Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '17

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
293
 

Hayrolsun Jung!

Hayrolsun Jung!
 

https://www.youtube.com/watch?v=IMBdBTyaSgo

Çoktandır bir rüyanın etkisindeyim. Aslında gördüğüm rüyaları unuturum. Ne var ki bunu unutmam mümkün değil. Yine de unutmamak için yazıyorum. Yazma amacım bazen de bu galiba. Bazı anları unutulmaz kılmak. O günün sabahını hatırlıyorum; olağanüstü bir şey olmamıştı. Sıradan, günlük işler… Aklımda makul fikirler… Gece rahat bir uyku... Rüyanın etkisiyle uyandığımda gece üç sularıydı. Rüyaların 20 saniyeyi geçmediği söylenir. Ne tuhaf, sanki saatler sürmüştü. Daha önce hiç görmediğim bir yerdeydim. Uzun, sık ağaçların olduğu büyüleyici bir ormandı. Bir adam yüzü belirdi ansızın. Sonra yavaşça uzaklaştı. O kaybolurken kalbim mengeneyle sıkıştırılıyormuşçasına acıdı, işte tam da bu sırada görsel bir şölen başladı. Tüm ağaçların kabukları domino taşları gibi uzaklaşıp gökyüzüne dağıldı. Tüm böcekler yuvalarından fışkırıp ormanın içine saçıldı. Tüm yıldızlar bir deliğe doğru harekete geçti. Ardından her yer karardı. Yüzünü görmediğim biri konuştu sonra, ‘’Bütün bunlar gibidir aşk, ellerinden kayıp gitmezse aşk olmaz adı. Kavuşmak yoktur sonunda. Tamamlanmamış bütün duygulardır aşk.’’ Her şey eski haline döndü sonra. Ağaç kabukları dallarına yapıştı, böcekler yuvalarına girdi ve yıldızlar semaya serpişti…

Sürdürdü konuşmasını yine; ‘’Aşka dalıp geri dönmeseydi bunlar yok olurdu kâinat ‘’. Sanki imrendi geri dönülmeyen bana verildiği için.  Adamın yüzü akıp giderken, rüya anlatıcısı imrenirken bana, ben kahroluyordum rüyamda.

Uyandığımda kalbim bu rüyanın etkisinde deli gibi çarpıyordu. Yatağımda kıvrılıp o rüyayı düşündüm, sonra rüyalar üzerine düşündüm Freud’la:

Ruhu incelemeye yönelik çalışmalar içinde rüyaların değerini ilk fark eden bilim adamı Freud’dur. Freud’a göre rüyalar, bastırılan arzuların sembolik yoldan giderilmesiydi. Ancak Freud bastırılan bu arzuların uzak geçmişimizde yani çocukluğumuzdaki dürtülerin dışavurumları olduğunu düşünüyordu. Yine Ona göre rüyalar; imkânsız olanın gerçekleşmesini sağlayıp, uyanıkken bizi engelleyen hayatın olağan akışını bir kenara iterek, denetim altında tuttuğumuz yasak arzuların bilinçdışından yükselip artık bizimle olmak isteyişleriydi. Şu halde rüyalar, belki de kendimize dürüst olduğumuz tek anlardır.

Freud, bir rüyanın içeriğinin büyük bölümünün semboller aracılığıyla gizlendiğini düşünüyordu. Freud, sembollerin bütün insanlarda ortak, değişmez anlamları olduğuna inanıyordu, dolayısıyla belli koşullarda bir rüya, rüyayı gören kişiye sorular sorulmadan da yorumlanabilirdi (rüyayı görenin kişiliği, yaşam koşulları ve rüyayı görmeden önceki izlenimleri hakkında bir şeyler bilinmesi koşuluyla).

Freud’dan 19 yıl sonra doğacak olan öğrencisi Jung için de rüyalar son derece önemliydi.

Carl Gustav Jung’a göre rüyalar, ruhun derinliklerinde var olanların, ruha açtıkları küçük ve gizli birer kapılarıdır. Rüyaları, ilahi bir ses, bir elçi ve zihne hiçbir zaman zarar vermeyen bir kaynak olarak görür. Rüyalara bilinçdışımızda yer alan yüce bir bilgeliğin kendini ortaya koyuş biçimi olarak bakar. Rüyalar hakkında şöyle der: ’’  Rüyalarla ilgili bir teorim yok. Nasıl ortaya çıktıklarını bilmiyorum. Ayrıca, benim onları ele alma biçimimin bilimsel bir yöntem sayılabileceğinden bile emin değilim. Belirsiz ve kişinin o anki keyfine çok bağlı şeyler oldukları için, rüya yorumlarına karşı hepinizin taşıdığı önyargıları ben de paylaşıyorum. Ama öte yandan, bir rüyayı gerçekten enine boyuna defalarca incelediğimizde, bunun büyük bir ihtimalle bizi bir yerlere götürebileceğini de düşünüyorum. Tabii ki bunun bilimsel bir vargı ya da akılcı bir sonuç olması gerekmiyor, fakat bilinçaltının amacının ne olduğunu, "bilinçaltının aklından neler geçtiğini" gösterecek bir ipucuna varabileceğimizi söylüyorum…"

Freud’da Jung’da, rüyada gerçekleri çağrıştıran sembolleri, uyuyan kişinin bizzat kendisinin seçtiğini, rüyanın tamamen onun bilinçdışından taşan arzularla yönlendirildiğini söylerler.

Benim dehşetengiz rüyama dönecek olursak, bu noktada her ikisine de her zaman katılmadığımı belirtmek isterim. Rüya bazen görenin değil, rüyaya düşmek isteyenindir gibi çılgın bir fikre sahibim.

Freud, Otto Rank, Ernest Jones, Sandor Ferenczi, Max Kahane, Wilhelm Stekel, Carl Gustav Jung, Alfred Adler ve Karl Abraham gibi psikanalistlerle 1902'den başlayarak her çarşamba günü toplanıp, ünlü Viyana Psikanaliz Derneği’nin doğmasını sağlar.

Bu rutin Çarşamba toplantılarının birinde izleyicilerinden birinin mesela Jung’un, benimkine yakın bir fikri Freud’a sunduğunu varsayalım;

 Freud, günlerce düşünüp kalbini arzuladığı kişinin kalbine çeviren, ona varlığını hatırlatmak için gecelerce çırpınan aşığın, her şeyden habersiz uykuda olan sevdiğinin rüyasına ansızın girebilecek güçte olduğunu yadsır mutlaka. Gülüp geçer. Sıklıkla gülmeyi tercih etmeyen biri olarak alaycı bir gülüşü yüzüne kondurduğu nadir anlardan biri olur bu.  İnsanın içinde yanıp duran o sıcaklığın cinsel dürtülerle hiçbir ilgisinin olmayabileceğini de anlamak istemezken, donuk gözlerini muhatabının gözlerine dikip onun gözlerinde ruhuna tesir etmiş başka ruhları görünce hiç de bilimsel olmayan bir ifadeyle:

Her insan gördüğü rüyanın tabiridir Jung, bunu sen de biliyorsun. Biri senin aklını iyiden iyiye karıştırmış olmalı. Ne diyelim yine de; Hayrolsun Jung!, Hayrolsun İnşallah!... diyerek bitirir toplantıyı. 

 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

90'lı yılların başında bu şarkıyı titreye titreye söylerdim arkadaşlarıma. Rüyalara gelirsek... Bir yanım Freudyen. Hatta böyle ilginç rüyalar gören sizin kaleminiz de belki bu rüyalardan nasiplenmiş olduğundan bu denli başarılıdır kim bilir. Bunu cevabını şimdilik tam olarak bilemesek de beynimizin, ruhumuzun gizli kapıları olan rüyalarımız cazibesiyle etkilemeye devam edecek hem yazarken hem araştırırken. Selamlar, saygılar...

aykar sönmez 
 14.06.2017 15:30
Cevap :
Ne güzel bir anı... Çok teşekkür ederim,sizin gibi edebiyatın en içinden, ehlinden,kalbinden bunu duymak, onur verdi. Selamlar,sevgiler...  14.06.2017 23:21
 

Ne güzel bir paylaşımdır, yorumdur... Ruhu şad olsun ölümsüz sanatçımızın .... Taradım, aradım;sözler kime ait onu bulamadım. Barış Manço'ya mı aittir? Bilemedim. GEL Yine dün gece Sabaha kadar düşündüm seni İçimde bir umut Sanki her an gelecekmişsin gibi Hiç düşündün mü Ardında kalan bu divaneyi Ama bil ki ben Sonsuza dek bekliyorum seni Bir sabah erkenden seherle gel Kimseler görmeden gizlice gel Bülbüller ötmeden sessizce gel Yeter ki bana gel Uğrunda yanayım Kerem gibi gel Dağları deleyim Ferhat gibi gel İste canım vereyim Mecnun gibi gel Yeter ki bana gel Öyle isterdim ki Her an rüyalarına girmeyi Bir şarkı olup Dillere düşmeden söylenmeyi Hatta rüzgâr olup Toz duman gelip sana yüz sürmeyi Ve damla damla Kirpiklerinden süzülmeyi

Nil ALAZ 
 14.06.2017 14:33
Cevap :
1993 yılında çıkardığı ''Mega Manço'' isimli albümde yer alan bir şarkısıdır. Söz ve müzik kendisine ait. Sözlerindeki gibi; Dillere düşmeden söylenen,gizli kalmış bir Barış Manço şarkısı.   14.06.2017 23:13
 

Büyüsü bozulmayan ne varsa onunlayız…Onun peşindeyiz…Hep “GEL, GEL” diye sesleniriz. Bu içten, aşka divane sesimizi duyar mı, duymaz mı? Bilir, bilmeyiz…Rüyalar hayallerimizi besler ya da hayaller rüyalarımızı… Uzmanlara saygımla …Çılgınca fikrine destek vereyim: Ben de; Rüyaya düşmeyi (ne güzel söylemdir.) düşe düşmek olarak yorumluyorum. “Yarım kalan aşkların neden unutulmadığını açıklayan kavram: Zeigarnik Etkisi”ymiş. Her insan gördüğü rüyanın kendisidir... Sevgiler...

Nil ALAZ 
 14.06.2017 14:29
Cevap :
Düşe düşmek; Nilce Alazca,harika...Ah bu uzmanlar Zeigarnik Etkisi ha! Her yarım kalanı unutmaz, özler miyiz ki! SAdece AşK olanlar belki...Sevgiler...  14.06.2017 23:16
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 64
Toplam yorum
: 226
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1017
Kayıt tarihi
: 26.05.14
 
 

Kim olduğumun peşindeyim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster