Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ağustos '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
477
 

Hayatın farkında ol

Hayatın farkında ol
 

Bu stres yüklü, koşuşturmayla geçen, sürekli bir şeyleri yapma, birşeyleri sonuçlandırma çabası halindeyken kendimizden o kadar çok uzaklaşıyoruz ki kendimizi unutuyoruz. Bütün bu kaos ve karmaşanın içinde hayatın bize seslenişlerini duyamıyoruz, onun küçük mucizelerini, süprizlerini göremiyoruz. Hayatı mükemmel bir serüven kılmak ve her an mutluluk halinde olmak için farkındalık gerekir. Bu size hem iş hem özel hayatınızda iyileşme ve güzellik getirir.


GÖR İŞİT ANLA DEĞERLENDİR


Mesela 3 yıldır süren bir ilişkiniz vardır ve birden bitivermiştir. Ve size nasıl bu duruma geldiniz neden birden bitiverdi denildiğinde  'Bende bilmiyorum bitti işte' dersiniz. Peki bu cevaba siz ne kadar inanıyorsunuz? Sizi temin ederim ki o üç yıl boyunca bu ilişki bir çok sinyaller vermiştir, hatta dörtlüleri yakmıştır ''hey ben bitiyorum bak önlemini al'' diye.  Ama bizler farkındalık halinde olmadığımızdan, anda değilde sürekli geçmişi düşünüp yarına kaygılandığımızdan bunları görememişizdir. Kaçınılmaz son gelmiş ve ilişki bitmiştir. İşimizde de aynı hep ağzımıza pelesenk olmamışmıdır şu 20 , ya da 10, ya da 5 sene nasıl geçti anlamadım diye. E anlamassın tabi... Sadece günü kurtarıyoruz, bu geçen zaman da sorsak size gerçekten kendin için neler yaptın , tabiki koca bir hiç diyeceğiz.


 FARKINDALIK KENDİMİZ HAKKINDAKİ GERÇEĞİ BİLMEKTİR.


Farkındalık kendi yaratıcı yeteneğimizi, sınırsız potansiyelimizi ve kendi kendimize yarattığımız engelleri görebilmek, hissedebilmek, anlayabilmektir.


Yaşadığımız her anı farkındalıkla görüp değerlendirebilsek kendimize sadece kendimizin engel olduğunu ,  yaşantımızda hiç bir dış etkenin yaşadıklarımızda fonksiyonu olmadığını, mutsuzluğumuzun kaynağının yine kendimiz olduğunu görebiliriz.


Mesela;

Ben bir 5-10 yıl öncesine bakıyorum da gerçekten bu sonuca varıyorum. Bütün olumsuzlukları, kötü diye adlandırdığım (aslında hiç biri kötü değil tabi ki hepsi birer deneyim ve çok şeyler öğrendim onlardan)  olayları hep kendim yaratmışım. Nasıl mı ? Kafamda senaryolar kurarak, negatif düşünceleri etrafa saçarak, andan uzaklaşıp geçmiş ve gelecek için kaygılanarak. Şimdi şu an da ise inanın bana beni üzecek ya da olumsuz etkileyecek hiç bir olay yok (tabi ki sevdiklerimi kaybetmek dışında)


 ÖN YARGILARLA DOLU OLDUĞUNUZ SÜRECE , GEÇMİŞTEKİ  DENEYİMLERE TAKILIP KALDIĞINIZ SÜRECE GÖZLEMLEMENİZ İMKANSIZDIR.

                                                                                                                             Krisnamurti,,


Ne güzel söylemiş büyük üstad, işte bunlar sizi andan alıkoyan en büyük düşmanlardır.


Sonuç olarak şu kendimizden uzaklaşma haline bir dur demenin zamanı geldi de geçiyor bile. Şöyle bir silkinelim artık...


Tam farkındalık, kalıcı huzur ve mutluluk için önce kendimizi iyi tanımalıyız. Olaylara nasıl tepki veriyorum, tepki verdiğim andaki ben kimim ? Verdiğim tepkiler beni nereye götürüyor nasıl yaralıyor? Öfkelendiğimde aslında gerçekten karşımdakine mi yoksa her şeyin nedeni ve sonucu olan kendime mi kızıyorum? Aslında bunun kendimiz olduğu gerçeğini bilsek de işimize ve kolayımıza gelen her zaman karşı tarafı ve koşulları suçlamaktır.


Eskilerin çok güzel bir sözü var 'Çuvaldızı kendine iğneyi başkalarına batır' yani önce kendini bil eleştir düzelt ondan sonra başkasını eleştirmekte kendine hak gör.


Evet artık gerçek beni keşfetme zamanı, anda olun, farkında olun , daima huzur ve mutluluk sizinle olsun.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 220
Kayıt tarihi
: 22.03.15
 
 

LİSANS MEZUNUYUM FİNANS SEKTÖRÜNDE ÇALIŞIYORUM İLGİ ALANLARIM; Kitap okumak, insan davranışlarını..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster