Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '10

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
4332
 

Hayvan deneyleri

Hayvan deneyleri
 

Deneylerde şempazeler,kediler,köpekler,domuzlar,fareler ve tavşanlar ; kobay olarak kullanılmaktadı


Tıp, ilaç, kozmetik gibi pek çok alanda hayvan deneylerine başvurulduğunu muhtemelen biliyorsunuzdur. Peki bu deneylerin nasıl yapıldığından ya da bu deneylerde ne kadar hayvan kullanıldığından haberiniz var mı? Sadece AB'de yapılan deneylerde her 30 saniyede 10 hayvanın bu amaçla öldürüldüğünü söylesem zannediyorum konunun ne kadar vahim olduğunu anlarsınız … Deneylerin bazılarında hayvanların gözlerine ya da derilerine çeşitli deterjanlar, kozmetik ürünler vb maddeler sürülüyor ve/ya püskürtülüyor, çeşitli amaçlarla hayvanlar aç susuz uykusuz bırakılıyor, kesiliyor, biçiliyor, yakılıyor, radyasyon, gazlara maruz bırakılıyor, ruj, deterjan, boya gibi maddeler zorla yediriliyor, ve tüm bu işkenceler (deneyler) yapılırken hayvanlar, çoğu zaman bir yere sabitleniyor. Belki haftalarca belki de aylarca orada öylece kıpırdamadan, buna yaşamak denirse, yaşamaya çalışıyor eğer bunca eziyete rağmen hayvan, hala yaşıyorsa öldürülüyor ve ölenlerle öldürülenler üzerinde araştırmalar devam ediyor…

HAYVAN DENEYLERİ GERÇEKTEN ETİK Mİ?

Cevap: Nasıl etik olabilir ki?

İnsanlarda sinir sistemi vardır, acı çekmemizin sebebi budur; hayvanlarda da sinir sistemi bulunur dolayısıyla onlar da acı çekerler, Peki o zaman insana bir deney uygulandığında göstereceğimiz tepkiyi aynı deney hayvana uygulandığında neden göstermeyiz? Çünkü ‘Türcülük’ eğilimi sarmıştır dört bir yanımızı; Evet yanlış duymadınız! İlk defa duydum o ne diyebilirsiniz Irkçılık nedir bilir misiniz? İşte buna benzer bir tutumdur ‘Türcülük‘. Yani bir türü diğer türlerin üzerinde görmektir’ Türcülük’. Eee yani diyeceksiniz yanisi şu; biz üstünüz hayvanlar uğrumuzda bilimsel çalışmalarda ölebilir. Peki Nazi Almanya sında nasıl bir görüş vardı dersiniz? Biz üstün Alman ırkıyız Yahudiler Alman ırkı için deneylerde ölebilir. Her halde söylemek istediğimi anladınız...

HAYVAN DENEYLERİNİN SONUÇLARI GÜVENİLİR MİDİR?

CEVAP: Tabi ki koca bir hayır! Gözlerinizi açın! Hayvan deneylerinin kesin sonuç verdiği falan yok sadece deneyin hayvanlar üzerinde oluşturduğu etkinin insanda da benzer bir şekilde görüleceği düşüncesinden hareketle deneyler gerçekleştiriliyor. Yani insanoğlu hayvan deneyleri olsa da olmasa da denek olmaktan kurtulamıyor. Bir sorun ortaya çıkarsa hayvan deneyleri sayesinde doktor kendini aklıyor. Hayvan deneyleri tabi ki de bilimin ilerlemesini pek çok hastalığa çare bulunmasını sağladı fakat şu da var ki bu deneylere güvenilerek insanlara yapılan uygulamalar pek çok insanın ölümüne ya da sakatlanmasına sebep oldu. Kısacası hayvan deneylerinde başarısız olan bir çok yöntem insanlarda işe yaradı, hayvanlarda başarılı olan bir çok yöntem de insanlarda uygulandığında feci şekilde çuvalladı. Kullanılan hayvana karşın sağlanan fayda gerçekten çok çok az…

HAYVAN DENEYLERİNİN ALTERNATİFİ YOK MU?

CEVAP: Olmaz olur mu? Tabi ki var; birkaç deney dışındaki tüm deneylerde kolayca uygulanabilir olan bu alternatif yöntemler, üstelik hayvan deneylerinden çok daha ucuza malolmaktadır...
Bunlar;
1)Bakteri kültürü
2)Hücre ve doku kültürü
3)Fiziksel, kimyasal testler
4)Veri bankaları
5)Bilgisayar
6)Görsel işitsel medyalar
7)Yumurta testi

HAYVAN DENEYLERİNDE NEDEN ISRAR EDİLİYOR?

CEVAP: Kapitalizm. Tıp enstitüsünün bir alt kolu olarak karşımıza çıkan Hayvan Deneyleri inanılmaz büyük kazançlar sağlanan bir sektör haline gelmiştir. Örneğin bir ilaç şirketi bir hastalığın çaresini bulur diğeri boş durur mu? O da aynı işe yarayan benzer bir ilaç bulmak için işe girişir ve hayvan deneylerine başvurur. Aynı durum tabi ki kozmetik enstitüsü için de geçerlidir. Bu hayvanlar öyle sokaklardan toplanmaz özel üretim çiftliklerinde üretilirler tabi bunun yemcisi , veterineri, nakliyatçısı vb pek çok insan ciddi paralar kazanır işte bu yüzden alternatif yöntemlerdense hayvan deneyleri tercih edilir.

Nedir 3R? Replacement, Rediction, Refinement kelimelerinin baş harflerinden oluşan 3R kuralı 1959 yılında zoolog olan William MS RUSSELL ve mikrobiyolog olan Rex L.BURCH adındaki iki İngiliz tarafından ortaya atılmıştır. 20 yıllık bir sürenin ardından 3R prensibinin öncülüğünü yapan bir çok organizasyon(ECVAM(AB), FRAME (İngiltere), ZEBET (Almanya), CAAT (ABD), NACE (Hollanda) kurulmuştur.
3R kuralı
1) Deney hayvanlarına ihtiyaç duyulmadan yapılabilen deneylerin hayvan deneylerinin yerini alması,
2) Deneylerde kullanılan hayvan sayısının mümkün olduğunca azaltılması,
3) Deney hayvanlarının duyacakları acının olabildiğince azaltılması prensibini savunur.

Ahmet Ufuk IŞIK

mor lale bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı paylaşmak, başkalarını da bu durumdan haberdar etmek istiyorum ancak paylaşamıyorum. acaba facebook da paylaşılması engellenmiş olabilir mi? Bu konuda beni bilgilendirebilirseniz sevinirim. Teşekkürler...

BUKET ERTAS 
 29.01.2010 15:50
Cevap :
Merhaba Buket hanım yazının en altında paylaş yazıyor orada sosyal paylaşım sitelerinin logoları var eğer facebook un logosuna tıklarsanız bir pencere açılıyor . Eğer o sırada Facebooktaysanız hemen paylaşabilirseniz değilseniz oradan giriş yaparak paylaşabilirsiniz.sevgiler  29.01.2010 18:01
 

Dünyanın dört bir yanında hayvanlara yapılan acımasız tutumları gördükçe içim gerçekten çok acıyor. Türümüz sizin de dediğiniz gibi "Türcülük" kavramını iyice benimsemiş durumda, doğanın sadece insanlara ait olduğunu düşünüyoruz. Oysa ki ben hayvanların ve bitkilerin bu dünyayı bizden daha çok hakettiğine inanıyorum. Çeşitli amaçlar uğruna hiçbir canlının yaşama hakkını elinden alamayız,hele ki böyle ahlaksız ve acımasız bir biçimde hiç... Yazınıza bu konuyla ilgili araştırma yaparken rastladım,bu gerçekler bir yandan canımı çok acıtırken diğer yandan bunları bu kadar içten ve açık bir dille ifade etmeniz beni ümitlendirdi. Belki de bir gün bunlara sebep olan kişiler de acıma, şefkat, adalet gibi duygularla tanışır ve bu duruma bir son verirler... Hayvanlardan öğreneceğimiz çok şey var; bunların başında "Doğaya saygı" geliyor...

BUKET ERTAS 
 25.01.2010 13:31
Cevap :
Aslında insanların hayvanlara öteki gözüyle bakışı Aristoya dayanıyor Aristonun insan merkezli bakış açısı ve sonrasında tek Tanrılı dinlerle Hümanizm akımı insanı dünyanın merkezine kuydu ve insan dışındaki her şeyi köle kunumuna getirdi.Hayvanlara yapılan vahşi deneylerin temelinde Descartes in de payının azımsanamaz ölçüde olduğunu söyleyebilirİZ.Descartes hayvanların davranışlarını makineye benzeterek acı çekmediklerini savundu ve bu görüş o dönem fazlasıyla kabul gördü. Böylece hayvana eziyet ortadan kalktı nasıl olsa acı çekmiyorlardı.Sırf kan dolaşımını incelemek için köpekleri diri diri çivileyp kanlarını akıtmak gibi akıl almaz deneyler bu görüşten hareketle kolaylıkla yapılmaya başladı.Günümüzde de aynı şekilde devam ediyor hayvanlar insanlar uğruna feda edilebilecek canlılar olarak görülüyor.  25.01.2010 14:23
 

Hitler Almanya'sının 'bilim' adamlarından. İnsanlarda kas sistemini öğrenmek için canlı canlı derilerini yüzdürmüş. Resimlerini çizdirmiş. Günümüzde kullanılan insan kas resimleri o zamandan kalma. Deneyleri bırakın, şimdi üniversitelerde hala hayvanlar öldürülüp iç organları inceleniyor. Biyoloji ve tıp fakülteleri yapıyor bu işi. Yazınızı gördüğüm halde uzun süre açıp okuyamadım. İhmalden değil, içim elvermediği için. Bir hayvansever olarak nereden başlamak lazım?

Hasbihalci 
 16.01.2010 21:52
Cevap :
Merhaba hayvan deneyleri ile ilgili yazı yazmaya karar verdiğimde insan deneylerini de araştırdım ve sizin de söylediğiniz gibi insanlığın korkutucu taraflarıyla yüzleştim .İnsanlar dünyaya temelde biz ve ötekiler gözüyle bakıyor .Almanlar ve diğerleri,ailem ve diğerleri,hemcinslerim ve diğerleri,müslümanlar ve diğerleri hatta galatasaraylılar ve diğerleri gibi... Bu gruplama yüzünden insanoğlu kendi grubu dışında saydıklarına karşı inanılması güç eylemlere imza atabiliyor ve bunun yanlışlığını aklına bile getiremiyor .Bir hayvansever olarak nereden başlamamız gerektiğini sormuşsunuz.Ben 20 yaşında bir öğrenci olduğum için bu konuda ne derece doğru bir yol sunabilirim bilmiyorum.Ama bireysel çabaların çok da etkili olamadığını görüyoruz .Bence , ben olarak yapamadıklarımızı biz olarak yapmak adına,Haytap isimli federasyona katılmak iyi bir başlangıç olacaktır. .Hayvan deneyleri konusunda 3 R prensibinin tam olarak uygulanması için çabalamak büyük önem taşıyor . Günümüzde alternatif   16.01.2010 23:19
 

önemli yazınızı başka bir bağlantı nedeni ile fark ettim. iç acıtan can yakan bir konuyu sorumlu ve duyarlı bir yaklaşımla objektif olarak ele almışsınız. akıcı anlatımınızla bilimsel verileri okunabilir kılmışsınız. yaşam hakkını sonuna kadar savunan biri olarak size teşekkürlerimi iletmek isterim. 3R yaklaşımını yazınızdan öğrendim. yazınızı önermek istiyorum. ayrıca facebook da hayvansever gazetesi tarafından paylaşıldı zaten. güzel ve duyarlı yazılarınızın devamını dilerim. sevgilerimle.

mor lale 
 14.01.2010 17:47
Cevap :
Merhaba sözleriniz beni gerçekten çok mutlu etti ben de doğayı ve hayvanları kendimi bildim bileli sevmişimdir. Hiçbir canlının yaratılış amacının başka bir canlıya hizmet olmadığını düşündüğüm için hayvanların vahşice sömürülmesine hayvanı da seven pek çok insan gibi ben de karşıyım .Olumlu düşüncelerinizden ötürü çok teşekkür ederim sevgiler A Ufuk IŞIK  15.01.2010 1:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1337
Kayıt tarihi
: 09.01.10
 
 

1989 yılında Zonguldak'ta dünyaya geldim. İlk ve orta öğretimimi Zonguldak'ta tamamladıktan sonra..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster