Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

ismail hakkı özsarı

http://blog.milliyet.com.tr/ihozsari

04 Ocak '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
207
 

Hayatın farkında mısınız?

Hayatın farkında mısınız?
 

alıntıdır


İnsanoğlunun en önemli açmazı, yaşamın tadına varıp, keyfini çıkaramamasıdır. Dramatik bir şekilde kaygılar, korkular içinde bocalayıp durur. Gerçekten de ne istediğini, ne istemediğini bilmeden tatsız, tuzsuz bir şekilde ömrünü tüketmektedir.

Buna şöyle de diyebiliriz: İnsan kendi kendinden habersiz, koşar adım ölümüne doğru yol almakta.

Anlayacağınız Veysel'in de dediği gibi; “Uzun ince bir yolda gidiyor gündüz gece”

Hayatın gizi, önce kendini tanımakta ve sonra da farkında olmakta yatıyor.

Ünlü düşünür SOKRAT “Kendi kendini tanı” diye öğüt vermiş. Bizim YUNUS da “İlim, ilim bilmektir. İlim kendin bilmektir. Sen kendin bilmezsen, ilim nicedir” diye seslenmekte.

Kendimizi tanıyalım. Tanıyalım da bu olağanüstü işi nasıl başaralım? Bu işi başarmak çok zor. Çünkü kendimizi tanımamıza engel olan, bu amaçla yasaklar koyan, çok güçlü toplumsal tabular var. Bu tabular bizi kendi kalıplarına uydurmak için ellerinden geleni yapmaktalar. Önemli olan sizin, size ait özgün kişiliğiniz değil, içinizdeki derinliklerden gelen, duygu ve düşüncelerinizi bastırıp, toplumun istediği model kişiliğe bürünmektir.

Arkadaşına, “Şurada oturup biraz da demlenerek eğlenelim” diyorsun.

Cevap: “Hayır, olmaz. Görürlerse ayıp olur”

“Ben Köpeğimi gündüz gezdiremiyorum. El âlem ne der?”

“Yazları şort giymek istiyorum. Ancak laf, söz ederler diye çekiniyorum”

“Eşimle el ele tutuşarak dolaşmak istiyorum. Ayıplarlar diye korkuyorum”

Listeyi uzatabilirsiniz.

Toplumsal tabulara ve “El âlem ne der?”e göre planlanmış bir yaşam. Varın siz tadına ulaşın.

Hayatımızda kör inançların tutsağı olmuşuz. Oysa Rousseau'nun da dediği gibi “Tabiat, insanı saf ve temiz doğurur. O'na şekil veren çevresidir” işte bütün mesele şekil verenler ve bunların becerisinde gizli.

Doğduğumuz andan itibaren ben olma, birey olma, özgün kişiliğimizi geliştirme yönünde; bıkmadan, yılmadan uğraş veririz.

Ne yazık ki başarılı olduğumuz söylenemez.

Bizi şekillendirmeye çalışanların, kendi istekleri doğrultusunda şekillendirmeleri, istekleri karşısında yenik düşeriz.

Nasıl davranmamız konusunda, sürekli kulağımıza üflenir. Ve biz de sürüden biri olup çıkarız.

Peki, bu sarmaldan kendimiz kurtarabilir miyiz?

Elbette kurtarabiliriz.

Bir kere, bunun için; önce kendi kendinizi tanıma, yolculuğuna çıkın. Zihninizin derinliklerine inin. Bu konuda yayınlanmış kitapları okuyun”

“İnsan, insanın aynasıdır” Diğer insanlarla ilişkilerinizi gözden geçirin. Komşularınızdan, arkadaşlarınızdan nasıl bahsediyorsunuz? Konuşma biçiminiz nasıl? Doğadaki gizlerin farkında mısınız? Bir böcekle bir çiçek arasındaki, mutlu yaşam birliğini hiç gözleyebildiniz mi?

Başını okşadığınız bir köpeğin ya da bir çocuğun, gözlerindeki mutluluğu okuyabiliyor musunuz? Övgüde cömert, yergide cimri olabiliyor musunuz? Karşılıklı yardımlaşmanın hazzını yaşayabiliyor musunuz?

Kendinizi; kin, nefret, kıskançlık duygularından, arındırabiliyor musunuz?

Yukarıdaki sorulara evet diyebiliyorsanız; kendinizin farkında olmaya başlamışsınız demektir.

MUTLULUKLAR DİLERİM.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 265
Toplam yorum
: 75
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1086
Kayıt tarihi
: 12.07.12
 
 

Emekli öğretmenim. Kitap okumayı ve düşüncelerimi paylaşmayı çok severim. Tarih özel ilgi alanımd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster