Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '16

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
379
 

Hayattan bir Emriye Batu geçti...

Hayattan bir Emriye Batu geçti...
 

(Emriye Batu ve torunu Yasemin)


Yalnızca gökyüzünden gelinebilir sanar insan bu topraklara. Doğanın bir abidesi, başka bir gezegen, dünyanın oluşumundan bozulmadan kalmış ve günümüze gelmiş bir coğrafya, Zigana’nın Güneyi boyunca hırçın bir deniz gibi gökyüzünü dalgalarıyla döven dağları.
 
Görüntüsünün rengini siyah beyaz tonlara boyayan 1940’lı yıllarda eşini erken kaybetmiş bir adamın yalnız başına yedi çocukla yaşadığı bir köyde vardır orada,
 
Hayekse...
 
Düz bir arazinin nadir görüldüğü engebeler, bayırlar, kayalıklar arasında dağların kıvrımlarına saklanmış etrafı biraz yeşermiş, kendini göstermekten korkan, kerpiç evlerin, küçük harmanların etrafında serpiştirildiği mahallelerde akrabalar yaşar.
 
Tanrım! Bu arazide hayvan nasıl beslenir, toprak nasıl sürülür, meyve nasıl yetişir, su nerden getirilir, hasat nasıl yapılır? Yarabbi! Bu insanlara nasıl bir güç verdin ki yaşamı yeşerttin. Nasıl bir sabır, azim, inanç, hayat sevinci, yaşam tohumunu çatlatıp yeşertir.
 
Elde yok ayakta yok. Sabahları undan Herle çorbası, çayı nerde bulacaksın bulsan şeker yok, kuru üzümle tatlandırıyorsun. Yanında saracak tütünün varsa insan için en büyük keyif maddesi.
 
Doğanın lanetine direnme gücü nasip ederek bu insanlara, merayı köy yaptırdın, tahılına, meyvesine, otuna, hayvanına can verdiler, tat, renk, en çok da koku verdiler. Bu vahşi toprakları memleket, yurt yaptılar.
 
Kaderin göç ettirdiği bu insanların, memleket dendiğinde havasının, güneşinin toprağının, suyunun aromasıyla oluşturduğu kokusunun ruha işleyen etkisi yüzünden hep burunlarının direği sızlar.
 
Zigana’nın Güneyinde doğa bu yüzden hiçbir yerde olmadığı gibi kokar.
 
Bu koşullar ve müşkül içinde çocuklarıyla bir başına kalmış, arkasında güç veren eşi olmadan bir adam ne yapar?
 
Kızlar çocuk yaşta işe girer gibi kocaya verildi. Erkekler büyüyüp gurbete gitti.
 
Emriye  çocuk yaşta Kayseri’ ye teyzesinin yanına gönderildi.
 
Ufak tefek eli ayağı ince bir çocuk ne yapar gurbet ellerde?
 
Allah’ın bir ilahisi, üflediği bir nefesti Emriye…
 
Bitmez tükenmez yaşam sevinci o eli ayağı ince ufak tefek çocuğu maharetli bir yaşam oyası işleyen bir insana çevirdi. İnsanı utandıran, küçülten, şaşkınlığa iten, kıskandıran bir yaşam sevinci, beceri, haraketlilik saçar. İnce sesli kahkahası eksik olmazdı o küçük dudaklarından. Genç yaşta Kayseri Sümer Fabrikası'nda işe girdi. Mutfak ev işleri derken, maharetli bir Kayserili  oldu Emriye. Acıların kaynattığı coğrafya kazanımızda bizleri birleştiren zaruretler içerisinde Bulgar göçmeni laborant Kadir Batu ile yolları kesişti. Boylu poslu yakışıklı rakısıyla pekiştirdiği keyifli bir adam… Biraz yaramaz yetişkin çocuk gibi miydi? Genç yaşta evlendi Emriye.
 
Küçük erkek kardeşi de  Kayseri ye yerleşti.
 
Eşi ,kardeşi ve çocukları ile oya işler gibi yoktan bir hayat kurdu Emriye.
 
Belki de bir deliydi Emriye! Kaderini avuçlarının içinde sımsıkı tutan...
 
Tanıyan tüm insanları neşelendirdi, samimiyetiyle, sahiciliğiyle, masumiyetiyle. Kimselerin neşesini bozmadı, kendi neşesini kimselere bozdurmadı. Muhakkak içinin sızladığı oldu ama bir çocuk gibi seke zıplaya zorlukların üzerinden gelmeyi hep bildi.
 
27 Şubat 2016
 
Kayseri Sümer Şirinevler 61 Numara…
 
25 yıl önce soğuk bir sabahta yine bu adresin önünde dikilmiştim.
 
Çocukluğumdan beri benim kişisel masal kahramanlarımın yaşadığı şehirdir Kayseri…
 
Askere gitmek nihayet ilk defa masal kahramanlarımı görmek…
 
Resimlerine bakıp hikayeler uydurduğum kahramanlarım…
 
Kapıda beni bir kız çocuğu karşıladı. İçeri girdiğimde, omzumdaki çantayı gören Emriye teyzem, torunu Yasemin’e dönüp ‘’Kız bu pazarlamacıyı niye içeri alıyorsun. ’diyerek azarlamıştı.
 
Sonra bahar gibi yeşeren ince sesli kahkahasıyla beni kucakladı.
 
Teyzem bana dokunuşun bir hayat dersi gibiydi lakin ben tembel bir öğrencindim. Ama derslerinin kıymetini hiç unutmadım. İçime işlediğin değerler en büyük hazinemdir.
 
Şimdi bu evde neşeli sesin olmayacak ama sana dokunan tüm insanların ruhunda, anılarında çınlayacak.
 
Ölümün bende hiç bitmeyecek değerli bir anının, temize çekilmiş duasıdır.
 
Teyzem Emriye Batu, anıtsal hatıranın büyüklüğü karşısında, hep hayretle ‘Ne kadar küçükmüşüm’ diyerek şaşıracağım.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 34
Toplam yorum
: 39
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

İktidara mesafeli, Derrida ve yapısalcılara meyilli. İflas etmekten bunalıp, iktisat ve finans pı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster