Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

aygoz Özlem Eryoldaş

http://blog.milliyet.com.tr/aygoz1

18 Mayıs '07

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
466
 

Hayatını kurtarmak istedim sadece..

Hayatını kurtarmak istedim sadece..
 

Evdeki telaş canını sıkıyordu. Yıllardır bu an' ın bir gün geleceğini biliyordu. Ama hep ertelemeye çalışmıştı beyninde. Bir yandan hazırlıklara yardım etmeye çalışıyor, bir yandan da elinden geldiğince ağır davranıyordu.

Hep iyi bir hayat sağlamaya çalışmışlardı o' na

En iyi okullarda okutmuşlardı. O' da iyi derecelerle bitirmişti okullarını. Yurt dışında kazandığı burs, sevinci olmuştu. Bunca yıllık emek boşa gitmeyecekti. Ülkesine dönünce de istediği işe girebilecekti. Ona'da zor geliyordu, ülkesinden, sevdiklerinden ayrı kalmak.

Ama bir yerlerden başlaması gerekiyordu.

Annesinin davranışlarını anlamaya çalışıyordu. İki gün önce yaptıkları konuşmada, gitmesini istemediğini açıkça belirtmişti. " Bunun için elimden ne gelirse yaparım " diyordu kadın.

Sabah ilk uçakla gidiyordu. Derin bir sessizlik hakimdi evin içinde. Adam oğluyla konuşurken gözlerini kaçırıyordu. Güçlü görünmeye çalışıyordu. Kadın, ağlıyordu sürekli sessizce.

Herkes odasına çekildi.

Sabah gün ışıdığında adam'la delikanlı hazırlandılar.

Kadın " ben gelmek istemiyorum " dedi.

Vedalaştılar. Hüzünlü veda sonrası kadın içeri girdi. İçinde garip bir sevinç vardı. Koltuğuna oturdu.Gazetesini okumaya başladı.

Dört saat sonra kapı çaldı. Sinirle içeri girdi delikanlı ve babası. Uçak biletini kaybetmişlerdi. " evden çıkmadan önce kontrol ettim " diye anlatıyordu delikanlı.

Adam üzgün, sevinçli karışık duygular içinde dinliyordu.

Kadın tek duyguya hakimdi. Mutluydu !.

Sinirle odasına girdi. O gün için başka bilet de bulamamışlardı. Ancak iki gün sonraya alabilmişlerdi.

Yatağına uzandı. Uykuya daldı.

Adam, dışarı çıktı. Astımı vardı. Hava almak iyi gelecekti.

Evdeki tek huzurlu insan kadın 'dı. Oğluyla kapıda vedalaşırken, montunun cebinden aldığı bilete baktı gülümseyerek. " iki gün daha yanımda kalacak " dedi.

Televizyonu açtı. Haberler deki alt yazıyı okumaya çalıştı. Anlayamadı, bir daha geçmesini bekledi. Okuduğunda ne yapacağını bilemedi. Oğlunun bineceği uçak okyanus ' a düşmüştü. Ve hiç kurtulan olmamıştı. Sevinemiyor, üzülemiyordu. Heyacanla haberi vermek için oğlunun odasına yöneldi. Kapıyı açtı. Uykuda olduğunu gördü. Bu haberi vermeden yapamazdı. Sessizce " oğlum binemediğin uçak düştü. Hiç kurtulan olmadı. Ben saklamıştım senin biletini. Bak hayatını kurtardım " dedi. Hiç ses çıkmıyordu delikanlıdan.

Yanına yaklaştı. Yüzünü inceledi. Gülümsüyordu.

Yanağına bir öpücük kondurdu. Uyanmamıştı. Yüzünün solukluğunu ve soğukluğunu hissetti. Nefesini duyamıyordu oğlunun. Öylece kalakaldı yatağın ucunda.

Ölüm raporunu yazan doktor, başsağlığı diledikten sonra,

" üzüntüye bağlı ani kalp krizi " demişti. Adam ağlarken oğlunun yanında, kadın öylece duruyordu.

" ben hayatını kurtarmak istedim sadece " diyordu Gözyaşları süzülürken yanağından sessizce. 18/05/2007

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

güzel bir hikaye, anlamı çok büyük anlayana. bırakın hayat istediği gibi aksın.sevgiyle kalın

LADYBUG(uğurböceği) 
 21.05.2007 17:04
Cevap :
evet..hayat aksın..engellemek mümkün olamıyor bazan ne yazıkki ..Sevgiler..  21.05.2007 17:22
 

Yıllar önce bir yazı da ben okumuştum. Sanıyorum Melih Aşık'ın 'Açık Pencere'sinde; Vietnam savaşına katılan asker dönme zamanına yakın evini arayıp anne babasına, bir konukla geleceğini belirtiyor. 'Ama' diyor genç asker, 'sakat, benimle gelecek arkadaşım'..Olsun diyerek onaylıyor aile. Yine, 'ama' diyor sonunda, 'iki kolu ve bir bacağı yok!'. Aile de insan yükünün ağır olduğunu, ona bakmanın güç olduğunu belirtiyorlar. Peki deyip kapatıyor oğulları. Geleceği haberini bekliyen aileyi San Fransisko polisi teşhis için çağırıyor. Bir gökdelenden düşmüş, iki kolu ve bir bacağı olmayan bir gencin cesedini teşhis için. Çocuklarını teşhis ediyor aile ve polis kayıtlarına mayına basarak sakat kalan askerin ölümü 'intihar' olarak geçiyordu bu olay..Sizin öyküyü okuyup, gözlerimin ıslaklığını silerken anımsadığımı da paylaşmak istedim. Selamlar. H.Hüseyin Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 18.05.2007 21:59
Cevap :
paylaşımız için çok teşekkür ederim..Selamlar..  18.05.2007 22:10
 

Anneye içerlemiştim oğlunun geleceğiyle oynuyor diye. Sonra sevindim bu sayede hayatı kurtuldu diye ama sonlara doğru gözlerim yuvalarından çıkacaktı sanırım. Beklenmedik şeyler sadece hikayelerde kalsa keşke değil mi...

OynamıYorum 
 18.05.2007 20:50
Cevap :
keşke..canım teşekkür ederim..Sevgiler.  18.05.2007 22:10
 

Ne diyeceğimi bilemedim!Okurken yazıyı, aynı hikayedeki insanlar gibi, ilk önce karışık duygu ve düşünceler içindeydim: Annenin hain planından dolayı sevindim, ama bir yandan da "çözüm değil ki, iki gün sonra gene aynı hüzün ve üzüntü olacak" diye düşünürken, haberle birlikte "kaderin cilvesi işte" deyip gelişmeden kesin sevinç duyarken hiç beklemediğim ölüm! Sanırım ölümden kaçılmıyor; azrail için adresin önemi yok, yola çıktıktan sonra nerde olursan ol, bir şekilde buluyor seni. Uzun ömürler cümlemize...

habişş 
 18.05.2007 14:17
Cevap :
evet haklısınız kaçılmıyor..:((.teşekkür ederim..Selamlar..  18.05.2007 16:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 185
Toplam yorum
: 1201
Toplam mesaj
: 81
Ort. okunma sayısı
: 1375
Kayıt tarihi
: 10.03.07
 
 

Yazabilmenin özgürlüğüyle... İstanbul'un bir bahar sabahında dünyaya gelmişim. Keşfetmek, anlayabilm..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster