Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '10

 
Kategori
Hayvanlar Alemi
Okunma Sayısı
1176
 

Hayvan severlik ve vejetaryenlik

Hayvan severlik ve vejetaryenlik
 

hayvanseverlik


Yaşantımızda önem arz eden konular hakkında düşüncelerimi kaleme almadan önce bazı kavramları irdeler daha fazla fikir sahibi olmayı yeğlerim. Zaten yazmanın faydalarından birinin de bu olduğuna inanırım okumak bilgilenmek, fikir edinmek ve düşüncelerimle birleştirerek kendi bakış açıma göre yorumlamak. Hayvan severlik ve vejetaryenlik üzerine uzun zamandan beri yazmayı düşündüm fakat geniş kapsamlı bir konu olduğu için erteleme ihtiyacı duydum. Şimdi ise çok teferruata dalmadan düşüncelerimi ve çekincelerimi dile getirmek ve paylaşmak istiyorum.

Hayvanları ve doğayı seven biriyim bununla beraber avcıyım. İşte bu kavramlar çoğu zaman karıştırılmakta ve birbirine tezat görünmektedir. Oysa aksine bilinçli avcılar doğaya fayda sağlamak ve doğanın bekçiliği gibi nefsi sorumluluk ve özveri isteyen bir hobidir, spordur. Esas altı çizilmesi gereken anahtar kelimeler ise hayvan severlik, vejetaryenlik, doğa ve avcılık. Avcılık belli kurallara bağlı olarak yapılması zorunlu olan doğaya zarar vermeyen bir spor ve hobi. Bunun yanında profesyonel avcılık grubuna zararlı haşerelerle mücadeleden tutunda balıkçılığa kadar geniş bir yelpaze mevcut.

Vejetaryen tanımı şöyle yapılmış: Vejetaryen ya da etyemez, çeşitli nedenlerle et, balık, kümes hayvanları ve bazı durumlarda yumurta, süt ve süt ürünlerini yememeye denir. Etyemezlik, dinsel, ahlaki ve beslenmeye ilişkin nedenlere dayanır. Etyemezlerin çoğu, hayvansal maddelerden yapılan ya da hayvanlarda denendiğini bildikleri temizlik ve güzellik ürünlerini de kullanmazlar. İlk kez 1842'de kullanılmaya başlanan vejetaryen sözcüğü, Latince'de "sağlam, canlı, yaşam dolu" anlamına gelen vegetus sözcüğünden gelir. Bazı insanlar hayvanları yemek için beslemenin ve öldürmenin yanlış olduğunu düşünürler ve bundan dolayı et yemezler. Öte yandan, etsiz beslenmenin daha sağlıklı olduğu gerekçesiyle etyemez olanlar da vardır. Beslenme uzmanları da yağ, tuz ve şeker içeren yiyecekler yerine, bol selüloz içeren bitkisel liflere, kepekli tahıllara, çiğ sebze ve meyvelere daha çok yer verilmesinin sağlıklı ve dengeli beslenme için gerekli olduğunu ileri sürerler. Çoğu Budizm, Hinduizm, Caynacılık ve Hıristiyanlık'ın bazı mezheplerine bağlı olan kimseler ise, canlılara zarar vererek elde edilen besinin yenmemesi gerektiğine inanırlar. Bazıları da etyemezliği doğal çevrenin korunmasına dayandırırlar.

Kaynak : http://tr.wikipedia.org/wiki/Etyemezlik

Bazı platformlarda hayvan sever biri olarak etkinliklere katılmakta ve destek vermekteyim. Ancak şunu fark ettim ki. Hayvan sever organizasyonları içinde doğal olarak yer alan vejetaryen arkadaşlarımızın diğer hayvan severler üzerinde baskı kurmaya çalıştıkları verdikleri video link ve resimlerle destek aradıklarına da şahit oldum. O zaman aklıma şöyle bir soru geldi hayvan severler arasın da ikilem var yani vejetaryen olmayan hayvan severler ve vejetaryen hayvan severler. Aynı grup içindeki bu insanlar et yemezlik konusunda ayrışmaktalar ve buna rağmen hayvan sevgisi doğrultusunda mücadele vermeye devam etmekteler.

Bazı çıkışları ise diğerleri tarafından görmezden gelinmekte öyle ki et yiyenlerin katil addedildiği bir resim ve ifadenin altına siz olsanız nasıl bir yorum yazardınız? Tabi yazmadım ve es geçtim yani görmezden geldim. Bu nokta da vejetaryenlik ve hayvan severliğin birbiri ile karıştırılmaması gerektiğine inanmaktayım. Bu konunun kesinlikle tartışılması gerektiğine inanmaktayım hala kapalı bir kutu olarak önümüzde durmakta.

Yukarda bahis yaptığım üzere hayvan sever ve vejetaryen arkadaşların ‘’ avcılığı’ nasıl gördüklerini ve tanımlamalarını çok merak etmekteyim. Tabi söz konusu olan nizami avcılıktır. Sınır ve standartlara uyan, belgeli, yetkin.

Hayvan sever olmak için ise sadece kedi köpek yada başka bir hayvan beslemek yetmiyor, yolda yürürken karınca yuvasına basmaktan sakınan, bütün hayvanların doğal yaşamlarına saygı gösteren onlarında kendisi gibi bir canlı olduğunu içselleştirmiş, Evinin pervazına kuş köşkü yapan onlara yem su veren. Hayvan sevgisini yüreğinde taşıyan insanları çevremizde görmek ne güzel bir duygu. Fakat bütün bunların yanında çelişkilerle ve soru işaretleri dolu hayvan severler bir arada ortak paydalar da hareket etmeye devam etmekte.

Kurban bayramı dolayısı ile her yıl gündeme gelen katliam gibi kesimler tabi ki içimizi acıtmakta bu nedenle az da olsa tedbirler alınmaya başlandı, kesim yerleri belirlendi. Kurbanın sünnet olduğunu (bazı alimler vacip olduğunu söylemişlerdir) yani farz olmadığı bilmekle beraber kırsal kesimlerde ve şehirlerde şartlarını zorlayarak kurban kesmeye çalışanlara rastlamak mümkün bu da ayrı bir tartışma konusu tabi. Kurban olayı ise geçmişten bugüne başlı başına bir kültür. Vejataryen ve bazı hayvan severlerin isyan bayramı da denebilir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayvanseverlikle - vejeterjan arasındaki çelişkiyi dini yolla ve sağlıklı yaşamla açıklamaya çalışarak masum hale getirmenize gerçekten üzüldüm. Hayvan sevmek, daha doğrusu bir canlıyı sevmek insan olmanın olmazsa olmazıdır. Avcılık bir spor değildir. Bir canlıyı katlederek spor yapılamaz. Sizin savunmaya çalıştığınız olsa olsa atıcılık sporu olmalı. Çünkü atıcılıkta argüman olarak canlı kullanılmaz. Bir insan nasıl olur da bir canlının hayatına kendini tatmin etmek amacıyla son verir. Haşerelerle mücadelenin, hayvan daha yumurtadan çıkmadan yapılması taraftarıyım. Canlı yumurtadan çıktıktan sonra yapılan imha işlemi yanlıştır. Yani bir anne adayının doğacak çocuğunun sakat olma ihtimali karşısında kürtaja karar vermesi nasıl bir gereklikse, süre geçtikten sonra yapılan de o kadar yanlıştır. Hayvan severlik evde hayvan beslemekle de açıklanamaz. Hayvan doğası gereği açık ortamı sever. Günde bir iki saat dışarı çıkarmakla hayvan sevgisi olamaz. Sevgilerimle

DuskYChameleoN 
 08.01.2012 17:15
 

Tam bir hayvan ve doğa manyağıyım, yazınızda değindiğiniz gibi sadece kedi köpeksever değilim yani. Evimde görüp de tiksindiğim ve öldürmeye mecbur kaldığım bir karafatma ya da başka bir böceğin de yaşama özgürlüğü olduğuna inanır üzülürüm. Ama bunun yanısıra et yemeyi de çok seviyorum. Bazen kendimle çelişkiye düşüyorum bu bir tezatlık mı diye sonra başka düşünceler üşüşüyor beynime doğanın dengesi diyor avunuyorum. Kurban bayramından nefret ediyorum, asla haber izlemiyorum, nasıl olduysa zaplarken gördüğüm kurbanı yakalamak için tüfekle yaralayan adamı elime verseler işkence yapmak isterdim. Avcılık derseniz legal olana saygılıyım ama nişan alıp da nasıl ateş edersiniz onu da anlamış değilim... İşte böyle... Sevgilerimle...

Sema Sener 
 04.12.2010 3:57
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler.. Zaten bu ikilem bizlerde hep var.. Konuda bunu işlemeye çalışmştım. anladığım kadarıyla usulüne uygunda olsa avcılığa karşı gibisiniz. Sağlık ve sevgiyle kalın  04.12.2010 4:22
 

Yararlı, bilgilendirici, fikir verici bir makale okudum. Emeğinize sağlık. Hayvanı seven insanı ve doğayı da sever. İyi bayramlar dileklerimle... Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 15.11.2010 10:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 996
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

1957 Eskişehir doğumlu, Esk.A.Ü İşletme, İşbankası emeklisi, İstanbul Büyükçekmece de yaşayan, ST..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster