan kaynaklanıyor olabilir. Ama biz bu nedenin farkında olmayız. Biz bilemeyebiliriz ancak bilinçaltı bilir. Bu olumsuz duyguların altında yatan daha önce söylediğimiz gibi çocukluğumuzda ve öncelikle 0-6 yaş dönemi içerisinde yakın çevremizde yaşadığımız, belki çok basit bir nedenden -ilgi odağı olamamaktan veya yanlış anlaşılmalardan bazense çok travmatik- ana-baba kaybı-terkedilme-ölüm-kaza gibi nedenlerden kaynaklanır.

Yaşamdaki bu " ilk kırılma "ne kadar yüzeysel olursa olsun çocukluğun saf benliğini derinden yaralar ve izleri sonraki hayatımızda, yetişkin olduğumuzda da görülecek içe kapanıklık ya da tersine öfke ve güvensizlik gibi karmaşık duygular yaratır.

Nedeni geçmişte yatan böyle bir sorunu çözmek için yapılan Geçmiş Yaşam Terapisi (Regresyon ) çalışmalarında biz bilinçaltı programını devreye sokarız.Bilinçaltında yatan sorunu kendi ekranınıza yansıttıktan sonra sizi sorunun nedeniyle yüzyüze bırakır ve onu farketmenizi sağlarız. Sorun ancak bundan sonra hafızadan silinebilir. Ve yine ancak silme işleminden sonra boşalan yeri olumlu bir başka amaçla doldurmak mümkün olacaktır.

Bilinçaltının derinliklerinde bastırılmış duran bu duygular bilinçli bir şekilde ortaya çıkarılıp hafiflemedikçe- ifade edilmedikleri sürece- bir şekilde farklı yollardan kendilerini tekrar edecek hayatımızda sürekli mevcut olacaklardır.

Hayatımızın bir döneminde maruz kaldığımız olumsuz bir duygu yüzünden tüm yaşamımızın mahvolması veya gelecekteki kaderimizin mutsuzluk ve depresyon olması gerekmiyor.

İlk kırılma anının esas kaynağını bulduğumuzda öz güven eksikliği, kaygı, üstü örtülü veya açık öfke, depresyon, suçluluk duyguları gibi duygularla da baş edebiliriz. Bunun için " Geçmiş Yaşam Terapisi "denen, en fazla 1 veya 2 gün süren bir programla bilimsel self-hipnoz ve aile modelleme tekniklerini kullanarak başarılı olabiliyoruz.

" Geçmişle yüzleşmeden korkularını bilemezsin. Kendini bilmeden, kendini bulamaz ve kendinden kaçamazsın.

Çünkü geçmişle yüzleşemeyenler geçmişi tekrarlarlar.

Kendinle yüzleştiğinde öfken bitecek. Değişecek olan hayat değil sensin. Bakış açın değiştiğinde Sen,

Sen değiştiğinde hayatın değişecek ! "

Unutma, hayatın en büyük sırrı , aynadaki sensin !

Mine Kavalalı

www.psikospirituel.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Mine Kavalalı'nın yazısını okudum ve çok hoşuma gitti.Yazı daki sorunlar tam beni anlatıyor.Acaba bu terapiyi kim yapıyor ve ben de nasıl bu terapiden faydalanabilirim. Cevap verirseniz sevinirim.Kolay gelsin.

Hasan Kücek 
 23.04.2007 20:44
Cevap :
Merhaba,bu konuda daha çok bilgi için Hakkımda bölümünde yer alan internet adresinden bana ulaşabilirsiniz. MİNE kAVALALI  23.04.2007 23:18
 

Yazılarınızdan,dolayısıyla fikirlerinizden çok yararlanıyorum,sağolun,sağlıcakla kalın...

DİNOZOR 
 23.02.2007 8:47
Cevap :
Gerçekten bunun için yazıyorum biraz da İstanbul dışında yaşayanlara ve çalışmalarıma katılamayanlara soruları ve/ veya sorunları olursa diye. Siz de sağolun,esen kalın.  24.02.2007 2:29
 

yazınız çok güzel sonunda belirttiğiniz oto hipnoz ve modelleme teknikleri nedir, nasıl kullanılır?

bilgehan 
 21.02.2007 17:20
Cevap :
Çok teşekkür ederim Bilgehan. Sorunun cevabı okuduğun yazının sonunda gördüğün web sitesinde var. Burada da kısaca belirtmeye çalışayım. Oto-Hipnoz ve Aile modelleme " Geçmiş Yaşam Terapisi " çalışmasında duygusal sorunlarımızın ardında yatan nedenleri keşfeden ve etkin biçimde yeniden düzenleyen bilimsel iki değişik teknik.  21.02.2007 18:32
 

Mine hanım, ne güzel ve öz olarak sunmuşsunuz konuyu. Katkı sağladınız, sağolun!. Bir şey eklemek istiyorum izninizle; sorgulamaya ve oradan da farklı bir bakışa geçebilmenin başlangıcı bence, önce "merak etmek ve istemek". Çünkü bu merak insana, neden, nasıl, nerde, nezaman, niçin, vs. sorularını sorduruyor. Sevgiler

Yeşim E. Narter 
 21.02.2007 16:31
Cevap :
Çok haklısın Yeşim'ciğim. Kesinlikle önce istemek gerek. Başarılı olmanın en büyük sırrı da bu. İstemek. Zaten merak zeki insanların tasarrufunda olan bir özellik, merakı iyi değerlendirmek de ayrıca bir yetenektir. Bu da ilgi duyulan konu üzerinde başarılı olmayı sağlar. Bak senin de katkın oldu,ne güzel ! Mutluluk dolu günler dilerim.  21.02.2007 18:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 183
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2192
Kayıt tarihi
: 26.07.06
 
 

 Hacettepe Üniversitesi'nde Psikoloji okudu. İ.Ü. Gazetecilik mezunudur. Öğrencilik yıllarında İn..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster