Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

CENGİZ ÇETİK Yazar Şair

http://blog.milliyet.com.tr/cengizcetik

08 Şubat '08

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
361
 

Hayattan düşen damlalar-1- Karabacak-

Bir zamanlar, küçük bir kasabada, Saffet (Karabacak lakaplı) adında; saf ve temiz yürekli biri yaşıyordu. İri yarı, elinde baston olarak kullandığı kalın bir dal parçası, üzerinde yırtık siyah bir paltosu ve kirden yüzü, sakalı kararmış biri yaşardı. Pek kimseyle konuşmaz ya da konuşmak istemezdi. Askerlikten önce, güreşlerde onun sırtını yere getiren olmamıştı. Bilek güreşlerinde de kimse ona dayanamıyordu. Ne olduysa askerlik dönüşü oldu.

Birgün evleri gece yarısı yanınca anne ve babası öldü. Nedense o gün, Saffet evde yoktu. Kimseye söyleyemedi nerede olduğunu. O günden sonra, ağzını bıçak açmadı. Kendini yargılayıp infaz etmişti sanki. Evlerinin bahçesine konu komşu tek odalı kulübe yaptılar.

Hergün kasabanın dışındaki küçük kulübesinden çıkar, köyün zenginlerinden (ağası diyelim) birinin bahçesine gider, saatlerce çalışırdı. Ağasının çağırmamasına rağmen giderdi. O zamanlar bunun nedenini kimse bilmiyordu. Ya da bilenler vardı da susuyordu. Ağası bir tek onunla ilgilenmez, teşekkür bile etmezdi yaptıklarına. Ama o, yine de giderdi hiç aldırmadan. Orada olmaktan mutluluk duyardı. Önüne bir tas çorba ve bir kuru ekmek verip, gönderirlerdi. Hiç teşekkür eden olmamıştı çalıştığı için. Belki de o, teşekkürü de beklemiyordu.

Bazen bizim evin önünden geçerken ben bir köşeye kaçar, saklanırdım. Elindeki bastonla vurur diye. Annem kapının eşiğine oturmuş olan Karabacağa yiyecek bir şeyler verirdi. Birgün onun bakışlarıyla karşılaştım. Hiçte öyle söyledikleri gibi değildi. Bir kedinin ürkek bakışları vardı gözlerinde. O günden sonra saklanmadım köşelere. Ama yine de tedirgin hissederdim, onu görünce.

Hergün gidip geldiği yolda, yaşlı bir komşusu vardı. Arada bir “oğlum, kendini niye böyle ezdiriyorsun. Değer mi? ” dediyse de aldırmazdı. Arada bir küçük tebessüm eder, geçerdi. Birgün hastalandı. Evine kimse gitmedi. Bir tek yaşlı adam gitti ziyaretine. O giderken bazıları yiyecek bir şeyler gönderirlerdi. Ağası da işleri çoktu herhalde, geçmiş olsuna da gitmedi.

O yıl, şubatın en sert günleri yaşanıyordu. Birgün tipi ve kar herkesi eve mahkûm etti. Üç gün çıkamadılar. Üç gün sonra çıktıklarında Karabacak akıllarına geldi. Yaşlı adama “bir bakıversen, Karabacak ortalıkta görünmüyor”, dediler. Yaşlı adam, kulübeye gittiğinde acı olaya tanık oldu. Evin içi buz gibiydi. Kırık cama yapıştırılan karton yere düşmüş, içeriye tipiyle kar girmişti. Somyanın üzerinde Karabacak, iki büklüm yatıyordu. Yanına yaklaştığında, acı gerçeği gördü. Yaşlı adam donakalmıştı bir süre. Karabacak ölmüştü.çok sevdiği kedisi etlerini koparmıştı açlığında. O, hiç çıkarmadığı paltosunun cebinden; bir mektup, bir de siyah beyaz resim çıktı. O gün anladılar ki, neden hergün oraya gittiğini. Ağanın, kaçıp giden küçük kızı Zeliş’in resmiydi sakladığı ve onun gönderdiği ayrılık mektubuydu, yıllarca cebinde saklayıp da atamadığı.

Cenazesi çok kalabalıktı. Sağlığında yanında olmayanlar, son yolculuğunda hınca hınç doldurmuştu. Belki onun acı ölümü onları etkilemişti. Belki de günahlarından bu yolla arınacaklarını düşündükleri için gelmişlerdi. Ya da son pişmanlıklarını yaşadıkları için gelmişlerdi. O gün ağa bile gelmişti. Bir tek yaşlı adam yoktu. Cenazeden sonra duydular ki o da cenazeye gelirken, kalp krizi geçirip ölmüş.

Hayat bazen böyle küçük, bazense büyük ve derin oyunlar oynuyor. Aslında hayat, hergün derslerle dolu bir okuldur. Kimi zaman insanı olmadığı yerlere götürür. Kimi zamanda olduğu yerden aşağı düşürür. Gelin hayatımızda bugün, bakıp da göremediklerimizi görmeye çalışalım. Onlar gözümüzün önünde yok olmadan… SON…

cengiz çetik-06.02.2008-finike

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 119
Toplam yorum
: 33
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 433
Kayıt tarihi
: 07.02.08
 
 

2017 Aralık ayında ilk romanım "POKENTRANLI GÖKMEN" okuyucusuyla buluşmuştur. Deneme- şiirler- öy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster