Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '14

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
406
 

Hayatını Yaşamak

Hayatını Yaşamak
 

"Görmez olaydım ... kapı aralığından bakan iki çift göz , karısı ve kucağında cılız yavrusu... o zaman afalladım , kalktım ,yüz bin dolarlık senedi yırttım attım ..."

Hayat, canlı olma durumudur.Biyolojik gerçeklerle başlayarak son nefesle biter...sadece size özgüdür , durum bu kadar da yalındır.Karmaşık olan arada geçen anlardaki hissetiklerimiz ve bunu algılayış tarzımızdır.

İnsanları bulundukları durumla yargılamak doğru değildir. Çok zararlı davranışlar gösteren birinin yüreğinde umulmadık değerler taşıdığına tanık olabiliriz. 

Eflani'nin bir köyündenmişler aslında ,elli yaşlarında olmalıydı, yeşil gözleri daldı ve sağ elindeki iki parmağını sargılı alçı üzerinden ovuştururken heyecanla anlatıyordu :

-Kendimi tutamadım, bünyesi sorunluydu, ben de masayı yumrukladım .Eskiden olsa yerle bir etmiştim onu,çünkü ben tetikçiydim , çek senet işleriyle ilgileniyordum,girdik bir eve dayadım namluyu ağzına ,senedi de gözlerine adamın , dedim :'Bu imza senin mi ,' dedi 'evet ,' dedim 'neden ödemiyorsun ulan ,' neyim var ki ödeyeyim , işte gördüğün bu tek göz evdeyim '

Bakışları otuz yıl öncesine kilitlendi...

-Görmez olaydım ... kapı aralığından bakan iki çift göz , karısı ve kucağında cılız yavrusu... o zaman afalladım , kalktım ,yüz bin dolarlık senedi yırttım attım, söylendim...' hayatını bağışlayacağım ...' Düşündüm o anda ,'peki benim hayatım yok mu , neden bu işteyim ?..' bıraktım işte o zaman bu işi...

Söyledikleri beni çok düşündürdü : " Benim hayatım yok mu ?.."

Yaşlılıkta çok olur, hep geçmişe yönelik düşünür insan .Ben ise hep geleceği hissetmeye çalıştım,geçmişimdeki nice paylaşımlarımı yadsıdım, ufaladım, yok ettim ...kuşkusuz yine yok edeceğim , içimde hep gelecek umudu taşıyacağım.

Beni neden seçti bu adam , neden bana bu kadar yük bindirdi, hâlbuki onunla ikinci karşılaşmamızdı,ve sadece kırılan parmağına işaret ederek "geçmiş olsun," demiştim .O ise bana tüm hayat hikâyesini anlatıyordu. O anlatırken ben hayatımın muhasebesini yapıyordum . Anlatmayı sürdürüyor :

-Suadiye Lisesindeydim, babam beni okula tabancasız göndermezdi, bir haber gelirdi yatardık yere, okul taranır, kalkardık, cam çerçeve yerle bir olmuştur...Babama ;'Baba' derdim, 'sağcı solcu nasıl farkedilir , ' gülerdi rahmetli, 'birinde bıyık olur evlât, ötekinde sakal ,' derdi... Aynı memleketin insanıyız değil mi anlayamıyordum neden böyle olduğunu...

Adana ,nemli Çukurova sabahlarında ,turunç , portakal kokulu yollar bölünmüş ,bir kaldırımdan topluca, tek sıra gidip gelen öğrenciler, ellerinde bir kitap defter ya da koltukaltlarında Cumhuriyet, karşıki kaldırımdakilerde Hergün gazeteleri,gözler tedirgin , bakışmıyor , başlar hafif yere yönelik... sivil piyade taburları ...okumaya gidiyorlar...

Geçici olarak görevlendirildiğim Hürriyet Lisesi'nin öğretmenler odasının balkonuna tedbir olarak konulan bazukalı askerler,film şeridi şimdi... Üç kuruşluk maaş için ıssız yollardan geçip gittiğim öğrencilerim gözümün önünde ,herkesin can korkusu yaşadığı günlerde ders anlatışım , yazılı yapışım ... hayatımı umursamazlığım...kaç kuruşluk değerim olduğunu hesaplayamadım...Bir hayatım vardı benim de , onu önemsememiştim...

Sıralıyor geçmişini, o bana , ben de kendime anlatıyordum.

-Kadıköy'de eski iskeleyi bilirsiniz, önünde büfe vardı...

Başımı sallıyor kendime anlatıyorum : "Evet hatırlamaz mıyım her taraf kestane ağaçlıydı ve insanlar haberleşir buluşurlardı ...kimi Fenerbahçe plajına yollanırdı, kimileri sarılır,hasretle öperlerdi yanaklarını...banklarda gazete okuyanlar , simit yiyenler, güvercinler peşinden seyirten minicik çocuklar... başörtüsü hafif çözülmüş kırçıl mantolu bir hanım filesiyle ...tramvay çanlarını bastıran vapur sirenleri...bin telaş bin bir hareket... "

-Karaköy'den vapurla geldim ,iskeleyi geçip büfeye yaklaşırken beş adamın bir kişiyi dövdüğünü gördüm, yüz elli kişi seyrediyor, karşı da da iki polis izliyor ,geçtim , durdum ve döndüm...Yıllarca tabancasız dolaşmadım ben .

Eliyle sol koltuk altını göstererek o günlere gitti, kırık parmaklı elini oraya götürüp hayâli tabancasını çekti.

-Daldım içlerine tabancanın kabzasıyla iki kişiyi devirdim ,üçü saldırmaya çalışırken havaya sıktım bir el, abi ! meydanda polisler dahil kimseler kalmadı...o zaman karşıda jetonlu telefon vardı , bizim yazıhanemizi aradım, babam çıktı 'Bir belaya çattım baba!' dedim yerimi söyledim ,'Bekle geliyorum evlat,' dedi.Büfenin yanına çöktüm bir cigara yaktım,o sırada ekip geldi,tabancamı çıkarttım, 'yaklaşmayın,' dedim 'Sıkarım ben de ölürüm ama birinizin de hayatı gider !... ' 

Film mi izliyordum, gerçek miydi yaşadıkları, gerçekti öyle hissediyordum çünkü gözleri o günlere gidip geliyordu .

Sonra babası gelmiş son model beyaz bir arabasıyla ve içinde hatırı sayılır biriyle : ' Çocuk bende merak etmeyin ! 'demiş polislere o hatırı sayılı kişi , Pendik karakoluna götürmüş onu...rahmetli Komiser ... ilgilenmiş...

Bunlar olmuş da olabilir , olmamış da ancak gerçek şudur : bu adam hayatını başkaları için verebilecek ruh yapısına sahipti.Hukuk tanımaz işlere bulaşmış olmasına rağmen yüreğindeki paylaşım duygusunu kaybetmemişti.

Telefonu çalıp da yanımdan ayrılmadan şu anısını da hayatıma kattı :

-Sene 94 dü,hanımla Kadıköy'de yürüyoruz . Yaşlıca biri yaklaştı , bağıra bağıra bana dört tokat attı, sesim çıkmadı ,hanım bağırıyordu , benden çıt yok ,o da çekti gitti...Eve gittik söyleniyordu hâlâ ,dedim ki ona : "Kim bilir onun ne kadar canını yaktım zamanında, öfkesi bundan olmalı hanım... "

Çok acıktım, biraz kıyma,acı biber , soğan kavursam,üzerine de yumurta kırıp kayısı kıvamında pişirsem nasıl olur acaba deyip, bir amele yemeğini pişirirken de düşünüyordum :

Soluklandığım hayat mıdır, hayatımı mı yaşamak istiyorum ... sonra sonuca vardım , ben hiç hayatımı yaşamayı düşünmedim ki hayatımı hep paylaştım ben, ve bunu paylaştıklarım sonradan anladılar...

23 Ekim 2013 

M.Selçuk Gazioğlu

.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 57
Toplam mesaj
: 27
Ort. okunma sayısı
: 938
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Yüreğinize ulaşabilmek ,duygularımı ,deneme , anı , şiir  ve fotoğraflarımı paylaşmak istiyorum ...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster