Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Haziran '07

 
Kategori
Çevre Bilinci
Okunma Sayısı
2227
 

Hayrettin Karaca'yı ayakta alkışladık...

Hayrettin Karaca'yı ayakta alkışladık...
 

Bugün TEMA'nın Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde çevre eğitim semineri vardı. TEMA'yı kuranlar ve vakfın gönüllüleri on beş yıldır ''Türkiye Çöl Olmasın'' diyor ve bu amaçla çırpınıp duruyorlar.

Hayrettin Karaca'yı yakından tanımak, onu dinlemek ve konuşması sırasında defalarca alkışlamak; salondan çıkarken ayakta dakikalarca alkışlamak, unutamıyacağım bir güzel anısı olacak hayatımın...

Hayrettin Karaca bir toprak adamı, Anadolu gibi büyük; hem toprağın yüreğinde yer açmış kendine hem de insanın... Erozyon Dede konuşurken notlar aldım:

''Yeni bir tüketim ahlakı olmalı. Haberlerin içine bile reklam girmiş; tüketelim. bitirelim, mahvedelim, sonra devam edelim... Ben bir kültürle yetiştim: ''Olan, olmayana borçludur'' dediler; ''Komşusu aç iken tok olan mümin değidir'' dediler; ''Komşuda pişer bize de düşer'' dediler... Fakirdik ama açımız yoktu... Bizim durumumuz iyiydi. Annem, yalnız ve kimsesiz komşumuz ''Fatma Anne''ye yemek götürmem için elime siniyi tutuşturur ve sessizce ''Fatma Anne'ye götür'' derdi. Kimse duymaz, kimse bilmezdi. Büyüklerimiz annelerimizdi, babalarımızdı... Evlenme çağına gelmiş komşu kızının evlenmesi için komşular seferber olurdu. Falan komşunun oğlu iyidir, bu kıza uygundur, oğlan askerliğini yapmış eli de ekmek tutmuştu. Komşu kızları hepimizin kızıydı...''

Koca salonda çıt çıkmıyor; Erozyon Dede; Vatan Dede, Toprak Dede, Anadolu Dede devam ediyor; ayakta ve yüreğimizde derin izler bırakacak sözler söylüyor:

''Babamın fabrikasında yüz elli kişi çalışırdı. Yemekler kazanlarla bizim evde yapılırdı. İki işçi kazanın iki kulpu arasına uzatıp iki ucundan asıldıkları uzun bir sırıkla kazanı fabrikaya götürürlerdi. Herkes kaşığını kendi getirirdi. Masa yoktu, makinaların arasına serilen beyaz şilte üzerine tabaklar konur, kepçelerle yemekler dağıtılır; çömelip yenirdi yemekler. Öyle kimsenin yeri belli değildi, babamın da... Gelişigüzel oturulur, yenirdi yemekler... Bize ayakkabı alınırdı ama o ayakkabılarla bizi sokağa çıkartmazlardı, çünkü kimsede ayakkabı yoktu. Diğer çocuklar görüp üzülmemeliydi. ''

''Yeni bir paylaşım düzenine ihtiyaç var: İçinde kural olmayan, sadece ahlak olan... İhtiyacından fazlasını tüketmeyecek insan... İk milyar iki yüz milyon aç var dünyada; yakın zamanda altı milyar aç insan olacak. 2020-25-30 yıllarına doğru insanlar birbirini yiyecek. Çünkü aç, yiyecek yok... Gazeteler yazacak falan ülkede 140 kişi yendi. Bunlar olacak, 2020-2030 yıllarına varmadan birbirimizi yiyeceğiz. İzlanda'da patates üretimi olmadı, insanlar birbirini yedi. 1984'te denge bitti, toprağın insanı besleme gücü kalmadı. ABD'de nüfusun yüzde 17'si aç. Avrupa'da da açlar var. Bırakalım yoksul ülkeleri, zenginlerde açlık var... Bizde daha yeni dokuz ilde sel oldu, 41 kişi öldü. TEMA'nın bir hedefi var: İktidara gelmek isteyen partinin erozyon sorununu çözmeden iktidar olamıyacağı gerçeğinin ortaya çıkmasıdır. Bu olgu, TEMA'ya verilecek geniş destekle başarılacaktır. Kamuoyunun toprağına sahip çıkması şarttır. Bugüne kadar partiler, tüketerek, yokederek iktidar olmuşlardır.''

Konuşmacılardan biri de ziraat mühendisi olan Profesör Doktor Murat Altın'dı. ''Toprağı oluştuğu, suyu düştüğü yerde tutmak gerekir'' diyen Altın, mera konusunda bilgiler verdi. Trakya'da yaptığı çalışmaları anlattı. Yeni çıkarılan mera yasasının yanlış olduğunu ifade etti. Bu yasanın meraları yaylak ve otlak alanlarına denetimsiz açtığını ve gerektiğinde ev yapma izni de verdiğini söyledi.

Bir başka bilimadamı da mesleği cerrah olan bir tıp adamı Profesör Doktor Lütfü Baş idi. Bu toprak adamı da, kendi deyimiyle doğa adamı; görevli bulunduğu Şişli Etfal Hastanesinde, erozyonla mücadele derneği kurmuş ve şu ana kadar 680 bin ağaç dikmiş. Ceviz dikme ve yedirme kampanyalarına ağırlık veriyorlar, arıcılık da var. Türk milletinin tamamına ceviz yedirmeye kararlılar. Ceviz dikmeyi de teşvik ediyorlar. Kıbrıs Savaşı'nda cerrah olarak görev yapmış. Hastaneye, Türk askerlerce yaralı olarak getirilen bir Rum askerinin de tedavisini gerçekleştirmiş. Yaralı asker ve komutanların tedavi sıralarını birbirlerine verişlerini ve yaralı hallerine karşın, itidalle sanki yaralı değillermiş gibi durmalarını; bunun da Türk milletinin asaletini gösterdiğini söyledi. Profesör Baş'ın bizden istekleri de vardı:

''Ölümden korkmadığınız anda dünyanın en mutlu insanı olursunuz. Enerjinizi boşa harcamayın. Zararlı yeyecek ve içecekleri kullanmayın. Kimseyi kıskanmayın. Doğa dostu olun, ağaçla, toprakla uğraşın. Gelirinizin yüzde birini çevre için harcayın. Babam doğduğunda dünya nüfusu 1, 5 milyardı, ben doğduğumda 2, 5 milyar, oğlum doğduğunda ise 6, 5 milyar. Bu iyi bir gidiş değil...''

Her sunumdan sonra Atatürk'ün sözleri perdedeydi: ''Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez.'' ve ''Kılıç ve saban bu iki fatihten birincisi ikincisine daima mağlup olmuştur.''

Anadolu için çalışan, Anadolu gibi büyük ne çok insanımız varmış; bugün bunu gördüm ve çok mutlu olarak tamamladım günümü...


Hayrettin Karaca'nın fotoğrafı: www.gazetevatan.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Tema'nın bu toplantısına ve Sevgili HAYRETTİN kARACA'YA yer vermeniz ne iyi olmuş. Ellerinize sağlık. Mera yasasına üzüldüm. Önce yazlık sitelerle zeytinliklerimizi bitirdik şimdi de sıra meralarımıza ve Kuş cennetlerimize gelmiş ne acı. Yaşasın TEMA ve ona katkıda bulunan insanlarımız. esenkalın. ezgiumut

Ezgi Umut 
 09.06.2007 17:22
Cevap :
Sevgili Ezgi Umut, Hayrettin Karaca'yı gördüğümden ve dinlediğimden beri daha huzurlu bir ruh haliyle yaşıyorum. Anadolu buğdayından elde edilen apak un gibi ak saçlı ve sakallı bu toprak ermişi yüce insan; düşünceleriyle de apak, yolgöstericiliğiyle de apak, emekleriyle de apak bir insan... Sonradan görme halimizle sizin de ifade ettiğiniz gibi zeytin ağaçlarını da yazlık evlere feda ettik. Geç kalmadan akıllanırsak; toprakla, ağaçla,suyla barışık yaşamaya başlarsak belki o zaman hayat da bizimle barışır... Çok teşekkür ederim... Sevgilerimle...  10.06.2007 21:45
 

Sayın Öğretmenim Allah saygıdeğer Karaca'ya uzun ömürler versin ülkemizde heryıl erozyonla kaybedilen toprağımız bazı avrupa ülkeleri büyüklüğündedir, Bunu engellemek için kurduğu TEMA vakfının çalışmaları hertürlü taktirin üzerinde dir hayatını bu işe adamış yaşına rağmen olağan üstü bir gayretle ülkemizin yeşilini ve toprağını korumaktadır minnettarız; Bu arada belki birçoğumuzun bilmediği bir gerçek var ayni misyonu üstlenen rahmetli eski genelkurmay başkanı emekli orgeneral Cemal Tural TSK ağaç seferberliğinin mimarıdır kendisini rahmetle anıyorum.Tema'ya destek ibadetle eş değerdedir. Saygılarımla

Ersen Gürpınar 
 06.06.2007 9:50
Cevap :
Sevgili Ersen Gürpınar değerli komutanım, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin milletimizin her derdine çare bulmaya çalışan bir kurum olduğunu aklı başındaki her Türk yurttaşı bilir. Genelkurmay Başkanlarımızdan Cemal Tural'ın ağaçlandırma konusundaki çalışmalarını bilmiyordum, bunu da öğrenmemiz iyi oldu. ''Başlıca güç ve varlık dayanağımız topraktır'' diyen Atatürk'ün o yüce emaneti olan vatan toprağını Türk milleti için barışın, huzurun ve esenliğin kaynağı yapan ve bu coğrafyada Türkler için sonsuza kadar yaşanabilir kılan herkese minnettarız. Bilincin, çalışkanlığın, birlik ve beraberliğin içinde olduğu yeni bir savaş bekliyor Türk milletini; böyle olmalı ki emekleriyle büyük fedakarlık yapanların ve canlarını feda edenlerin emekleri boşa gitmesin!.. Çok teşekkür ederim... Selam ve sevgilerimle...  06.06.2007 10:41
 

Benim de onlarca ağacım var, Tema vakfı aracılığıyla dikilmiş... Geçenlerde bu vakıfı yıpratmak için ortaya atılmış bazı yazılara rastladım, ben inanmadım ama inananlar olur diye endişelendim. Yine güzel yazmışsınız... Kaleminize sağlık... Sevgilerimle...

Sema Sener 
 05.06.2007 23:53
Cevap :
Sevgili Sema Sener, TEMA aracılığıyla dikilmiş onlarca ağacınızın olması ne güzel!... Yeni bir hayranlık daha benden size... Bu kutsal vatan toprağı üzerindeki her ağaç vatanımızın doğal bayrağıdır; üzerinde yeşilin her tonunun olduğu, meyvelerin binbir çeşidinin olduğu, envai türlü çiçeklerin açtığı, irili ufaklı özgürlük timsali kuşların konduğu bayraklardır bu ağaçlar... İşte siz de bu güzelim ağaçlarla süslemişsiniz canım vatan toprağımızı... TEMA'yı karalayacaklar elbet; çünkü TEMA'da bu vatan toprağının güzelim insanlarının çok değerli, çok çalışkan, çok fedakar gönüllüleri var. Orada ''Toprağı oluştuğu, suyu düştüğü yerde tutmak gerekir'' diyenler var; toprağın her zerresi ve suyun da her damlası bu vatan toprağında kalacak; bu vatan toprağı üzerinde buharlaşacak ve dünyaya ve insanlığa yağmıur olacak, su oalacak, hayat olacak!.. Anadolu'ya ağaçla sevgiyi birlikte ekip-dikiyorlar, bu insanlar... Selam ve sevgilerimle...  06.06.2007 10:55
 

Ülkemizde bin tane Hayrettin Karaca olsa inanın bu ülke cennet olur. Sanırım 98 lerdi, yüklü bir adette rozet aldım, ve dagıttım. Kendim de hala takarım o yeşil yaprağı, birileri sorarda onlara anlatırım diye. Bu güzel blog için teşekkür ederim saygılar.

sedataydın 
 05.06.2007 11:31
Cevap :
Sevgili ''saydin35'' aradan yirmi dört saatten fazla zaman geçti ve hala gözümün önünde, ruhumda Hayrettin Karaca... O koca salona elinde TEMA armalı, yeşil beyaz renkli içi dolu iki bez torbayla girişi ve alkış alkış alkış... Yerine oturuşu ve devam eden alkışlar... Sahneye çıkışı, ayakta yaptığı felsefi konuşma; tekrar yerine geçişi, kısa bir dinlenişi... Ve yerinden kalkarak diklemesine olan salondan ağır adımlarla ve bir o kadar da vakur bir duruşla çıkışı... Hepimiz ayaktayız,giderek güçlenen alkış temposu... ''İşte ben geldim, gidiyorum, bu dünya bu haliyle size kalıyor, hayrını görecek misiniz?'' dercesine gidişi... Hiç unutamam, unutmayacağım!... ''Ne olacak üretim üretm üretim; fert başına bilmem kaç dolar düşüyor, bunun bir yararı yok; dünya dengesini kaybetti'' diyor. Çok teşekkür ederim. O ''yeşil yaprak''ta hayat var; o yaprağı koruyunuz... Sevgilerimle...  05.06.2007 19:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 1998
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster