Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
4232
 

Hayatın evreleri

Hayatın evreleri
 

(Kronolojik yaşam takvimi)

Not: Bu yazı yazılırken toplumda yerleşik düşünceler, dürüstlük ilkeleri ve ahlaki kaygılar dikkate alınmamıştır.

00-02 yaş arasında:

Söylediğimi anlasaydınız ve yerine getirebilme gücünüz olsaydı şunları diyecektim. Yeni doğduğunuzda inek yavrusu gibi olsanız bile anne bananız ve diğer insanların abartılı ilgileriyle karşılaşırsınız. Bu nedenle bu dönemde bazı hayat kurtaran davranışlar önemlidir.

Bebek kardeşlerimizin bu süreçte yaptıkları en büyük hata uslu çocuk olmalarıdır. Uslu çocuğu analar, danalar hatta cadaloz kaynanalar bile sever. Bu ise öpülmeniz, mıncıklanmanız ve kucakta hop hop hoplatılmanız demektir. Size bir tiyo vereyim. Ağlayan çocuğu kimse öpmez. Uyuyan çocuğu da. Bu nedenle ya ağlayın ya da uyuyun. Eğer bunları yapamıyorsanız ümbeh ümbeh sizi öpmek isteyenlere tükürün. Bebeksiniz diye kızamazlar. Nasılsa büyüdüğünüzde hiçbirini yapamayacaksınız. Fırsatı değerlendirin.

Memnun ve mutlu olmayın. Yüzünüzü sürekli ekşitin, kırıştırın. Yani çirkin olun. Güzel bebekler karpuz dilimi gibi yalanırlar. Açlığınızı susuzluğunuzu bildirirken söylediğimi mutlaka dikkate alın.İnsanlar önemsemezler. Bebektir ağlar derler. Anlamaları için onları ısırın. Bu aç olduğunuzu gösterir. Kedinin sütünü devirin. Kedi annenizin üzerine atlar. O da mutfağa kaçar. Mutfakta da aklına su gelir. Biraz uzun bir yol. Keşke bardak sesi çıkarabilseydiniz.

Genelde en çirkin bebek bile kainat güzelinden daha fazla öpülür. Bazen sizi çirkin ve pis adamlar, ağzı salyalı mahalle karıları da öperler. Böylelerine karşı annelerin bebeklerini koruma şansları yoktur. Onların yüzlerini tırmalayıp kulaklarını ısırın. Bazı anneler sevmeyi hiç bilmezler. Size öyle bir sarılırlarki boğulmanız işten bile değildir. Zaten yaşanmış örnekleri de vardır. Bu nedenle mümkünse yanınızda oksijen maskesi bulundurun.

Bilerek geç konuşun.Bazı anne babalar bilmedikleri alfabeyi sizin sayenizde öğrenirler.Tatlı dillisiniz ya durmadan sizi konuşturmaya çalışırlar.Dilsiz numarası da yapmayın sakın.Sonra sizi cerraha götürürler.Geç konuşun ama erken yürüyün.Bu, istediğinizde onlardan kaçmanızı sağlar.

02-06 yaş arasında:Birinci çocukluk dönemi

Bebek tarzı sevmeler devam eder ama artık ayaklarınız vardır ve anne babaların niyetini de anlarsınız ufak ufak. Amaçları sizin yumuşak pürüzsüz yüzünüzde dudaklarına ütü yaptırmaktır.Çocuğuysa çocuğu canım!İnsan günde onsekiz kere öpülmez ki!Eyyübsultan kapısı sanki.Estetiği bozulur değil mi?

Bu dönem aynı zamanda sizi yakalarına kırmızı bir gül gibi taktıkları dönemdir.Hele de ailenin tek çocuğuysanız onların gurur kaynağısınızdır. Size yönelik sevgi ve ilgi tavan yapar. Öyleki bazı anneler misafirlerine yemek getirirken unutup tabak yerine sizi getirirler. Bu sıkıcı ilgiden kurtulmanın tek yolu eve hiç girmemektir. Ama eşiğin hemen dibinde oynamalısınız. Çünkü uzaklara giderseniz anneniz adınızı çığırarak sokak sokak sizi arar. Üstelik tatlı çocukları çok seven sedece anne babalar değildir.

Anne babanızın bildiklerini size öğretmeye başlamaları işkencesi bu döneme rastlar. Bu işkencenin etkilerini azaltmanın en iyi yöntemi onlar öğretirken uslu çocuk gibi durmadan evet, anladım anlamında başınızı sallamanız ama sonra yapmamanızdır. Oyun oynarken elbiselerinizi bilerek toz, toprak ve çamur etmeniz işinize yarayacaktır. Çünkü anne babalar çocuk eğer temiz giyiniyorsa zaten sırtında var diyerek yeni elbise almazlar.

Bir kardeşinizin daha olması sadece şu bakımdan iyidir. Mahallenin çocukları sizi kolay dövemezler. Ama size verilenlerin ikiye bölüneceğini de unutmayın.

06-12 yaş arasında:İkinci çocukluk dönemi

Kız iseniz artık çocuk değilsiniz demektir. Erkekseniz sizden bazı şeyler istenmeye başlanır. Çocuklarını döven babalar tüm haklarını neredeyse bu dönemde kullanırlar. İşin kötüsü bebek olmadığınız için ağlayamazsınız da. Dayak vücudunuz gibi ruhunuzu da acıtmaya başlar. Bu altı yıl insanın zor yıllarıdır. Sanki hayat merdiveninin ilk basamağına da bu yıllarda adım atarsınız. Çocukların uslu olmalarına taraftar değilim. Uslu çocukları da sevmem. Lakin bu dönemde uslu çocuk olmanızı önereceğim. Daha az dayak yersiniz.

Anne babanız bu dönemde arkadaşlarınıza pek dikkat etmezler. Çocuk işte oynasın derler. Bu nedenle altı yılın tamamını oyunla geçirebilirsiniz. İçinizde ben de çocuk olmadım diye uhde kalmasın. Cesaret denilen şeyle bu yıllarda tanışırsınız. Cesaret hayatın anahtarıdır. O olmadan hiçbir kapıyı açamazsınız. Ne yapıp edip bu altı yıl içinde içinize cesaret genlerini yerleştirmelisiniz. Kavgacı olmayacaksınız ama sizi korkutmaya çalışana kavgayla karşılık verecek, sopa yeseniz bile kavgadan kaçmayacaksınız. Aksi takdirde bu korku ömür boyu sürüyor.

Bu dönemde sevdiğiniz, hoşlandığınız ne varsa imkanlar ölçüsünde yapmaya çalışın. Çünkü bir daha fırsatınız olmayacak. Büyükler özellikle ders çalışmanız konusunda ısrarcı ve titiz olacaklardır. Onları ikna etmeye, ders çalıştığınıza inandırmaya uğraşmayın. Anne babalar mevcut düzen tarafından öyle şartlandırılmışlardır ki uyku dışında kalan tüm zamanınızı ders çalışarak geçirmenizi isterler. Sağlığınız onların umurunda bile değildir. Karnenizdeki nota bakarlar. Bu nedenle onları kandırabilirsiniz. Beş saat eğlenin, bir saat ders çalışın. Sevmediğiniz ve kafanızın almadığı dersleri kendinizi paralayarak karnenizde pekiyi yapmaya uğraşmayın. Orta hata geçer de olsa olur. Eğer zayıf olursa dikkatle karne üzerinde düzeltin. Cahil babanızdan sopa yemekten, aşağılanıp azarlanmaktan iyidir.

12-16 yaş arasında:Birinci gençlik dönemi

-Ailenizin size inanmadığı, sizlerin de inadına kendinizi ispata çalıştığınız yaşlardır. Aslında sizler henüz birşeyi başaracak kadar güçlü değilsinizdir. Anne babanızın dolduruşuna gelerek kendinizi zorlarsanız bi tarafınıza bişey olabilir. Aslında bu süre içinde gençlere ağır iş ve sorumluluk vermemek lazımdır. Çünkü bedensel ve belki zihnsel şekil alma bu yaşlarda olur. Dış müdahaleler vücudun bozuk olmasına ve akılda dengesizliğe neden olur.

- Unutmayın anne babanızın sözünü dinlemek onları mutlu eder, sizi değil. Çoğu anne baba çocuklarının sırtına hayatın yükünü bu yaşlarda yüklemek ister. Onlara daha henüz büyümediğinizi gösteren hareketler yapmalısınız. Ağzınıza emzik alıp emmeyin mesela. Şaka yaptığınızı sanırlar; size inanmazlar. Harçlık istemeyebilirsiniz örneğin. Hem büyümediğinize inanırlar, hem de işlerine gelir.

- Unutmayın, anne babanızın ne isterseniz alacakları yaşta değilsiniz. Bu nedenle rest çekip şantaj yapmayın. Babanızın elinin kaşıntısı hala geçmemiş olabilir.

16-20 yaş arasında: İkinci gençlik dönemi

Ben şahsen öyle upuzun bir ömür yerine bu dönemi dörtdörtlük yaşayıp ölmek isterdim. İnsan hayatının en önemli dönemidir. Hatta biraz abartıp 16 yaşından önce bir işe yaramaz 20’sinden sonra da kaldır at bile diyebiliriz. İkinci gençlik çağınız mutsuz geçiyorsa cennete falan gidemezsiniz. Çünkü cennete kayıtlar bu çağda yapılır. Bunun anlamı mutsuzluğa ve birilerinin sizleri mutsuz etmesine izin vermemeniz gerekir. İkinci gençlik çağında, hayatlarının baharında gençleri mutsuz edenler dilerim iki cihanda gülmesin, sürüm sürüm sürünsünler.

İnsanoğlunun aşkla tanıştığı hayatın bu altın çağı mutlaka dolu dolu yaşanmalıdır. Bu konuda hiç kimseyi takmayın. Artık güçlüsünüz de. Takın kolunuza manitalarınızı gezin Taksim, Beyoğlu. Herşey mübah ve meşru. Geç gelebilirsiniz. Hiç gelmeyebilirsiniz. Anne babanıza ardardına yalanlar söyleyebilirsiniz.

Bu yaş aralığında birşeyi kabullenemiyorum. Gençlerimizin bir kısmı bazı abuk sabuk adamların dolduruşuna gelerek yaşından daha olgun davranmaya çalışıyorlar. Yaşınızla birlikte büyümelisiniz.

21-40 yaşları arasında: Malı götürme dönemi

Evet aynen öyle. Para, şöhret, kadın hayatta istediğiniz ne varsa bu çağda elde edilir. Oysa insanlarımız bu çok değerli zaman dilimini yok işte adam olmak, yuva kurmak, dürüst bir vatandaş olmak gibi abuk sabuk işlerle geçirirler. Ne yuvası ya! Sen kuş musun? Bu dönemde fazla dürüst olmak iyi değildir. İş başvurusunda yalan söylemek gibi küçük sahtekarlıklar yapabilirsiniz.

Yalnız bu dönemde bir risk vardır. Para kazanayım derken sağlığınızdan olabilirsiniz. En akılsız insan ömrünün yarısında eşek gibi çalışıp diğer yarısında hasta yatan insandır. Maçın 90 dakika olduğunu unutmayın. Sağlığınız sözkonusu olduğunda bencil ve fesat olun. Benim sülalemde birtek bende bel fıtığı yok. Çünkü arkadaşım evini taşıyacağı zaman yalan söyleyip “Belimde fıtık var” diyorum.

16-20 yaş arası nasıl aşk zamanıysa bu dönem de meşk zamnanıdır. Eğlence ve zevk tavan yapmalıdır. Güzel vücut ve sağlık düşüncesiyle bazı insanlar hayatı kendilerine zehir ederler. Bunlara gülüyor ve acıyorum. Sağlık kimyasal bir olaydır. Deney tüpünün içine bir gram fazla koyduğun zaman istenen karışım , bileşim her neyse sağlanamaz. İnsan vücudu deney tüpüdür. Vücudun ihtiyacı olan birim maddeler tıp ilminde miktar ve cinsleriyle bellidir. Fazla ya da eksik verdiğiniz zaman vücut hastalanır. Ve insan yaşlandığı değil, hasta olduğu zaman ölür. İspatı ortada. Bin yıllık çınar var. Hala ayakta. Niye ölmüyor? Çünkü hasta değil. Kökünde esaslı bir çürüme olsun da görelim bakalım bin yıllık çınarı. Korkut tıp ilmini yutmuştur. Hipokrat benim talebemdi. Bir de vücut toprak bir ark, yani su yoludur. Buraya hergün hergün fazla su salın, bakın ne oluyor. Bu kimya sanatını başarmak zordur. Bunun için yiyecek ve içecekleri belirli miktarlarda, gramla tüketeceksiniz. Ve bu, ömür boyu hiç değişmeden sürecek. Başarırsan 124 yıl yaşarsın, değilse 60 yıl. İsteyen deneyebilir.

40-70 yaş arasında:toplumsal ilişkişler çağı

Toplumsal ilişkilerin, dostlukların, arkadaşlıkların insanı bu kadar mutlu ettiğini bilmiyordum. Bu dönemde bazı yalamaların tekrarladıkları “kırkından sonra…, yaş yetmiş iş bitmiş “ gibi ifadeleri kesinlikle duymayın. Bunlar hayatı bilmeyen ve çoğunlukla 60’ında ölen insanlardır. Hayatın o kadar zevkli ve eğlenceli yönleri var ki. Bu arada “zevk eşekte olur” diyenler muhatabımız değil tabii ki. Biz hem kötü yaşıyoruz hem de erken ölüyoruz. Tek neden hayatı bilmememiz.

Kültür ve sanat işte bu dönemde çok işe yarıyor. Yaşadıklarınızın zevkine bunlarla varıyorsunuz. Bunun için kültür bakanı ya da devlet sanatçısı olmanız gerekli değil. Biraz ilgi, biraz bilgi. Ama kültür ve sanatı kitaplardan öğrenmeye kalkmayın. Kütüphane ile mezar arasında bir tek fark vardır. Birinde ceset diğerinde kitap olması. Kültür ve sanatı hayatın içinde yaşayarak edinin. Şophen’in hayatını okuyacağınıza müziğini dinleyin.

Derin ilişkiler insanı aşk kadar mutlu eder. Toplum kurallarını boşverin. Ahlak efendiyi kale almayın. Kötü insanları arkadaş edinmeyin. Yalnız kalsınlar, hatta ölsünler. Artık birşeyler(mal, para, itibar) elde etmeniz fazlaca gerekmeyeceği, yani düzeninizi kurmuş olmanız gerektiği için önceden başvurduğunuz küçük sahtekarlıkları bırakın. Tanrıya ve meleklere yaklaşın. Çoğunun hayat dediği şu manevi ve içsel duygular bu çağlarda insanlara anlamsız bir mutluluk verebiliyor.

Mutsuz ve sorunlu, kompleksli insanları etrafınızdan kovun. Gitsin tedavi olsunlar. Onları çekmek zorunda değilsiniz. Bu yaşlarda, özellikle 50-60’tan sonra yaşlandığınız için değil sağlıksız yaşadığınız için sizde eksiklikler ortaya çıkar. Bunlar ciddi şekilde hayatınızı etkiler ve sizi mutsuz eder. Bunları yaşlılığın sonucu olarak kabul etmeyin. Kesinlikle doktora gidin. 90’ından önce ben yaşlıyım diyen adamın kafadan sorunu vardır.

70-90 yaşları arasında: Sessiz mutlulk çağları

Tüm hayatınınızı çok kargaşalı bir şekilde yaşadınız. Sessizlik de insanı mutlu eder. Huzur tek başına mutluluk değildir ama mutlu olmaya yardımcı olur. Ama dikkat edin bu sessiz hayatın içinde mezar düşünceleri olmasın. Torun torba çağı da aslında bu çağ olmalıdır. 50 yaşında adam kucağına torunlarını almış. Hadi be! Sen dedemisin? Eliniz ayağınız tutuyorsa insanların size yardım etmelerine izin vermeyin. Erken ölürsünüz yoksa. Hayattan kopmayın ve duvar dibine oturmayın. Ne kadar hobiniz varsa hepsini yapmak için bu çağ idealdir. 40’ında hobiden bahseden adamı dövmek lazım. Sen hobiyle değil bobiyle uğraşmalısın. Bu çağda ölüm düşüncesi sık sık sizi yoklar. Siz değilseniz bile aklınız mezarlığa gider gelir. Hayattan kopmadığınızı göstermek için gerekirse kendinizi iple bir ağaca bağlayın.

90, 100 ve sonrası:Veda çağları

Sağlıklı bir ömür sürmüşseniz ancak işte bu yaşlarda artık ufak ufak ölümü düşünebilirsiniz. Korkuya kapılmanıza gerek yok. Öldükten sonra da ruhunuzun yaşayacağını düşünebilirsiniz. İnancımız da desteklediği için buna inanmanız kolay olacak. Yaşadığınız alemden sadece bedeniniz gidecek. Ruhunuz sevdiğiniz insanların çevresinde sonsuza kadar gezecek. Ve siz bunun farkında olacaksınız. Buna inanmak size hiçbirşey kaybettirmez. Ölümün ve belki temelli yok oluşun azabını azaltır. Zaten yolun sonundasınız. Çok fazla akıllı olmaya gerek yok, değil mi?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kapsamlı yazınızı okumak yaşamı yeniden düşündürüyor, teşekkürler.

Kadri KANPAK 
 16.05.2016 21:32
Cevap :
Değişen zamanla hayatın evreleri birbirine karışmaya başladı ama.  17.05.2016 9:19
 

Çok akıcı, çok coşkulu, çok zekice yazılmış. İnsanın bu yazıyı okuduktan sonra gürül gürül yaşayası geliyor ki; iyeeeyt! Aynen öyle yapıyorum. Çekilin önümden! Kumkapı'ya yaşamaya gidiyorum:))) Dönmezsem polise bildirin olur mu:))) Selamlar...

vakayinüvis 
 28.08.2010 20:50
Cevap :
Gülname hanım günaydın.Beni şımarttınız;kendini beğenmişliğin kollarına attınız.Keşke Eminönüne gitseydiniz.Sandalda ekmek arası 3 lira.Abuk sabuk yazılarıma gösterdiğiniz ilgiden dolayı bayramdan sonra az kızarmış yan yatmış balıklar benden efendim. Biz bu kadınlarla başedemeyiz ya!Baksanıza Dümbüllü'nün torunu gibi espri yapıyo! TRT deki göreviniz için başarılar diliyor harika yazılarıınızı özlüyorum.Bu ara biraz seyrekleştimi ne? Saygılar efendim.  29.08.2010 8:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5256
Toplam yorum
: 13619
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 662
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster