Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '07

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
415
 

Hayatın içinden...

Hayatın içinden...
 

Gün geçmiyor ki bir tv kanalında esefle gördügümüz, hayvanlara yapılan işkenceler. Gün geçmiyor ki. Bilinçsiz şekilde bazı kurumların sağlık adına !
..... adına yapmış olduğu hataları okuyup, seyrettiğimiz anlar. İsyan ediyor, lanet okuyoruz. Bloglarımız da sayfalar dolusu yazılar yazıyoruz. Bıktık mı, hayır bıkmadık her seferinde isyanımızı dile getireceğiz. Onlar da belki bir gün yaşamlarında karşılaşacağı bir olayla, bir an bu kaybolan duygular ile uyanacaklar. Güzelim dünyanın yanlız biz insanlar için değilde bütün canlılar için olduğunu
öğrenecekler...

Bizi yaradanın o muazzam düzenine neden karşı geliyoruz? Neden o canlılara içimizde yer tanımıyoruz. Biliyorum bu yaşadığımız dünya da insanın bile bir yerde kıymeti kalmamışken. Her köşede binlerce çocukların, insanların acı çektiği anlarda, sen nelerden bahs ediyorsun değiceksiniz. Doğru olmadığını bile bile. Bize verilen düzen içersinde her canlının yaşamın bir parçası olduğunu;bu zincirin tek bir baklasını göz ardı edip bir kenera attığımız zaman bizlere nelere mal olacağını unutmamız lazımdır. Bu gün iki ayrı örnek vermeye çalışıcağım.

Bilmem neden ihtiyaç duydum bunları yazmaya, yoksa insan kendisini tanımak için acaba önce onlara mı değer vermeli .Kararı sizlere bırakıyorum.

Kediler sevgileri içın neleri göze alır? Kediler sevdiklerinin ardından yaş tutarlar mı? Sevgileri yüzünden ölebilirler mi?

Bir kaç yıl önce kız kardeşim, veteriner kliniğinde gördüğü dört patisi de sargılanmış bir kediden söz etti. Kedinin nasıl bu hale geldiğini sorduğunda veteriner, 'kedinin sahibinin bir binanın onuncu katından atladığını' ve öldüğünü söylemiş. Kedi de sahibinin arkasından atlamış ve ciddi şekilde yaralanmış, fakat hayatta kalmayı başarmış. Bu sıra dışı davranışın açıklaması ne olabilir? Kedi onuncu kattan atladığında başına nelerin gelebileceğini bilmiyor muydu? Bile bile atlamış olduğuna inanmak güç; ama bilmediğine inanmak da güç. Kediler ağaçsıl atalarından gelen bir özellik sayesine yerden tam olarak ne kadar yükseklikte olduğunu bilirler. Bu özellik olmasaydı, bir kedinin ağaçtan düşmesi bile ölümle sonuçlanabilirdi.

Gerçekte, yüksekten düşen kedilerin büyük bir çoğünlüğu hayatta kalır. 1987 yılında ''Journal of the American Veterinary Medical Association'' dergisinde iki veterinerin bu konuda yaptığı bir araştırmanın sonuçları yayınlanmıştı. New York'taki Hayvan Tıp Merkezi'ne getirilen 132 vaka incelendiğinde, ortalama 5, 5 kat yükseklikten düşen kedilerin yüzde 90'ının (çoğu yaralı olmasına karşın) hayatta kaldığı görülmüş. Hatta bu kedilerden biriyirminci kattan düşmüş olmasına karşın bacaklarını olabildiğince açmaları paraşüt etkisi yaratır, yere yaklaştıklarındaysa önce ön ayakları üzerine inerek ve omurgalarını bükerek çarpmanın şiddetini hafifletirler. Onuncu kattan atlayan bu kedi, hayatını tehlikeye atmak pahasına da olsa sevgili insan dostunun ''peşinden gitmişti''.
Kedilerin bir başka canlıyı bu denli seveceğine, bir kedinin kendisine karşı duyduğu o efsaneleşmiş sevginin diğer tüm duygulara ağır basacağına inanan insanlara göre, bir kedinin intihar etmesi olanaksızdır. Pek çok veteriner, kedilerde intihar olduğu kanıtlanmış vakalara rastlanmadığını söylüyor.

KEDİ ÜZÜNTÜDEN ÖLEBİLİR mi !

Sydneyli bir film yapımcısı ve yazar olan dostum Peter Thompson, bana babasının (şair John Tompson) kedisinin nasıl öldüğünü anlattığında, bir kedinin üzüntüden ölebileceğini anladım. John'ın Malezya'da öğretmenlik yaptığı haftalar boyunca kedisi Red Ned bir veteriner gözetiminde kalmış. Derken bir gün, John'ın Malezya'dan dönmesine henüz iki hafta varken, o ana dek son derece sağlıklı bir kedi olan ve gayet iyi bakılan Red Ned ansızın ölmüş. Olaydan dolayı derin bir utanç duyan veteriner, kediye otopsi yapılmasınd ısrar etmiş. Ne var ki, otopsi sonucunda kedide hıçbir sağlık problemi olmadığı anlaşılmış. Veteriner, istemeyerek de olsa, kedinin kırık bir kalp nedeniyle öldüğünü kabul etmiş...
Jeffrey Moussaieff Masson 'un ''Kedilerin Dokuz Duygusal Canı'' adlı kitaptan aktarılmıştır.) Yarın sizlerle hayvan severlerin en zor anları ile ilgili bir yazı ile olacağım.
Saygılarla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 275
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1111
Kayıt tarihi
: 20.02.07
 
 

Bütün canlıları seven, kendi penceresinden yaşamı anlamaya çalışan, onlardan bir şeyler öğrenmek ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster