Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '07

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
1189
 

Hayatın karmaşası

Hayatın karmaşası
 

Bugün arkadaşımla konuşuyorum.. Günaydın ve iyi bir hafta dileklerimizden sonra sohbetimiz devam ediyor… “İyi misin” diyorum… İyi olduğunu ve okuduğu kitabın etkisi ile daha iyi hissettiğinden bahsediyor. Kitabın güzel olduğunu, çok övülmesine rağmen beklentinin altında çıktığını, yine de okunmaya değer olduğunu söylüyorum.. “ Evet. Basit bir anlatım var.. Benim için bu iyi. Çünkü bu aralar basitliğe ihtiyacım var.”

Onu anlıyorum. Çünkü hepimizin hayatında karmaşadan doğan bir dengesizlik durumu ortaya çıkabilir. Her şeye sinirlenip, hiçbir şeyi yetiştiremediğimizi düşünürüz… Bu gibi zamanlarda olmaması gereken her şey olur, konuşmak istemediklerini konuşmak zorunda kalır, “şu an çekemem” dediğimiz insanlarla vakit geçirmek durumunda kalırız.. Bir türlü kendimizle baş başa kalıp içinde bulunduğun durumun analizi yapamayız… Çünkü yaşam bizi sınava sokmuştur ve üniversite sınavlarında olduğu gibi ilk 90 dakika dışarı çıkmak yasaktır. Yani bu zaman süresince kaçış yoktur…

Aklıma takılıyor... İnsan neden basitliğe, yalınlığa ihtiyaç duyar? Olması gereken bu değil mi zaten? Fakat yaradılış itibariyle karmaşık olduğumuzdan mıdır yoksa kendi üstün çabalarımızla bu hayatı karmaşık hale getirdiğimizden midir bilmiyorum ama bu hayat zaten karmaşanın en açık halini gösterir bize. İlginç olan tarafı yalınlığından en güzel gösterim şeklidir…

“Sen nasılsın” diyor. İyi olduğumu ve sadece çalıştığımı söylüyorum.. “ Biliyor musun? İş, düşüncenin düşmanıymış”… Hem ona yazmaya başlıyorum hem de onaylar şekilde başımı sallıyorum. İşte o karmaşa dediğimiz düşünce sisteminin düşmanı çıktı ortaya… Sadece çalışıyorsun, yemek yiyorsun ve uyuyorsun. Bu rutin içinde düşünmeye vakit bulmakta zor gibi görünüyor. Bir de uğraştığın iş, değişimi, yenilikleri, farklılıkları olmayan bir işse o zaman durum daha vahim bir hal alıyor… Ben hep bu gibi durumlarda düşünmeden uzak kalındıkça beyin hücrelerinin öldüğünü düşünürüm… “ Hadi bakalım sevgili hücrelerim biraz uyuyun ve dinlenin” demenin onları kendi isteğinle ölüm uykusuna yatırmayla eşdeğer olduğuna inanırım. Bu da benim basite indirgenmiş düşüncem işte…

Fakat bu basitliğin ve karmaşadan uzak durmanın birde sonucu vardır. Ya tüm hücreleri öldürüp, eşyadan farksız bir varlık olarak devam edersin ya da o uykudan kafanda şimşekler çakarak uyanırsın. O şimşeğin etkisi biraz ürkütücü olur çevrendekiler için, ama kendin için iyi bir gelişmedir diye düşünürüm. En azında içinde büyüyen öfkenin ve rutine hissedilen nefretin bir anda dışarıya yansımasıdır bu. Bir dolu sözcüğü yutmuşçasına dışarıya vurumdur… Ve her sözcük bazen bir fırtınanın öfkesi gibi, bazen de ipek yumuşaklığı ile savrulur gider…

O eşya gibi tavırsız halin en azından bir gülümseme ile kendine gelir. Olay o kadar da karmaşık değildir. Sadece istemekle değişime uğrayacak bir durum ve istemekle şekle girecek bir ruh halini barındırır insan. İyiyim dersen iyi olursun, ama ben hep olumsuz bir ruh halini taşıyorum, “benim diğer adım hüzün” gibi karamsarlığın en koyu şeklini yapıştırırsak üzerimize en basit durumu bile karmaşık görürüz… Bu durumda biz insanların kendine yaptığı bir tür işkencedir. Zevk meselesi işte… Biz insanlarında en büyük zevk meselesi de kendine yaptığı işkencedir. Örnek aramaya ihtiyaç yok… Kısa süreliğine hayatından bir kesiti düşünmesi yeterlidir bu durumun ispatı için…

Sözün kısası hayat, yaşadıklarımız ve bunalım halleri karmaşanın bir parçası değildir. Asıl karmaşa beyinde başlar ve bizim koşulmamızla devam eder. Yaşam, yalınlığa gösterilebilecek en güzel örneklerden biridir… Bildiğim karmaşa ise sudoku ya da 5000 parça yapbozlar da saklıdır :)))

Ya sunulan hayatı basit hali ile yaşarız ya da karmaşalar oluşturup içinde boğuluruz. Seçim yapmak durumdayız ve bunun içinde karmaşık bir şekilde yapılandırılmış olmasına rağmen yalınlığı, basitliği elinden bırakmaması gereken düşünen beyinlerimiz olmalıdır. Eğer uykuya dalmasına izin vermediysek bu seçimi yapar ve en uygun şekli sunar önümüze... Genelde bu seçim karmaşadan yana olsa da hayat her haliyle yalındır.. Biz onu karmaşıklaştırmadığımız sürece..

Hayatın yalın halini yaşayabilmek dileğiyle…..

Resim: Sophie Anderson

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazen iş yaşamı, bazen aile yaşamı ve bunlara istinaden bazen isteklerimiz, bazen ruh hallerimiz hepsi etken oluyor ve nasıl oluyorsa çözümü zor bir yapboza dönüşüyor hayat. Oysa ki hayat çok yalın bir şekilde verilmez mi bize? Üstelik herkese aynı şekilde bomboş beyaz bir sayfa gibi. Ve yine kronikleşmeden yalınlaştırabilmek bizim ellerimizde, yüreğine sağlık, Sevgilerimle Seda'cım:)

Düş 
 06.05.2007 10:29
Cevap :
Kesinlikle öyle hayat. Boş bir kağıt gibi veriliyor önümüze.. ve yazılanları biz belirleyebiliriz. Tane tane kelimelerde seçebiliriz anlaşılmayan bir dilde. Yönetici konumundayken hayat karmaşık diyemeyiz. Çünkü karmaşayı kendimiz yaratıyoruz. Sevgiler Mürvet'cim..  06.05.2007 19:24
 

Fulyamsı bir blog :) ben bu tarz bloglar okuduğumda başım dönüyor. Derin bir sessizlik içine giriyor, haliyle masama gelen arkadaşlar "hayırdır" dediğinde; hayır; aslında varoluşun kaynağı, mağaradaki ışığın dışa yansıması dediğimde kimseciklerin etrafımda kalmadığını görüyorum : ) Flesefe yazmak her ne kadar zorsa bence okutabilmek dahada zordur. Ne mutlu sizin gibi okutabilenlere...Selamlar.

Tarık Azra 
 03.05.2007 11:41
Cevap :
Sevgili Tarık, sen dalma o derin sessizliklere :)) Düşün tabii ama etrafında da insanlar kalsın :))) Çok teşekkür ederim yorumun için. Fulya gibi yazmam imkansız. O her yönüyle mükemmel. Bu benzetmelere kuzen olduğumuz için sanırım. Bak bu neyi andırıyor biliyor musun bana?İki insan düşün biri duvarın üstünde geniş bir çevreyi görüyor. diğeri ise duvarda oluşmuş delikten bakıyor. Bu da birikimin, bu işe şevkle sarılmanın sonucu diyorum ben. O gerek yazım tarzı gerek bilgi birikimi ile çok insandan üstündür...Yoksa yazım tarzı olarak çoook farklıyız. O gerçekten mükemmel yazıyor ve bizde ondan kitap istiyoruz. Dilerim bir an önce kitaplığımızda yerini alır. sevgiler  03.05.2007 14:55
 

Bir çok insan bir koltuğa üç-beş karpuz sığdırmaya çalışıyor.Her şeye elimizi uzatmaya çalışıyoruz, o yüzdende çoğu kez hiç bir şeye uzanamıyoruz.Gereksiz karmaşıklıktan hayatını arındırabilenler daha huzurlu olur diye düşünüyorum.Ben sade bir yaşamı birazda bundan dolayı seviyorum.

Sinefilozof 
 02.05.2007 8:56
Cevap :
Çok doğru Abdulkerim.. Gereksiz karmaşadan arındırırsak kendimizi yalınlığı yakalarız diye düşünüyorum bende.. Sevgiler kardeşim :)))  02.05.2007 13:39
 

biz nasıl bakarsak, nasıl bakıyorsak biraz da öyle görüyoruz galiba hayatı...kendi içimiz, ruh halimiz nasılsa hayatımıza da o durum egemen oluyor. oysa bakmanın ve görmenin ayrı şeyler olduğunu önce kendi gözlerimize, bakışımıza uygulayabilsek hayatı da bu kadar suçlamayız belki kimbilir...sonsöz; hem zaman zaman fırtınalara yakalanmanın çok da zararı olmasa gerek...sığındığımız liman sağlam olduğu müddetçe :)) öpüldünüz güzel bayan...

beenmaya 
 01.05.2007 22:38
Cevap :
Nasıl bakarsak öyle olur hayatımız.. Bazen fırtınalar iyidir ama güneşli havalar daha sık olsun ister insan.. Gökyüzüne gri bulutların değil de masmavi yalın halin yakıştığını düşünürüm.. Hayatımız gibi.. Kucak dolusu sevgiler canım.. Öpüldün :)  01.05.2007 23:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 194
Toplam yorum
: 2196
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1511
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster