Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '11

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
1772
 

Hayır demek Sosyal bir beceri

Hayır demek Sosyal bir beceri
 

Yaşlı çift, sonbaharın kışa doğru yol aldığını hissettiren soğuk bir gecede, apartmanlarındaki kaloriferler yanınca, o yıl kendi evlerinin yeterince ısınmadığını fark ederler. Adam arızanın nereden kaynaklandığını anlamaya çalışırken kalorifer peteklerinden bazılarının çalışmadığını görür. Konuyu kızıyla paylaşır. Kızının tanıdığı, evindeki kalorifer sistemini kuran firmanın elemanı olan ve yıllardır da kendilerine bakım servisi veren bir teknisyen vardır. Kızları bu konuda yardımcı olup, olamayacağını sormak için teknisyeni arar. Durumu anlatınca karşı taraf hiç düşünmeden ‘’Ben gelip bakarım, ancak bu günlerde işlerim yoğun, amca ile teyze biraz sabrederse iki gün sonra adresi almak için ararım‘’ der.

Yaşlı karı koca kızlarının tanıdığı güvenilir birini bulmuş ve servis sözü almış olmanın sevinciyle iki gece daha battaniyelere sarılmayı kabul ederler. İkinci günün sonunda kalorifer teknisyeninden ses çıkmayınca, kızları teknisyeni arar. Teknisyen ‘’Bütün gün, büyük bir alışveriş merkezinin ısınma sisteminin bakımıyla uğraştığını ve evine daha yeni gitmekte olduğunu ama ertesi gün mutlaka arayacağını’’ söyler. Yaşlı çift bir gün daha bekler. Ertesi gün yine ses çıkmaz. Teknisyen tekrar aranır, ancak bu kez de telefona cevap vermez. Kızı, babasına başka bir kalorifer ustası bulmayı teklif eder. Yaşlı adam, güvenilir bir usta bulmanın zor olduğunu düşünüp, ‘’Söz verdiğine göre mutlaka gelecektir. ‘’ der.

Bir sonraki gün kızlarının sabrı taşmış ve gün içinde teknisyeni defalarca telefonla aramıştır. Ne var ki telefonlarının hiç birine cevap alamaz. Akşam üstüne doğru kızlarının telefonuna teknisyenden bir mesaj gelir. ‘’Bütün gün toplantıdayım, hala devam ediyor, bitince arayacağım.‘’Kız, firmada bütün gün süren toplantının konusu hakkında (!) ciddi bir meraka kapılır.Toplantıdaki teknisyenden o günden sonra bir daha haber alınamaz. Tanıdığı kişinin bu işi yapmayacağını anlayan kızları arkadaşlarından yardım alır ve bir başka kalorifer ustasına ulaşır. Bu kez işi garantiye alıp, usta ile birlikte yaşlı çiftin evine gider. Solgun bir yüzle kapıyı açan annesinin uykusuzluktan gözleri şişmiştir. Kızına, üzgün bir ifade ile

‘’ Baban’’ der. ‘’Dün geceden beri ateş için de yatıyor, fena üşütmüş…’’

Yaşlı adam, kendisine düşünmeden evet diyen teknisyenin, evet sözündeki dürüstlüğe inanmanın bedelini, hastaneye yatırılacak kadar ağır bir grip geçirerek öder.

Teknisyen ise, düşünmeden verdiği evet cevabının, başka birinin yaşamında nelere sebep olduğunu bilmez.

Gerek iş yaşamında, gerekse sosyal ve özel yaşamda söylenmesi zor bir kelimedir ‘’hayır’’ . Yaratacağı etkileri düşünerek, nasıl söyleneceğini düşünerek belki de nasıl söyleneceğini bilmeyerek pek çok kişi yaşamında ‘’hayır’’ demekten kaçınır.

Birçok psikologun konu hakkındaki açıklamaları ışığında, hayır demeyi engelleyen sebeplere genel olarak bakalım;

Çoğu zaman kişiler hayır demenin bir tercih olduğunu değil de, teklifi yapan kişiyi ret etmek olarak algılar. Halbuki hayır diyerek karşınızdaki kişiyi ret etmez, sadece onun teklifini kabul etmeme yönündeki tercihinizi ifade, etmiş olursunuz. Üstelik bu cevap, o an içinde bulunduğunuz şartlara bağlı olarak verilmiş de olabilir. Bir kere hayır demeniz şartlarınız değiştiği taktirde hep hayır diyeceğiniz anlamına da gelmez. Gerçekte ret etme korkusu, ret edilme korkusundan gelir. Ret etme korkusu ise kabul görme, onaylanma isteğini besler. Ret edemeyen kişilerin temelinde yatan duyu yalnızlaşma korkusudur.

Hayır diyememenin altında yatan bir başka sebep ise mükemmeliyetçilik duygusudur. Kişi kendini başarılı ve mükemmel olma konusunda o kadar zorlar ki, adeta kendisinden talep edilen her isteğe ve her işe evet diyerek yeterliliğini kanıtlamaya çalışır.

Öfkelerini pasif şeklide ifade eden kişilik yapısına sahip insanlar da, yaşamlarında hayır kelimesini sözel olarak kullanamazlar. Bunun yerine hayır anlamına gelecek pasif yollar kullanmayı tercih ederler. Bu kişiler hayır tercihini net bir şekilde ortaya koymadıkları gibi, sonuç olarak kendinden istenileni de yapmazlar. Başlangıçta evet yanıtını verdikleri tekliflere hemen her zaman dolaylı yollar ve anlatımlarla hayır demeye çalışırlar.  Bu durum ilişkilerinde de ciddi problemlere yol açar. Zaman içinde bu kişilerin, sosyal yaşamlarında güvenilirlik değerleri erozyona uğrar ve özgüvenleri zedelenir.

Elbette, kişileri hayır demekten alıkoyan toplumsal değerlerimiz de vardır. Toplum kültürümüzde evet demek ’’ fedakar, yardımsever ve iyi insan olmak’’  gibi kişilik özellikleriyle özdeşleştirilmiştir. Çoğu zaman hayır diyememe sebebimiz bu özellikleri taşıyan biri gibi görünme isteğimizdendir.

Görüldüğü gibi ret edilme ve yalnızlaşma korkusu, mükemmeliyetçilik, pasif öfke davranışı, toplum kültürü ya da hayır demeyi nasıl ifade edeceğimizi bilememekten kaynaklı pek çok sebebin beslediği ‘’gereken zamanlarda hayır kelimesini kullanamama’’ ciddi bir sosyal beceri eksikliğidir.

’Hayır’’ Diyememe Sosyal İlişkilerimizi ve Yaşamımızı Uzun Vadede Nasıl Etkiler?

Size yöneltilen taleplere hayır diyemeyerek, ya kendinizi sürekli feda eder, sonuçta özgüveninizi yitirirsiniz ya da hayır kelimesini kullanmayı beceremediğiniz için pasif yollarla hayır der ve farkında olmadan sizden talepte bulunan kişilerle olan ilişkilerinize zarar verirsiniz.

Hayır diyemeyen kişiler kendi yaşam yolculuklarında direksiyonlarının başında değildirler. Bu yüzden de çoğu zaman, kendilerini başka birinin hayat planı içinde bulmaları ve bu kişiler tarafından yaşam rotalarının hiç istemedikleri bir yöne doğu çevrilmesi büyük olasılıktır. Yaşamını kontrol edememek zamanla kişiye huzursuzluk verir. Yaşamdaki huzuru sağlayan en  temel unsur ise dengedir. İdeal olan, ’Evet’’ ve ‘’Hayır’’ ların dengede olduğu bir yaşamdır.

Esas olan nelerin sizi zorlayıp, nelerin zorlamayacağına yaşam değerleriniz de göz önünde bulundurarak sağlıklı bir şeklide düşünmek, böylece evet ve hayırların dengesini sağlamaktır.

‘’Evet’’ cevaplarınızla sonradan sıkıntı çekmek yerine, hayır demesini öğrenmek, streslerinizi azaltır.

Kabul edemeyeceğiniz talepler karşısında,  ‘’Çok üzgünüm ama ....." ile başlayan cümleler kurmak yerine,net bir şekilde "Hayır" demeyi öğrenmelisiniz.  "Çok üzgünüm ama....." şeklindeki  ifadeler sizin hayır kelimesi üzerinde kararlı bir duruş sergilemenizi engeller ve karşınızdaki kişinin  bu zayıf noktayı yakalayarak  suçluluk duygularınız üzerine gitmesini kolaylaştırır.

Evet ya da hayır cevabı arasında seçim yaparken sadece kendi isteklerinize odaklanın ve bencilce davranın demiyorum. Sizden talep edilen yardım ya da istekler için evet cevabı vermeden önce bu cevabın kendi değerlerinizle ve esneme sınırlarınızla örtüşüp örtüşmediğini, vereceğiniz cevabın uzun vadede sosyal ilişkileriniz ve yaşam yolculuğunuzda ne gibi etkiler doğuracağını bir kez daha düşünmenizi öneriyorum.


Etrafınızda "hayır" diyebilen birileri varsa onları daha yakından tanımaya çalışın ve onların  ‘’hayır deme sosyal becerisini’’ nasıl kazandıklarını öğrenin.

‘’Dürüst bir hayır cevabı asla, yalancı bir evet cevabının sonuçları kadar can yakıcı olamaz.’’

 

Dr. Füsun UYSAL

Yaşam Koçu & NLP Uzmanı

www.fusunuysal.com

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Değerli Füsun UYSAL, Bilirsiniz, kararlarımızdaki kalite farkındalığımızla birlikte yükselmektedir. Kişi, meselenin farkındaysa, mesele sorun olmayacaktır. Sorun birazda farkında olmamakla ilgilidir. Aydınlatıcı, uyarıcı bir yazı olmuş, elinize sağlık. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 20.12.2011 17:13
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim. Keşke dediğiniz gibi olsaydı, meselenin farkındalığı sorunları çözseydi. Meselenin farkındalığı içinde olan ve pasif yollarla hayır deme yolunu kullanarak kendine ve çevresindekilere sosyal ilişkilerinde zarar veren bir çok kişi var. Burada, meselenin farkındalığı değil, kişinin nereye kadar esneyebilceğinin farkındalığı içinde olması önemli. saygılarımla.  27.12.2011 16:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2300
Kayıt tarihi
: 16.12.11
 
 

1989 Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldum. 21 yıl tıp doktoru olarak  bir kamu hast..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster