Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '20

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
88
 

Haydarpaşa Tarihimizdir

Haydarpaşa denilince, akıllara ilk olarak fonunda görkemli gar binasının yer aldığı beyaz perdenin unutulmaz sahneleri gelir. O fonun gölgesinde, Anadolu’nun adeta yepyeni bir yaşam formuyla yüzleştiği hayranlıkla dolu bakışlar ne kadar tutkularımızı ateşlediyse, ayrılığın belki de hiçbir söze gerek bırakmayan en yalın hali de yine aynı sahnede ve aynı derecede içimizi acıttı.

1908 yılında hizmete alınan görkemli gar binası aslında o heybetli duruşunun ardında yer alan demiryolu binaları, liman, TMO siloları vapur iskelesi vb. ile gelip geçen yolcuların çok ötesinde güçlü bir yaşanmışlık taşır.

Anadolu’ya giden trenlerin ilk çıkış ve Anadolu’dan gelen trenlerin son varış istasyonu Haydarpaşa, sadece demiryolu hizmetlerinin verildiği bir istasyondan öte,  başta İstanbul olmak üzere tüm ülke için siyasi tarih, toplumsal hafıza, kent sosyolojisi, kültür ve sanat alanlarında da başka anlamlar taşımaktadır.

Haydarpaşa, ülkenin sosyolojik değişiminin de şahidi olmuştur. “İstanbul’un taşı toprağı altındır” diyerek büyük ümitlerle Anadolu’dan kopanların, İstanbul’da ilk ayak bastıkları; umduklarını bulamayıp, yitiklik duygusu içinde hayal kırıklığı ile memlekete dönenlerin İstanbul’la vedalaştıkları mekândır Haydarpaşa.

Dünyada hiçbir tren garı, Haydarpaşa kadar,  bir ülke mal olmamıştır. Bir başka deyişle Haydarpaşa, sadece Anadolu’ya uzanan demiryollarının değil tabiri caizse adeta tarihe olan tanıklığı ile toplumsal hafızanın da 0. Kilometresidir.

Haydarpaşa, 1914 yılında, Mısır Seferine çıkan İttihat ve Terakki’nin önderlerinden Cemal Paşa’nın “Mısır’ı almadan dönersem…” sözlerini ettiği, ancak vatan topraklarının birer birer elden çıkmasıyla sonuçlanan hezimetlerin yarattığı hayal kırıklığı ile döndüğü gardır.

24 Mayıs 1915 tarihinde tutuklanan 220 Ermeni aydını Haydarpaşa Garından Anadolu’ya sürgüne gönderilmiştir. 

Haydarpaşa, 1918 Kasımında,  Suriye cephesinden Adana’dan trenle geldiğinde,  Yaveri Cevat Abbas’ın ağladığını gören Mustafa Kemal’in “Geldikleri gibi giderler” sözünü söylediği Kartal isimli istimbotuna bindiği gardır,

Haydarpaşa, işgale uğrayan İstanbul’dan Milli Mücadele’ye katılmak isteyenlerin Anadolu’ya geçiş yollarından birisidir.

Haydarpaşa, 11 Kasım 1942 tarihinde çıkarılan ve uygulamaları bizzat savunucuları tarafından faciaya dönüştürüldüğü itiraf edilen, Varlık Vergisi Kanunu ile gayrimüslim yurttaşlarımızdan istenilen vergileri ödeyemeyenlerinin trenle, zorunlu çalışma yeri Aşkale’ye gönderildikleri gardır.

Yine emek tarihi açısından, Haydarpaşa, 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi sonrasında, 1986’da demiryolu emekçilerinin “mevzuata uygun ve 8 saatten fazla çalışmama” eylemlerinin başlatıldığı,  1989 yılında başlayan kamu emekçilerinin grevli, toplu sözleşmeli sendika mücadelesinde etkin ve önemli bir yere sahip Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikasının (BTS) öncüllerinden Tüm Raylı Taşımacılık Çalışanları Sendikasının(Tüm-Ray-Sen) kurulduğu, demiryolu emekçilerinin, Türkiye emek tarihine sayısız grev ve direniş öyküsü armağan ettiği bir yerdir.

Aslında Haydarpaşa’nın tarihi 4 Ağustos 1871 tarihli padişah iradesi ile Haydarpaşa-İzmit arasında demiryolunun yapımına karar verilmesiyle başlar. Hat, o güne kadar yapılanlardan farklı olarak yabancılara imtiyaz verilmeden başlanan ilk demiryolu olma özelliğine sahiptir ve 2 yıl içinde işletmeye alınır.

Demiryolu ile beraber, ilk olarak şimdi kullanılmayan bir istasyon binasının yapımı gerçekleştirilir. Sonrasında süreç içerisinde Haydarpaşa şekillenmeye ve ardı ardına demiryolu işletmeciliği ile ilgili tesisler yapılarak ve işletilmeye başlar. Dalgakıran, liman, atölyeler, ambarlar, dikimevi, yatakhane ve işçi barakaları, kurs (eğitim) merkezi, çamaşırhane, basım evi, poliklinik, eczane, yine demiryolu taşımacılığından bağlı olarak Et Balık Kurumu, Toprak Mahsulleri Ofisi işyerleri faaliyete geçer. Sirkeci-Haydarpaşa arasında vagonların karşıya geçirilmesi için iskeleler kurulup feribot işletmeciliğine başlanır.

Haydarpaşa Garı’nın yapımına, dönemin padişahı 2. Abdülhamid’in:

“Bunca kilometre demiryolu yaptım memlekete, çelik rayların ucu Haydarpaşa’da. Koca binalarıyla liman yaptım, yine belli değil. Bana, o rayların denize kavuştuğu yere öyle bir bina yapın ki, ümmetim baktığında ‘Buradan bindin mi hiç inmeden Mekke’ye kadar gidilir’ desin.”

Sözlerinin ardından 30 Mayıs 1906 tarihinde başlanmış Gar binasının yolcu salonu 19 Ağustos 1908’de açılırken yapı 1909 yılının ortalarında tamamlanmıştır.

1923 yılında Cumhuriyetin ilanı ile birlikte, Haydarpaşa-Ankara hattı, ilk millileştirilen hatlardan birisi olur.  Haydarpaşa ayrıca Anadolu-Bağdat Demiryolları Umum Müdürlüğü’ne de ev sahipliği yapmıştır.

Haydarpaşa, hemen her dönemde tarihsel, endüstriyel geçmişi bir tarafa bırakılarak rantsal politikaların kurbanı yapılmak istenmiştir. Haydarpaşa port, yedi tepeli şehre yedi kule, Otel, AVM vb. projeler her an Demokles’in kılıcı gibi bu tarihin üzerinde haince sallandırılmıştır.

1917 patlamasından, 15 Kasım 1979 deniz kazası sonucu meydana gelen patlama ve yangından ve son olarak ta 28 Kasım 2010 tarihinde çatısında yapılan çalışmalarda çıkan yangından zarar görmesine karşın kurtulan ve dimdik ayakta kalan yapı ne yazıktır ki; Dünya Bankası’nın finansmanı ve yönlendirmesi ile 1996 yılında başlayan ve 1 Mayıs 2013 tarihinde yürürlüğe giren 6461 sayılı Türkiye Demiryolu Ulaştırmasının Serbestleştirilmesi Hakkındaki Kanunla zirve yapan ve birçok demiryolu tesisinin kapatılması ya da işlevsiz hale getirilmesi ile sonuçlanan yıkım sürecinden payına düşeni aldı.

31 Ocak 2012 tarihinde son ana hat treni, 19 Haziran 2013 tarihinde ise son banliyö treni Haydarpaşa’dan hareket etti. O tarihten beri Haydarpaşa gar, yeniden peronlarına uğrayacak trenlerin hasretinde görkemli ve büyüleyici güzelliği ile mahzun ve yalnız tekrar halka hizmet edeceği günleri beklemektedir.

Haydarpaşa’ya tekrar trenlerin gelmesi ve kuruluş amacı doğrultusunda demiryolu hizmetinin başlaması için kurulan “Haydarpaşa Dayanışması” inat ve kararlılıkla bir mücadele sürdürmektedir.

Bu haklı bir mücadeledir. Haydarpaşa Gar kurulduğu günden beri olduğu gibi bugün de asıl işlevine uygun olarak başlangıç garı olması işlevini sürdürmelidir.

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1049
Kayıt tarihi
: 10.02.13
 
 

1963 Kars Selim doğumluyum, 1980 yılında TCDD Meslek Lisesinden mezuniyetle TCDD'de çalışmaya baş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster