Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Hakan Karaduman (Akdenizli)

http://blog.milliyet.com.tr/akdenizli

31 Ağustos '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
466
 

Haydaa! Yaz bitti...

Haydaa! Yaz bitti...
 

..


Tatiller bitip evlerine-işlerine dönenlerden arta kalan öbek öbek çöp yığınları olur bizim buralarda. Yörük, yürüyen adam; eğer belediyelerin aklına gelirse gelir alırlar güzelim sahillerden çöpleri, ama genelde evrimin temizleme gücüne bırakılır çöpler. İçindeki organiklerini böcü börtü halleder de, poşetler ve bakteri boku petrol ürünü çöpleri, rüzgarlar güzelim Akdeniz'e savurur. (Bu cümleleri "çöp" vurgusu nedeniyle öyle yazdım. Yörükse bir türlü denizi sahiplenememiştir)

Uzaktan bakınca görünense yazdan diğer kalanlara; çocuklar eğlenir daha çok buradaki tatillerde. Büyüklerin derdi sürdürülebilirlik olur: sıcak bir yandan, kısıtlı bütçeler bir yandan. Ama çocuklar aradıklarını topluca bulurlar: bol arkadaş ve deniz.

Ve büyükler: onca çöp torbalarını piknik yaptıkları sahillerdeki ağaçların hemen altına bırakarak yediği yerleri terk ederlerken fani dünya gelir akıllarına: Nasılsa seneye yolumuz ya düşer ya düşmez, kalanlar temizlesin.

Ardından sonbahar rüzgarları başlar, ağaçların diplerinden, açıklara bırakılmış çöp yığınlarından poşetler havalanırlar...

Yol kenarları pet şişelerce idrarlarla doludur: lanet okurum onlara! Her on metrede bir üstelik; üstelik ağızları kapalı. Kenara çek işeyeceğim, olmaz geç kalırız’dan arta kalanlar yerlerdeler. En az üç yıl orada onların idrarları. Kapalı pet şişelerde... Mide bulandırıcıdır bisikletliler için. Tabi bunlar kadın işi değil, çünkü teknik açıdan imkansız gibi; veya uzaktan isabet ağzına, veya dayama!

Kadınları pas geçmek olur mu? Yollar boyunca petler, içleri pıhtılaşmayan kanlarıyla. Kucaklarındaki bebeklerin içi dolu bezleri… hepsi yollardalar.

Ve hastaneler… Biz Ankara'dan geldik, biz İstanbul'dan geldik laflarıyla ayrıcalık bekleyen kentköylüler.

Sonbahardır sevdiğim mevsim. Belki bunların dışındakiler yüzünden.

Ama geride kalanlar…

***

pazar fıkrası: biri yaya biri eşekli iki adam pazar yerine giderleken eşekli olan, eşeğinin pisliğini yerse diğerine eşeğini vereceğini söyler. iddia sonrası eşeğin semerindeki popo değişir. bir süre sonra yaya kalan eski eşekli iddiayı tekrarlayınca, bu kez kendi yer. pazar yerine vardıklarında yaya olan şöyle der: "köyden çıktık, sen eşekteydin, pazara vardık eşektesin. değişen birşey yokken neden yedik o pislikleri?"

***

Dün 30 Ağustos var olma bayramımızdı.

Artık “M” diyebilen bir uyum oluşmuş tepelerde. Bu iyi mi kötü mü bilemem ama, yıllarca işkence masalarından geçen binlerce insanın ne için bu eziyetlere uğradığını merak ederim son zamanlarda.

Öyle ki,

Eylülcüler milyonlarca insanı fişlediler, izlediler. Bu insanların bir çoğu eceliyle ölmüş olması muhtemel. Ancak kafama takılan şu: devlet açısından bakınca; verilen onca emek, iş gücü, maliyet ve zaman göz önüne alınınca, şimdilerde diyorum ki, neden bu günlere ulaştık? Yoksa yapılanlar tek taraflı bir gidişeydi de, bizi mi kandırdılar?

Yani, demem istememdir ki, onun üçündür ki, derim ki; madem tüm bunları halka yaşattınız, şimdilerde neden bu tıkanıklıklar oluyor; hani sizler her şeyi herkesten iyi bilirdiniz?

Kafada duruyor.

***

Tatilden dönen bir sürü yazar çizer olacaktır: "harika bir tatildi!" (siz hep tatildesiniz, pik yapmıştır keyifler yaz gelince)

Aynı teraneleri yazıp çizecekler. Alışılmış bir maça yeniden yeniden çıkacaklar. Hiç birinden yeni bir şeyler beklemeyin, ki, gitmemekte kararlılardan gideceklerin yerine geleceklere bakmalı diyeceğim, ama arkadan gelenler daha berbat ve taklitçiler.

Kayıyoruz, aşağıya doğru.

Size açık söyleyeyim: artık kitap okuyan sayısı daha derinleşerek azalacak. Buraya bir bakın, kaç kişi okumakta kitap?

"Zamanım yok!" Yalan. Küllü yalan-eski, küllenmiş; daha sonra kitap okuyanların salak olduğunu söyleyen aşama başlar-. Sor: günde kaç saat TV’ye, fingirdek internete, saçma salak kavgalara, otobüslerde boş gözlere, erkenden uykuya teslime gider zaman?

Sevgili Ali Gülcü’nün dediği gibi, WC’de bari okusan bir şeyler...

Eeeee, adamlar ve madamlar o yüzden değişmezler. O yüzden aynı terane yazarlar çizerler.

Sahi, yahu, siz bütün bunların neresindesiniz?

***

not: işte o yüzden zafer bayramımızı sahiplenmeyen yazarlarımız var artık.

"toplumlar hak ettikleriyle yönetilirler," diyen çörçil, artık yattığı yerden gülümsüyordur: "ha gayret, yendik olduk!"


*

pazar fıkrası: frigit olduğunu söyleyen bir kadına iddialı bir erkek birlikte olduklarından bir saat sonra kan ter içinde sorar, "ne hissediyorsun?" kadın yanıt verir, "yanık lastik kokusu."

sağlıcakla.

***

seçkim: bugünkü cumhuriyet gazetesinin "BÜYÜK TAARRUZ" ekini mutlaka arşivinize alınız derim. büyük ozan nazım hikmet'i yeniden keşvedin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 470
Toplam yorum
: 1750
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 547
Kayıt tarihi
: 28.08.06
 
 

Ateşten denizleri mumdan gemilerle geçmeye" benzer hayatımız. Mutlaka mavi gökyüzü görünecektir. Gid..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster