Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
228
 

Hayattaki üç değer

Yesterday we obeyed kings and bent our necks before emperors. But today we kneel only to truth, follow only beauty, and obey only love.
Khalil Gibran

Çevirmeyi denersek..

“Geçmişte krallara itaat ettik ve imparatorlar önünde boyun eğdik. Ama şimdi sadece doğrunun önünde diz çöküyoruz, güzelliğin yolundan gidiyor ve sadece sevgiye boyun eğiyoruz.”

Üzerinde biraz oynayarak;

Kendi doğrularımızın önünde diz çöküyoruz, dışsal güzelliğin yolundan gidiyoruz ve bizi seven sevgiye boyun eğiyoruz.

Desem, haksızlık etmiş olur muyum?

Evet olurum.

Çünkü doğruda, güzellikte ve sevgide bencilliğin geçerli olduğunu söylemiş olurum. Oysa bu gerçek ne kadar yaygın olursa olsun;

doğrusu, başkasının doğrusuyla uyuşmadığında içine sinmeyen,

her varlığın tüm güzelliğine katkıda bulunan ve

sevilmekte değil sevmekte huzur bulan

küçük bir yanımız varsa, ya da böyle olmanın yolunda olan çok az sayıda insan bile olsa bu sözlerim haksızlık olur.

Yaşam tıpkı, biyolojik varlığımız gibi çeşitli evrelerden geçiyor. İnsan olarak, insanca idealize etmiş olduğumuz bu tanrısallıkları her an yaşıyor olamayız. Ama tinimiz, belki yaşa da bağlı olmadan, bu tanrısallıklara zaman zaman ters düşebilir ama zaman zaman da onları arar, üretir ve yaşatır. Hiçbir insan saf değildir. Bazı insanlar bu tanrısallıklara kendilerini adamış olsalar bile, bu yine de, bu tanrısallıklar gereği, o kişilere, ‘sıradan’ bir hayat süren insanlardan daha yakın değildir. Hayatımızı, bize bağlı olan ve olmayan nedenlerle bir yaşama tarzımız vardır, bu seçimlerimizden dolayı, birbirimize üstünlük ya da öncelik sağlamış olamayız.

İnsan olarak, çeşitli öğretilerin dile getirdiği gibi üstün bir noktaya ulaşmış hale gelemeyiz. Bunun adanmışlık gibi, ya da belli yaşam tarzlarına bağlanmış olmak gibi takip edilecek yolları da yoktur. Öyle olabilir ki, bu yollara girmek sizi uzaklaştırabilir bile. Eylemlerimizin kaynağı tinimiz olsa da ve tinimiz bu tanrısallıklarla ne kadar tanışmış olsa da yine de, eylemlerimizden her zaman sorumlu olmalıyız. Eylemimize değil de kendimize güven, derhal bizi uzaklaştırabilir.

Olsun, uzaklaşmış olmak da kabüldür. Dediğim gibi saf insan ve saf hayat yoktur.

Khalil Gibran’ın işaret ettiği insanca idealize edilmiş tanrısallıkları, neden geçmişteki çağlar için de düşünmeyelim?

Evet, içten gelerek, krallara boyun eğdik, imparatorlar önünde diz çöktük, ama geçmiş çağların da saf olmadığını neden düşünmeyelim?

İnsan olarak hayatımızı çağın getirdikleriyle birlikte kendi seçimlerimizin sentezinde dallandırdığımız ve meyvelendirdiğimiz yaşam ağacımızla yaşıyoruz.

Ağacımızı kurutan çağın getirdikleri bizim kusurumuz değildir. Belki ağacımızı kendimiz kurutmuşuzdur, pembebeyaz bahar çiçeklerini açtıramamışızdır, bunda kişi olarak kusurumuz da olabilir, ama tanrısallıklar düzeyinde, bu bizim kusurumuz sayılmaz, kusur bile değildir.

Her çağ da saf değildir. Tıpkı şimdiki çağımız gibi. Tek bir tanrımız olmasın, hepimizin tanrısallıkları olsun.

Doğrumuz, başkasının doğrusuyla uyuşmadığında içimize sinmese.
Her varlığın tüm güzelliğine katkıda bulunabilsek.
Sevilmekte değil sevmekte huzur bulabilsek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okudum:) olacaktı.

Ayrıntıda gezinmek 
 13.01.2008 3:32
Cevap :
Gözünüze sağlık  13.01.2008 18:46
 

Ahmet Kayaya' nın çok sevdiğim "ben beni" parçası eşliğinde dinledim. Diyor ki; “Seyyah oldum pazar pazar dolaştım. Bir tüccara satamadım ben beni. Koyun oldum kuzum ile dolaştım. Bir sürüye katamadım ben beni, canımı, özümü" diyor. Ne desem ki bir yanda bu sözler, bir yanda sizin sözleriniz. Ama... Sayfanızı okurken ilk aklıma gelenlerden biri de şair Yasemin Pulat'ın şu dizeleri idi. "Farklı değilim aslında herkesten. Herkeste biraz varım ben." Ve "Yeri geldiğinde herkes kadar kavgacıyım bende.." mısrası. Bilmem anlatabildim mi? Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 12.01.2008 23:24
Cevap :
:-) Yazımı Ahmet Kaya'nın parçası eşliğinde mi dinlediniz? Ohh ne güzel, blogları size okuyan biri var yanınızda demek.. keyfiniz gıcır!  13.01.2008 1:11
 

Sait Faik bir öyküsünde "İnsanı sevmekle başlar her şey " der. Ama insanı bunca sevmesine karşın hep yalnız,hep mutsuzdur. Çevremizde severek acı çeken onca insan görürüz ve salt sevmenin yetmediğini... Şiddetin sevgiyi boğduğu zamanımızda huzuru sevgide aramak bir ütopya olsa da güzel bir arayış. Ve ben buna gönülden katılıyorum.

Melek Koç 
 09.01.2008 8:27
Cevap :
Şiddet ve iyilik insanın doğasında var. Ama yapılan şiddetin büyük bölümü 'iyi bir amaca' dayandırılır. Böyle bakarsak, insanların büyük çoğunluğu iyiyi arar. Dünya bu açıdan o kadar kötü bir yer değildir. Ama ne yazık ki, iyiye şiddetle de ulaşılabileceği varsayılır. Şiddetin iyiye ulaşmanın bir aracı olmadığı anlaşıldığında dünya güzel bir yer olacaktır.  09.01.2008 16:07
 

"Hiç birimiz birbirimizden üstün değiliz.Hepimizin kendi doğruları var.Ve hiç birimiz saf değiliz"Birbirimize saygı duymamız lazım. Katılmıyorum ama sana hak verebiliyorum diyebiliriz.Bu da ancak biraz bilgi sahibi olarak olur diye düşünüyorum. O yüzden MB seviyorum.Burada sizin gibi bilgi sahibi insanlar var. Saygılarımla.

serifsoner 
 09.01.2008 0:58
Cevap :
Güzel sözleriniz için teşekkürler. Bilgi varlığın ışığı. Etrafımızı daha iyi görmemizi sağlar, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, hak ile haksızlığı. Ama tek kaynaktan bilgilenmesek iyi olur. Selamlar..  09.01.2008 16:34
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 983
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster