Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '11

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
499
 

Hayır, Apo'yu asmasınlar!

Hayır, Apo'yu asmasınlar!
 

Kalbini mi kırdım? Afedersin!


Yürekler yanıyor... Şehit ailelerinin neler yaşadığını, neler hissettiğini hiçbirimiz anlayamayız. Bizim içimiz acırken, kalplerimiz sıkışırken, boğazımız düğümlenirken şehit ana-babalarının, eşlerinin, evlatlarının durumunu düşünemiyorum bile!

İnsancıl biriyim, affediciyim, yufka yürekliyim ama buna rağmen içimdeki kin ve nefretin gün be gün artması nasıl açıklanabilir bilemiyorum. İçinde bulunduğumuz durum daha ne kadar sürer kestiremiyorum... Hiçbir şey anlayamıyorum!

Biz bu ülke topraklarının nasıl kazanıldığını yaşayarak değil, okuyarak öğrenen nesiliz. Tonlarca kanla ödenen bedelin kıymetini bilmemiz için o anları yaşamamız mı gerekiyor? İnsan okuduklarından, geçmişinden, tarihinden hiç mi ders çıkarmaz? 

(Bu satırlardan sonra yazacağım sözcükler arasında ağır kaçanlar olabilir. Hayatımda hiç kullanmadığım kelimeler kullanabilirim. Kendimi daha fazla tutamıyorum çünkü...)

Kimileri "Sabretmemiz gerek", ya da bir zamanlar "Ramazanda kan dökülmez, bitmesini bekleyelim" diye düşünürken; bazıları ise "İntikamımız alınacaktır" cümlesini en yumuşak ses tonuyla, şiir okurcasına sarfederken (Lanet olasıca teröre, adi ve aşağılık PKK'ya meydan okuyacak ya! ); ulu önderimiz, eşsiz liderimiz, dünyanın hayran olduğu ama bazı Türklerin kıymetini asla anlayamadığı Mustafa Kemal ise "Kimse benim askerime el uzatamaz" diyerek Menemen'i yakma emri vermiştir. Kıyaslamak değil benim maksadım; ancak yürekli Türk askerine farklı şahıslarca biçilen değer ortada. Aksini iddia eden varsa gelsin beri...

Bu aşağılık yaratıklara, kendini bir halt sanan PKK ve sempatizanlarına haddini bildirmek için ne yapmak gerekir, çeşitli stratejiler öneriliyor. Herkes kendi aklı yettiğince akıl yürütüp "şöyle yapılsa, böyle yapılsa" diye başlayıp teorilerini birbirine sunuyor. Bana göre, şimdiye kadar hiç kimseden henüz duymamış olduğum bir çözüm var aslında. Onları susturacak tek bir şey var. Ama bu teoriyi burada yazmam yakışık almayacağı için bende kalması daha doğru olacak! İçimdeki kin ve nefretin dışa vurumunu açıklamak, fazlasıyla tepki çekeceğinden, bazılarını çok kızdıracağından, PKK ve yandaşlarını çok kıracağından (!) içimde kalsın! Korktuğumdan değil, sadece bana yakışmayacak ölçüde psikopatik ve gaddarlık seviyesinde olduğu için! 

Ancak bu aptal teröristlerin elebaşı olan iğrenç yaratık için "İdam edilsin" diyenler var. "İmralı'da el bebek gül bebek bakılıyor, cezasını çekmeli" gibisinden. Ama ceza öyle idamla olacak iş değil. Evet, cezasını çekmeli ama idamla değil. Çünkü idam cezası ona ödül olur. Yapılacak tek şey, önce onu İmralı'dan çıkarmak, sonra da halka teslim etmek. Halkımız zaten gereğini yapacaktır! Onun bugüne kadar yaptıklarının, ve daha da yapacaklarının intikamı ancak böyle alınır. Öyle mahluklarla ancak onların dilinden konuşmak gerekir. İdam da neymiş? Hiç hissetmeden anlık bir ölüm müdür yaptıklarının cezası? Binlerce gencimizin ve bebemizin katili o kudurmuş köpek kendine yakışır şekilde gebermeli. Hayatlarının baharında, hatta yaşamlarının en verimli yıllarında toprağa karışan kahramanlarımızın intikamı öyle onu oralarda besleyerek değil. ancak böyle alınır! Gözü yaşlı analarımızın gözündeki yaş kurumaz elbet ama, belki bir parça yüreklerine su serpilir, kim bilir?... 

Hem böylece öteki it sürülerine ibret olur, bilmem ki? Gerçi onlarda böyle anlayış olsa.... Ne istiyorlar bilmem ki? Böyle zamanlarda "hoşgörü" kelimesi anlamını yitiriyor sanki... Onları bir soykırım paklar gibisinden bir barbarlık yapsam... Hiç olmazsa yıllarca "barbar Türkler" diyenleri ve atalarımızı soykırım yapmakla itham edenleri haklı çıkarsam... Nasılsa adımız çıkmış. Hiç olmazsa hakkıyla söylerler... İftira olmaz... Ne bileyim işte... Kendimce... 

 

İçini dökerek rahatlamak böyle bir şeymiş demek!

 

Not: Şanlı, yürekli, damarlarında asil kanıyla bir erkek bebek... Merak edenlere...

 

<özlem ulugöl="">

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizin bu yazınızda kullandığınız tarzı, PKK'lılar ve PKK'cılar basın demeçlerinde, mitinglerde, günlük yaşamlarında, haberleşmelerinde hep kullanıyorlar; hem de tehditler savurarak, kendileri gibi olmayan herkesi hedef göstererek. APO için tasarladığnız ölüm şekli, Patrick Suskind'in "Koku" romanındaki "Kahramanı"nın ölümünü çağrıştırdı. Aslında, herkes kendisine layık gördüğünü yaşar ve seçer. Demek ki bazıları APO gibi birini kendilerine "Lider" seçebilecek nitelikte yazık! Ya bizler demokratikleşme, çağdaşlaşma, özgürleşme adına yaşanan ve yaşatılan rezilliklere layık mıyız? Hayır! Siz dahil hiçbir Türk yurttaşı böyle bir yazı yazmak zorunda bırakılmamalıydı.

Gülçin Erşen 
 05.01.2012 15:28
Cevap :
Evet, tarz aynı olabilir ama amaç ve niyet farklı. Onlar böyle bir üslubu organize olmak ve bu hareketleri gerçekleştirmek için kullanıyorlar; bense artık sabrım taştığı için ve bu kadar suksunluğun kâfi olduğunu düşünerek, içimde daha fazla biriktiremeyeceğim için yazdım. Artık bir çare bulamıyoruz, her geçen gün durum daha da kötüleşiyor; bari içimizi dökelim de şişmeyelim diye... Yine sansürlü halini yazdım içimden geçenlerin neyse ki, değil mi?   06.01.2012 13:13
 

Tv'de izledim dün,Bir kadın ,başbakanımızın boynuna sarılıp ''Senin için ölmeye hazırım !..'' diye bağırıyordu...Anlaşılan pirinci yemeye devam edecekler...taşları da yine bize kalacak !..selamlar...saygılar...

Mesut Selek 
 22.10.2011 22:43
Cevap :
Pirinç yetmez, önümüz kış; kömür falan da gerek. Geçim derdi malum, başka erzaklar da lazım. Biz taşlarla üç taş - beş taş oynarız artık. Her şey güllük gülistanlık, yaşasın!  22.10.2011 23:08
 

Kullandığınız fotograf ve sözlerinizden PKK terör örgütünün amacına ulaşmış olduğunu üzülerek görüyorum. Artık bir adım sonrası yapılacak mitingleri provoke etmek ve Türklerle, Kürtleri karşı karşıya getirmektir.

DurmuşGüler 
 22.10.2011 22:29
Cevap :
Sevmek de nefret etmek de insana özgü. Benim vatanımın askerini, çocuğunu, bebeğini gözünü kırpmadan vahşice katleden bir örgüte karşı başka nasıl bir duygu besleyebilirim? Onları bu yazdıklarımdan başka nelere benzetebilirim? Bu kadar acıyı nasıl sineye çekebilirim? Yanlış düşünüyorsam lütfen belirtin... Teşekkürler  22.10.2011 23:06
 

Güçlü bir devlet güçlü,istikrarlı hükümet adamlarıyla gündeme gelir ve yücelir...Çapulcuyla masaya oturup Devletin itibarını ayaklar altına alıp bitli eşkıyanın kokmuş ayaklarına kırmızı halı serenler koca Türkiye Cumhuriyetinin itibarını zedelemişlerdir.Kızılcahamamda Şehit ağacında asılacak künyelere yer bulunamamış...Sakarya Savaşı mı bu ?..Hangi savaş var ki bu zafiyet nedir ?..Bu kadar zayiat Kurtuluş Savaşında verilmedi...Karşında 3,5 soysuz...Katır sırtında geziyor !...Ve elinde bir paçavra...Bu beceriksizliktir...aymazlıktır...saygılarımla...

Mesut Selek 
 22.10.2011 21:50
Cevap :
Size katılmamak elde mi? Özellikle beceriksizlik ve aymazlık konusunda! Farkında mıyız acaba, o haysiyetsizl teröristler hiç bu kadar kudurmamıştı. Onlara bu ortamı sunanlar, bu cesareti verenler pirincin taşını nasıl ayıklayacaklar acaba?   22.10.2011 21:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1895
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster