Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
629
 

Hayatın peşinde...

Hayatın peşinde...
 

Amelia Rodriguez'le hayatın peşinde...


Kaşık kadar kalmıştı yüzü.

On günde zayıflamış, ufalmış, incelmiş, omuzlarına binmişti de sanki hayat, kamburunu çıkarıvermişti.

Yuvarlak ve kocaman menekşe rengi gözleri, bütün yüzünü kaplıyordu adeta.

Sokaktan gelen geçenlere hiç aldırış etmeden ağlıyordu.

"Git, dedim ona.

Kaç kere git dedim hem de. "

"Nefes alamıyorum ben onsuz abla ", dedikçe ağlıyordu hiç gözyaşı dökmeden, bulutların arasına kaçmış menekşe rengi gözleri ile.

"Çocuklarımla onun arasında kaldım ben abla."

Çok seviyorum onu."

"Döner mi, dersin bir daha yine ?"

Polis kocası, bir çatışmada vurulduğunda 29 yaşındaydı henüz Iraz.

Biri erkek, biri kız çocukları da küçücük.

Eşinin ölümü sebebiyle aldığı toplu para ; bakla oda, nohut sofa bir ev almaya yetmişti anca başlarını sokacak kadar. Yeniden çalışmaya başladı. Çocuklarına ve kendisine maaş da bağlamıştı devlet. Allaha şükür geçinip gidiyorlardı işte kimseye muhtaç olmadan.

Yıllar geçip gidiverdi, kocasının yasını bile tutmaya fırsat olmadan.

36 yaşlarındaydı Mehmedi tanıdığında.

İçkisi kumarı yoktu. Eşinden ayrılmıştı o da. Küçücük bir büfe işletiyordu. Çocukları annede kalmıştı. Biraz küçüktü Irazdan ama…Sevgi dolu idi gözleri. Yakışıklıydı allah için. Arslan gibi. Irazın işyerine gelmişti bir gün. Ortak arkadaşları tanıştırmıştı. Kilitlendi kaldı Irazın menekşe rengi gözleri Mehmedin gözlerine.

İkinci gelişinde "evlenelim" , dedi adam. Iraz şaşırdı, kahkaha attı. İnanamadı. Yeniden evlenmek, mutlu olmak o kadar uzaktı ki ona.

Ama hoşuna gitti, gururu okşandı.

Görümceleri ile, çocukları ile tanıştırdı. Çocuklar kabullenir gibi oldular başlangıçta. Sevindi Iraz. Görümceleri çok sevdiler Mehmedi .

Iraz dul anasına koştu heyecanla, haberi vermek için.

"Eğer evlenirsen, bu evin eşiğini öper öyle gidersin bu evden, bir daha da ölün bile giremez bu eve " , deyip kestirip attı anası. Bir daha da konuşmadı.

Iraz kapının eşiğini öptü , çıktı evden.

Mehmede gitti.

Hükümet nikahı yapmadılar, kocasından bağlanan dul maaşı kesilmesin diye.

Ne içkisi, ne kumarı , ne çapkınlığı vardı Mehmedin. Geceyarılarına kadar tekel dükkanında evinin rızkı için çalışır da çalışırdı. Iraz, Mehmedin dizlerinin dibinde , bıdırdaşıp dururlardı kumru kuşları gibi, küçücük mekanın içinde.

Mehmede bir baktıkça bir daha bakası gelirdi Irazın. Arslanlar gibiydi Mehmedi. Evinin direği, çocuklarının babası, eri idi.

Ama çocuklar…

Bir türlü kabullenemediler Mehmedi. Bir türlü paylaşamadılar annelerini Mehmet' le...

Sözünün eri, mert delikanlı idi Mehmet. Çocuklara kol kanat geriyor, onların doğru insan olmaları için çabalıyordu. Okullarını takip ediyor, kötü alışkanlıklarını, arkadaşlarını izliyor, tatlı sert otorite kurmaya çalışıyordu. Ama çocuklar…

Kız, komşu şehirde yaşayan büyükannesinin yanına gitti yaz başlarında. Üç ay sonra da ipsiz sapsız birine kaçıverdi , annesinin muhalefetine rağmen. Hem de üniversite sınav sonuçlarını bile beklemeden.

Iraz yıkıldı.

Oğlan; ya o ya ben , dedi .

Iraz boynunu büktü…

Mehmet, küçücük bavulunu kolunun altına alıp, annesinin evine gitti.


*************

Altı yıl öncesini hatırladı, kadın. Ya o ya ben, diyen kızını.

Iraz, avuç içi kadar kalmış yüzünü kaplayan ıslak kocaman menekşe rengi gözlerini çevirdi kadının yüzüne.

"Hiç görmediğim büyükannemin gözleri de böylemiydi acaba ?" diye geçirdi aklından kadın.

Annem hep böyle anlatırdı , diye düşündü bir an. Hayal etmeye çalıştı, Erzincanlı büyükannesini.

Irazın ellerini tutu.

"Hadi şimdi ona gidelim." dedi kadın.

"Bırak gururu."

"İki sene sonra oğlan kimbilir nerelerde olacak ?"

Irazın gözleri ışıldadı...

***********




Saçları güneşten sararmış, yüzü kavrulmuş çocuk eline yapıştı kadının akşamın karanlığında.

"Abla bana tost alsana, karnım aç."

"Baban nerede ", dedi kadın.

"Onlar battaniye satmaya gittiler uzaklara. "

"Sana kim bakıyor ?"

"Ebem."

Elinden tutu çocuğun.

"Tost nasıl olsun?"

"Şundan işte ", deyip kırmızı etli döneri gösterdi.

"Abla paran yoksa, tavuklu olsun..."

Her sabah erkenden kalkar, ekmek arası bir şeyler hazırlardı küçük kızına, okul servisi gelmeden. Köfteler, sosisler, patates kızartmaları ,kaşarlılar. Okulda yemek çıkmazdı o zamanlar. Gönlü razı gelmezdi bi türlü sağlıksız şeyler yemesine küçük kızının. Kolay mı , sonradan sonradan hiç beklemediği bir anda bulmuştu küçük yavrusunu.

Güldü kadın; "hadi kırmızı etlisinden al ..."



**************


Sokağın ışığı evi doldurmuştu.

Hiç korkmadı kadın yalnızlıktan.

Amelia Rodriguez’ i açtı sonuna kadar…

Irazın menekşe rengi gözlerini düşündü…

Anneannesini, sonradan sonradan bulduğu küçük kızını ve güneş kavruğu yüzlü çocuğu...

Kırmızı şarap koydu, kocaman balon kadehlere.

Artık saymayı sıraktığı ince sigaralardan bir tane daha yaktı.

Ve klavyenin başına geçti,

Hayatı zapdetmeye başladı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İyi ki hatırlattın. Tam fado havasında bir gündeyim... Bir de bunu okuyunca şart oldu... Hemen gidiyorum Ameliayı dinlemeye hemeen... Sevgileer..:))

Yıldız... 
 25.09.2008 16:24
Cevap :
Umarım iyi gelmiştir, Amelia. Çivi çiviyi sökermiş. Benim deniz yıldızımı da, denizlere yakılan ağıtlar söker elbet ! Sevgilerim ve mutlu bayramlar dileklerimle hepinize...  25.09.2008 23:40
 

Şiir, öykü, resim, adalet, yaşama sevinci, duygu, özgürlük gönüllü birini tanıyor musun? diye soran olursa bana, bu adresi vereceğim. Selam, sevgi ve saygıyla...

Mehmet Sağlam 
 14.09.2008 5:46
Cevap :
Takdir ve nitelemeleriniz bana her zaman güç ve destek veriyor. Bana sundukları ve farkına varmamı sağladıkları için müteşşekkirim hayata. Tek suçu biraz koşar adım gitmesi ! Ben de zabıt ederek zabdetmeye çalışıyorum işte...Selam ve sevgilerimle  14.09.2008 13:31
 

surlar örüverirler hele senden olanlar sandıkların... Arefeyle Bayram'ı yanyana göstermek istemezler kadın kısmına niyeyse. Yanyana görmek isteyenlerse, analarından doğduğklarına pişman edilirler yine en sevdikleri tarafından. Ben de çoook sonradan evlendim ya oradan biliyorum. En fenası tercih yapma zorunluluğu her halde. Allahtan ben öyle numaralara hiç yüz vermedim ama gelde bana sor arkadaşım... Keşke Iraz'lar hem çocuklarıyla hem aileleriyle hemde sevdikleri insanlarla mutlu olabilseler değil mi? Sevgiler yolluyorum tüm kadınlara

kevser şekercioğlu akın 
 12.09.2008 15:22
Cevap :
Ne güzel, ne hoş ama ne acıtıcı bir deyiş , kara mizah örneği gibi " Arife ile bayramı yanyana göstermemek". Böyledir işte benim Karadenizimin kadını ! her an her dakika, her olaya "cuk" diye oturup, iki kelimede durumu kara mizah cephesinden özetleyecek lafı vardır mutlaka. Bu meselenin en yakın,en canlı tanığı sensin tabii ki. Her kadının hikayesi farklı nüanslarda olmakla birlikte, özünde aynı işte.Kadın,kadının düşmanı.Hem de en yakın, en ondan yana olması,en onu anlaması gerekeni.Biliyor musun aslında en içerilerinde, sana hak veriyorlar, anlıyorlar. Keşke bildiğini yapsa, keşke bu kara yazgıyı yıksa,diyor içerisi.Ama bunu kendilerine bile itiraftan korkuyor, çekiniyor. Kendi narsizmini yenemiyor, onlardan,çoğunluktan yana olmanın verdiği güven duygusu galip geliyor. Tabulara karşı çıkmak, risk çünkü. Olanı sorgulamak, değiştirmeyi talep etmek yürek işi.Dışlanmayı göze almak demek.Bu nedenle de kolayı seçiyor, riski göze alana, değiştirmeyi talep edene karşı.Canından bile olsa.svg  12.09.2008 17:17
 

Sema hanıma da yazdım size de yazacağım. Zamanı peşpeşe aynı mekanlarda kovalıyoruz resmen. Bakir kalmış koylardan biridir Selimiye ve geçen ay oradaydım. Organik bir sebze bahçesi olan Mavi Deniz Pansiyon'a gideriz hep. Esra ve Ramazan çifti mükemmel ağırlar bizi. Amerika'dan gelen daimi müşterileri bile var. Denizin ortasındaki ahşap salında yıldızları sayarak mükemmel bir sessizlikte akşam yemeği dayanılmaz güzellikte oluyor. Hele mönüde deniz börülcesi ve Levrek olursa...Sabah badem toplayan köylülerle muhabbet ederek yürümek, tekne tutup koyları keşfetmek, Amerikalının evinin önünde denize girmek ki; ev denemez malikane... Ah be Neşe hanım! Nerden şimdi durduk yerde Selimiye dediniz? Bir parmak bal çaldınız şimdi yüreğime, bayramda yolu gözümüzde büyütmeyip kaçsak mı yine mavi sulara ne? Arkadaşlarım da Palamut Bükünde... Sevgiler mutlu günlere...

MARTILAR ÖZGÜRDÜR 
 02.09.2008 16:25
Cevap :
Ahh.. Sevgili Özgür Martı, sanırım ben sizden yine bir yorum alacaklı olacağım :)) Zira sizin yorumunuzun bana ulaştığı sıralar Selimiye güncesini yayına hazırlamakla uğraşıyordum. Bol miktarda da fotoğraf var. Umarım sever ve yeniden bir kez daha özlem giderirsiniz O güzelim köyle. Ortak yaşanmışlıklar, beğeni ve tercihleri de ortak kılıyor olmalı. hayran kaldım, aşık oldum Selimiye'ye. Hatta kızımı orada bıraktım ve yarın yine gidiyorum nasipse, üç günlüğüne. Küçücük bir yoruma koskoca bir Selimiyeyi sığdırmışsınız gerçekten. Paşlayımınız için çok teşekkür ederim. Sevgilerimle  03.09.2008 17:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 3375
Toplam mesaj
: 406
Ort. okunma sayısı
: 2267
Kayıt tarihi
: 15.02.07
 
 

Düşünen, üreten, kendine, insana, çağına sorumlu, tavırlı, taraflı , çağdaş ve yüzü aydınlığa dön..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster