Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
458
 

Haydi uyan bakalım

Haydi uyan bakalım
 

Şimdi uyandı, kahvaltısını hazırladım hemen. Sonra da giydirip işe götürüceğim daha. Koca bir gün onu bekliyor. İştede bir sürü can sıkıcı toplantıları var, katılması gereken. Bari akşama biraz yürüyüş yaptırayım. Oturmaktan bacakları tutulmasın...gerçi sigara filan kesinlikle içirtmiyorum ama az egzersiz yapiyoruz. Günde 1 gram C vitaminini eksik te etmem bu kış zamanında. Hem direncini arttırıyor...hem de antioksidan etkisi gösteriyor.

Yabancı birisinden söz etmiyorum. Vücudumuzdan bahsediyorum canım. Ben benimkine böyle bakıyorum, sizinkinin de buna benzer ihtiyaçları vardır, belki de çok daha farklıdır. Bilemem.

En iyisini siz bileceksiniz artık. Bir şey de diyemem.

Ama öyle değil midir?

Bu vücudu beslememiz gerekir. Sonra temiz tutmak ta lazımdır. Eğlendirmezsek o da olmaz...daha bir sürü şey.

Mesela bir yerlerdeki toplantıya gitmemiz lazımdır. Eee bu vücudu oraya kadar götürmek gerekir duruma göre yürütür...ya da bir araca bindiririz. Halbuki aklımızda ya da düşüncemizde, o gideceğimiz yere çoktan varmışızdır. Fakat sonuçta fiziki bir boyutta yaşadığımız için bu kütleyi ille de oraya taşımamız gerekir, işin yapılabilmesi için.

Böyle düşününce farklı bir boyutta bakıyorsunuz kendinize ve hayata.

Geçenlerde bir film izledim “Atonement” (güzel bir film* tavsiye ederim). Orada filmin kahramanı bir köşecikte ölüyor. Anıları da yaşadıkları da bitiyor. Vücudu oracıkta uzanmış yatıyor. Heryere taşıdığı, baktığı o beden orada boylu boyunca yatıyor sessizce (o bedenin orada sessizce yatıyor olması bakımından bağlantı kurdum yukarıda anlattıklarımla...yoksa filmin konusu bambaşka)

Adeta bir makina gibi çalışan bedenlerimize çoğu zaman gerekli özeni göstermiyoruz.

Ruhsal açıdan hırpaladığımız gibi fiziksel bakımdan da hoyratça kullanıyoruz.

Bu arada bedenlerimizin ne de çok ihtiyacı var... Hiç boş vermeye gelmiyor. Hani bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur misali...hep bir özenli olmak lazım...zor iş valla.
Ha unuttum eklemeyi, tabii bu arada çocukluk zamanları en harika olanı...birileri bakıyor bir şekilde...hatta eğlendiriyorlar bile.

* Atonement link: http://www.imdb.com/title/tt0783233/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

kendisini sevmeyen estetik olsun üstadım bıraksınlar uğraşmayı bulaşmasınlar:) Ruhunu sevmeyen ne yapar bilemem...

camgobegi 
 29.01.2010 0:44
Cevap :
hakikaten di mi?:)  29.01.2010 16:21
 

vucudumuza ilginç bi yaklaşımınız olmuş düşündürdü.... sanırım kendimizi sevmek, kalbimizi ve vucudumuzu sevmek hepsi aynı kapıya çıkıyor.... kaçımız seviyoruz ki..

camgobegi 
 19.02.2008 18:22
Cevap :
Zaten etrafina hastalikli bir ruhla davranan insanlari bir gozlemleyin...en cok sevmedikleri kendileridir aslinda Ve her bakislarinda baskalarina kendi eksikliklerini gorup daha da mutsuz olur ve bunu etraflarina bulastirmaya calisirlar. Sevgi ve selamlarima  19.02.2008 18:43
 

Savaş Dinçel vefat ettiğinde doktoru açıklama yaptı 'vücuduna kötü bakmış' diye... Buna benzer bir şeydi (ben doktoru ayıpladım da konu o değil).. Valla ben de bakamıyorum çok özenli... Arada vicdan azabıyla detoks falan yapıyorum, spor, sağlıklı beslenme sonra kaçırıyorum ipin ucunu yine:) Dediğin gibi en iyisi çocukluk... Sorumluluğu almak zor geliyor asıl çünki... O yüzden 'hadi uyan bakalım' diye bedenimden çok aklıma söz geçirmeliyim sanırım:)

Serdar Özdemir 
 18.02.2008 12:12
Cevap :
Ben de bu yazida daha cok bedenimizin aslinda bizi yavaslattigina...ve aklimizda isleri coktan bitirmemize ragmen bedenin kisitlayiciligini anlatmaya calistim...Iyi bakinca biraz daha kolaylasiyor isler ozellikle yaslilik zamanlarinda. Katki ve yorumun icin cok tesekkurler sevgili arkadasim. Sevgi ve selamlarimla.  18.02.2008 17:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 237
Toplam yorum
: 729
Toplam mesaj
: 78
Ort. okunma sayısı
: 1298
Kayıt tarihi
: 06.08.07
 
 

Biyolojinin son yıllarda, özellikle son 10 yılda içeriğinin yoğun bir şekilde moleküler düzeye inmes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster