O gün diğerlerinden farklı bir dündü. O gün hava epeyce soğuktu.  Ayaz denilen cinsten.  Montumun fermuarı bozulmuş ya çaktırmıyorum. Ellerim montumun ceplerinde montumu açmışım rüzgara karşı soğuk beni delip geçecek sanki. 

-Şefe bak, şefe bu adam hiç üşümüyor abi. Şaşıyorum şuna bak montunu bile kapatmıyor. Helal olsun lan Mahmut görüyor musun?

-Sanane lan şeften,  işine baksana hıyar.

Her şey göründüğü gibi değildir. O yüzden bazen insanlara aldandıklarını söylemenin gereği yok. Öyle olsa ne olacak, olmasa ne olacak demelisin. Şantiyeler küçük ayrıntıların işin kabasında es geçildiği yerlerdir ne de olsa. Ya da öyle diyelim.  

***

Sonunda İsmaili  gördüm. Kaç gündür aklımda söyleyeceğim unutuyorum. 

-İsmail gelsene bir dakika. Dedim sakin bir ses tonuyla.  İsmail hemen yanımda bitti.

-Buyur abi.

-İsmail bir sorunumuz var yine dedim. Sorun çok önemli, girişi iyi yapmalıyım.

-Abi ben o sorunu hallettim, hiç demene gerek yok. Dün gittim konuştum, hepsi baretini takacak sen rahat ol. Takmazlarsa ben onlara takacağım. Bareti yani yanlış anlama abi.  

Gülersem işin ciddiyeti bozulur.

-Yok be o değil. Başka bir sorun var.

Nasıl söylesem bilmiyorum ki.

-Bizim bodrumda duvarcılar odaları bitirdiler biliyorsun. Odalar da ışık almıyor. Karanlık yani. Hiçbir şey göremiyorsun.

İsmail hemen sözümü kesti.

-Tamam abi hemen feneri alıp geleyim.

-Dur İsmail o değil mevzu. Ya odaların içine etmişler be, gördün mü hiç  dedim. Tamam işte konu bu kadardı, gerisini İsmail çözerdi.

Ama nerde.

-Teslim alırken söylersiniz şefim yıkar, tekrar yaparlar. İşleri ne.  

İsmaile bazen bir şeyi anlatmak çok kolaydır. Ama çoğunluğuna zordur.

-Tabi bakarım, ölçerim yok bunu iyi yapmamışsın tekrar  içine edin arkadaşlar mı diyeyim İsmail. Bildiğin içine etmişler işte. Üç dört yere. Biri düzenli olarak içine ediyor galiba.

İsmail bana baktı. Biraz uzadı bakması. Söze girdi tekrar,

-Şefim tamam içine etmiş olabilirler ama sizin işiniz de bu değil mi? İçine ettikleri zaman bulur, tespit eder tekrar yaptırırsınız.  Yani kontrol ediyorsunuz ya, ondan diyorum.

Şimdi kızmıştım.

-Oha be İsmail sen anlayana kadar bize b..k tespit ettireceksin. Ne diyeceğim bak usta buraya sıçtın ama bu ebatlarda olmaz bu iş. Gönyesinde değil, şakülünde değil, slampı iyi değil ne diyeceğim ulan. Oğlum odaların içine sıçmışlar diyorum sana.

İsmail anlayacak ya, bir deprem olsa şu an hakikaten sıçtık. Kalıpların altındayız.

İsmail söze girdi.

-Abi nasıl bildiğin hani tuvalete giriyorsun,

-Dur oğlum orada dur, bildiğin sıçmışlar işte.

Hadi be İsmail anla artık derken İsmail bir kızdı, köpürdü.

-Hayvanlar, şerefsizler, biz bunların elini sıkıyoruz, çayını içiyoruz vay itoğluitler derken bir beş dakika sürdü sövmesi.

Sakinleşince tekrar girdim araya.

-Bak bunların mühendisi var, sen ona çaktırmadan durumu anlat, temizletsin buraları. Bir de fırça atar tabi bir daha böyle şeyler olmaz. Burası kamu binası, öyle içine etmek falan olmaz.

-Tamam şefim söylerim. Gitsinler yandaki inşaat özel şahsın onunkine yapsınlar ama buraya olmaz.

İsmail benle kafa mı buldu anlamadım ama uzatmadım da.

-Aman İsmail hemen bodoslama girme lafa. Sakin sakin anlat. Benim sana yaptığım gibi.

-Tamam şefim merak etme sen. Ben söylerim güzelcene.  Öyle ki mühendis lafım bitince teşekkür eder bana.

Dedi. Tam o sıra mühendis karşımıza çıktı. Sahaya bakıyormuş. Ne var ne yok muhabbetinden sonra kenara çekildim ki, İsmail olayı anlatsın. İsmaile de bir göz kırptım.  Hemen anlamış olmalı ki, mühendise yöneldi.

-Ya şefim sizin bu adamlar var ya,

-Vardır doğru İsmail söyle. Dedi, mühendis.

-Bodrum katın içine sıçmışlar be. Yuh bu kadar da olmaz.

Mühendis bakakaldı. Kafasında tartmış olmalı ki, bu kelamda mecaz var.

-Nasıl yani.

-Bildiğin gibi ya işte.

-Ya bir hata mı yapmışlar anlamadım.

-Ya tam olarak hata sayılmaz ama oraya yapınca hata oluyor işte şefim.

Uzaktan onları dinliyorum ama kendimi zor tutuyorum. Bir kahkahayı koyversem rahatlayacağım ama olmaz şimdi.

Mühendisin kafası İsmailin darbeleriyle allak bullak olmuştu.  Hayır mevzunun biraz yanına yaklaşsa bodrum kata gidecek, santim santim inceleyecek nerede nasıl bir hata var görecek ama mümkün değil.  Ama en iyisi konuyu uzamadan kapatmak.

-Tamam İsmail  bir ara ben gider bakarım. Geç kalmadıysak düzeltiriz merak etme sen.

İsmail şaşırdı, bu adam neyi düzeltecek dedi içinden.

-Ya şefim kurumuştur işte hem kurumasa yani yeni olsa ne olacak, onlar oradan alınacak. Herkes insan gibi yapacak bu işi.  

Mühendis şaşırmaktan ölecek artık. Hiçbir şey anlamıyor.

-İsmail tamam halledeceğim gel inelim aşağıya bana göster istersen.

-Olmaz tiksinirim ben.

-Ya ne tiksinmesi şurası de halledeceğim.

-Ya kokmuştur orası girilmez şimdi.

-Alla alla ne kokması.

-Tamam şefe sorarım yerini ama senin halletmen doğru olmaz bence. Kocaman bir mühendissin.

-Arkadaş mühendisiz de tepeden bakmıyoruz ya, gerekirse gider ben hallederim bu işi.

-Ya emin misin sonra yok yapamam deme de.

-İşim ne arkadaş burada olası sorunları biz çözeceğiz tabi ki.

İsmail şaşırdı iyice. Ben dayanamadım artık, kendimi attık dışarı.

Bu kadar gülmeyeli seneler oldu be dedim, ofise doğru yollandım.

Sorunu kim çözdü yakında öğrenirim nasıl olsa.