Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
 

Bashico Doğal Anneyim Başak Pirtini

http://blog.milliyet.com.tr/bashico

27 Ekim '17

 
Kategori
Hayvan Bakımı
Okunma Sayısı
112
 

Hayvanınız Kansere Yenilmek Zorunda Değil!

Hayvanınız Kansere Yenilmek Zorunda Değil!
 

"Hayvanlarda Kanser hakkındaki Gerçekler" Belgeseli


Ty Bollinger tarafından yapılmış "The Truth About Cancer" belgesellerini izlediniz mi?
 
Sizin ve sevdiklerinizin hayata ve hastalıklara bakış açılarını tamamen değiştirebilecek kuvvette bu belgeselleri mutlaka İngilizce bilen birisiyle izlemenizi tavsiye ediyorum. Bu yazımda aynı yapımcının "Hayvanlarda Kanser hakkındaki Gerçekleri" mini belgesellerinden notlarımı paylaşıyorum.

(Belgesellerle ilgili linki yazının sonunda bulabilirsiniz.)

Kanser genetik bir hastalık değildir.
 
Ailede kanser olması sizin de olacağınız anlamına gelmez.
 
Kanser bir metabolizma hastalığıdır. Bu yüzden metabolik tedaviler uygulanmalıdır.
 
Kansere yol açan şey çevresel toksinlerin birikimidir.
 
Kanserli hücrelerin büyümesine sebep olan kimyasal toksinleri gıdalarımızdan, havadan, sudan, ve yaşam alanlarımızdan uzaklaştırmamız gerekiyor. 
 
Duygusal ve düşüncesel temizlik de önemli.
 
Aynı şekilde kansere yol açan toksik düşünceleri ve duyguları da enerjik alanımızdan uzaklaştırmamız çok önemli. Sadece fiziksel bedenlere sahip değiliz. Her birimizin, tüm canlıların aynı zamanda enerjik yani elektromanyetik bedenleri var. Bu bedenlerimizdeki düşüncesel ve duygusal manyetik kirlilik son noktada fiziksel bedenimizde hastalık olarak kendini gösteriyor.
Daha fazla okumak isterseniz Dr. Bradley Nelson tarafından yazılmış Duygu Şifresi kitabına ve Duygu Şifresi (Emotion Code) tekniğine  bakabilirsiniz. Bunun hakkında bir önceki blogumda bilgi vermiştim.
 
 
İnsanlardaki ve hayvanlardaki kanser çaresiz değil, lütfen aşağıda yazdığım bilgileri ve bu yazıyı yayalım!
"Hayvanlardaki kanser hakkındaki Gerçekler" belgesellerinden bazı notlarım:
 * 1970’lerde Golden Retriever köpekler ortalama 17 yıl yaşarken, ŞİMDİ sadece 9 yıl yaşıyorlar.
 
 * Sadece 50 yıl önce 100 köpekten 1 tanesi kansere yakalanıyorken, ŞİMDİ 1 köpekte 1.65 köpek kanserle teşhis ediliyor. Bu tüm köpeklerin %61’i demek. 
 
  * Kanser kedi ölümlerinin başlıca sebebi. Her 3 kediden 1’inde kanser görülüyor.
  * Bu yıl Amerikada kanser teşhisi konacak 12 milyon kedi ve köpekten sadece %5’i genetik sebepten, %95’i değiştirilebilir hayat tarzı ve çevresel faktörlerden kaynaklı olacak.
 
 * SU: Hayvanlarda kansere sebep olan bir kaynak da SU. Amerika’da yapılan ölçümlerde şebeke suyunda 60binden fazla kimyasal bulunuyor ve bunun birkaç tanesi oldukça kanserojen. Özellikle suyun florlanması, hayvanların güneşten aldıkları ışınları enerjiye çevirmesini önlüyor. Suda flor, bromine, ağır metaller, ilaç artıkları, tarım ilaçları gibi yüksek kanserojen maddeler bulunuyor. Hayvanlarınıza da temiz, arınmış, enerjik içme suyu vermelisiniz. Bu konuda en altta linkini verdiğim blogumda detaylı bilgi var.
 
 * ÇİĞ BESLENME: Veteriner hekimlerin belgeseldeki açıklamalarına göre, veteriner hekimlik okullarında beslenmeyle ilgili dersler yok denecek kadar az. Okullarda büyük hayvan maması firmaları düzenli olarak mama dağıtımında bulunuyor. Beslenmeyle ilgili dersleri mama firması temsilcileri anlatıyor.
 * Kedi ve köpekler avlarını yakalayıp yemek için yaratılmışlardır, bu da taze, çiğ yiyecek yani et, kemik ve organlar demektir. Çiğ yiyecekler bir sürü sağlıklı besinler, protein ve canlı enzimler içerirler. Domestik hayata adapte olan içe mekanlarda yaşamaya bırakılan hayvanlara ölü, tahıl bazlı toksik kuru mama yedirmek sağlıklı değil. 
 
  * Çiğ beslenmeye geçirilen hayvanlarda metabolik durumlarında hızlı ve yüksek oranda iyileşme görülmüş, bu sadece %20 oranda bile olsa! (Çiğ beslenme için eski yazılarıma bakabilirsiniz)
  * Neden hasta köpeğinizi iyileştirme potansiyeli olan çiğ beslenme şekliyle beslemeyesiniz ki?
 
 * HAZIR MAMALAR: Pet mamalarında en yüksek oranda bulunan şey nedir? ŞEKER! Paketlerdeki etiketlerde yağ, protein, tuz, kül oranı yazarken karbonhidratlar çoğunlukla belirtilmiyor. Dünyanın en iyi mamaları arasında gösterilen Pedigree mamalarda şeker oranı %51 ile şok edici. Eğer karbonhidratlar yazmıyorsa gösterilen değerleri toplayıp 100’den çıkararak karbonhidrat yani şeker oranını bulabilirsiniz. Purina Beneful ise %43 oranda şeker içeriyor.
  * Bugün hazır mama endüstrisi hayvanlarımızı beslemede kolaylık sağlama adına %70’e varan oranlarda karbonhidrat ve şeker yüklü mamalar sunuyor. Şeker de kanser hücrelerini besliyor! Yüksek karbonhidrat ve yüksek glisemik indeksli dolgular arasında normalde kedi ve köpeklerin beslenmesinde bulunmayan mısır, buğday, pirinç, soya fasulyesi, patates, mercimek ve diğer karbonhidratlar bulunuyor. Her şey karıştırılıp yüksek ısıda pişirilip kurutulunca ortaya “kuru mama” çıkıyor. Yüksek ısıda faydalı bir şey de kalmıyor. 
 * Hazır mamalarda yazan ET aslında ölmüş, hastalıklı, ölmekte olan ve sakat hayvanların etlerinden elde ediliyor. Bunları insanların yemesi mümkün değilken neden hayvanların ana proteinleri yapılıyor?
  * Kuru mamalar köpeklerin bedeninde inflamasyona yol açarken, çiğ beslenme bunu azaltıyor.
 * BARF= Bones and Raw Food, kemik ve çiğ gıda beslenmesi, köpeklerin kurtların yediği gibi bir beslenmeyle beslenmesine dayanıyor. Kuru mamaların bu beslenmeyle hiç alakası yok. Köpeğin evcilleşmiş olması, insanların laboratuvarda yarattığı mamaları yiyerek sağlıklı olacağı anlamına gelmiyor. Yabani hayvanlarda kronik hastalıklar gözükmüyor. Kuru mamayla beslenen hayvanlarda her jenerasyon gitgide daha sağlıksız oluyor.
 * TAHILSIZ MAMA: Tahılsız mamalar daha mı iyi? Tahılsız mama kavramı başta iyi gibi gözükse de esas problem olan nişasta halen mamalarda bulunuyor. Şeker nereden geliyor? Mercimek, yulaf bezelye, nohut, patates, mısır ve pirinçten. Tahılsız mamalarda nişasta içeren mercimek, nohut ve patates yer alıyor.
 
  * ÖZEL MAMALAR: Veteriner hekimler tarafından önerilen özel mamalar (prescpription Hills, Royal Canin gastro intestinal mama) alerjilere karşı vb etiketlerle satılıyor ancak onlarda da yine %50 civarı şeker bulunuyor. Bu ister 6 USDlık pedigree mama (%50 şeker), ister 36USDlik Royal Canin mama (%53 şeker) olsun şeker oranları neredeyse aynı, hatta Royal Canin mamada daha bile fazla.
 
  * HAZIR MAMA PAKETLERİ: İster kuru mama paketi ister ıslak mama konservesi olsun mamalar, farmasötik ilaçlarla, hormon bozucu, kansere yol açan maddeler içeriyorlar. Konserve maması kullandığınızda konserve kabını içerden saran plastik BPA içeriyor. BPA hormon bozucudur. Meme veya üreme organlarının dokusuna yerleşerek dişi köpeğinizde kanser varsa büyümesini hızlandırır. BPA içermeyen plastiklerde BPS kullanılır. BPS, BPA’den 20 kat daha toksiktir. Bu endüstriyel mama üretiminde kullanılan hormon bozuculardan sadece biri, daha böyle pek çok madde var. Natural News kurucusu Mike Adams kurduğu gıda test laboratuvarında yaptığı zehirli kimyasal ve ağır metal testlerinde pet bisküvilerinde çok daha yüksek oranda toksik madde bulunduğunu söylüyor.
 * EPİGENETİK: Bu bilim sahası bize genlerimizin nasıl çevresel faktörler değiştiğinde yeni mutasyonlar yapabileceğini söylüyor. Sahip olduğumuz hastalık genlerini hem iyi bir hayat şekli ile kapalı tutmak, hem de kötü toksik bir yaşam şartı ile açık tutmak, ya da yaşam şartlarımızı değiştirerek ikisi arasında dönüşüm sağlamak, genleri açıp kapatabilmek mümkün. Kısaca sağlıklı doğal beslenme, güneş, egzersiz, toksinlerden arınmış bir çevre ve sağlıklı bir duygusal ortam sağlandığında geleneksel tıpta çaresi bulunamayan hastalıklar iyileşiyor. Aynı şekilde zehirli bir çevre de hastalık taşıyan genlerimizi açığa çıkarıyor.
  * Finlandiya’da yapılan bir beslenme araştırmasında 3 grup köpek var; 
-1. grup önceden çiğ beslenen ve çiğ beslenmeye devam eden,
-2. grup önceden kuru mamayla beslenen ve kuru mamayla beslenmeye devam eden,
-3. grup önceden çiğ beslenen ve kuru mamayla beslenmeye geçirilen,
-4. Grup önceden kuru mamayla beslenen ve çiğ beslenmeye geçirilen,
-Araştırma sonunda köpeklerdeki hastalık işaretleri kaydedilmiş, homosistein dahil (vücutta üretilen bir aminoasit olup, kırmızı etin son ürünüdür, fazlalığında erken damar sertliği ve genç yaşta ölüme sebep olduğu bilinmektedir).
-Sonuçta; 1. grup en az homosistein 0.17 micromolar, 2. grup en yüksek değerde 1.57 micromolar, 3. grup 5 katı artışla 0.77 micromolar, 4. grup ise büyük bir düşüşle 0.30 micromolar ölçülmüş.
 
  * KETOSİS: Glikozdan noksan, karbonhidrattan zayıf bir ketojenik beslenme uygulayarak, yağların kısa zincir ketonlara dönüştürülerek ana enerji kaynağı olarak kullanılmasıdır. Oruç tutunca, glikoz almazsanız, karaciğer yağlardan keton üretmeye başlar. Beyin fonksiyonlarının gelişiminden kanseri yenmeye kadar sağlığa etkisi olduğu söylenmektedir. Ne zaman bedenimizde glikoz azalırsa, alternatif enerji kaynağı olarak yağlardan elde edilen ketonlar kullanılır. Ketojenik beslenme az yemek demek değildir, iyi yağlardan (MCT oil, zeytinyağı, tereyağı gibi) zengin farklı yenilen bir beslenmedir.
  * Kanseri ve kronik hastalıkları yenmede etkili ketosis hakkında daha fazla öğrenmek için en alttaki linkteki seriyi almanız öneriliyor.
   * ORUÇ: Oruç tehlikeli mi? Köpeğiniz hastaysa doğal olarak yemek istemeyebilir. Doğada hasta hayvanlar oruç tutarlar. Eğer köpeğiniz kiloluysa Dr. Mercola’ya göre oruç tutması onun sağlığı için yapabileceğiniz en iyi şeydir. Bu şekilde metabolik değişim meydana gelir, beden ketosise girer ve yağlardan yakmaya başlar. Bu da radikal bir şekilde kalp kastalığı, kronik hastalıklar ve kanser riskinde düşme yaratır.
 
 * HİPERBARİK BASINÇ: Ketojenik beslenme yanında hiperbarik basınç odalarında yüksek değerde oksijen soluma tedavisi de kanserde kullanılmaktadır. Kanserli hayvanlarda özellikle iştahı açıp bağışıklığı kuvvetlendirici etkisi gözlemlenmekte.
 
  * AŞILAR: Hayvanlardaki diğer başlıca kanser sebebi de çok erken ve çok yüksek sayıda yapılan hayvan aşıları. Standart uygulamada 16 haftalık olana kadar bir hayvan 21 aşı oluyor! Bir chiuahua ile Saint Bernard aynı dozda ve aynı miktarda aşı oluyorlar. Halbuki kiloları çok farklı. Aşılardan sonra hayvanlarda aşı bölgesinde melanoma tümörleri (bu konuda kedilerimde de aynısı olmuştu), anaflaktik çok, alerjiler, egzema, ani ölümler görülebiliyor.
  * Yıllık olarak tekrarlanan aşılar yüksek toksik birikime sebep oluyor. Bazı doktorlar her yıl yerine 2-3 yılda bir tekrarlarken, hastayı kaçırmamak için tek seferde hayvan hasta bile olsa (hastayken bedeni çok zorlayacağı için aşı yapılmaması gerekiyor) tüm farklı aşıları birlikte yapıyorlar. Doğada birkaç tane hastalığın aynı anda kan içine enjekte edilerek bulaşması hiç de görülen bir şey değil, bu da bedende yıkıcı bir etki yaratıyor!
 * Tümörleri açınca kanserli dokularda aşı artıklarına rastlanıyor!
 * Kuduz aşısı olan köpeklerin %99’u bir daha asla bu aşıya ihtiyaç duymuyorlar. Aşının uzun yıllar süren etkisini, tekrar aşılamadan önce kandaki titr değerine bakarak kontrol edebilirsiniz.
 * PARAZİTLERE KARŞI: Kullanılan pire ve kene damlaları, kimyasal içeren tasmalar, parazit hapları karaciğerde yüksek toksin birikimine ve kansere sebep oluyor. Pestisitleri ve toksik kimyasalları hayvanların derilerine sürerek ve haplarla içirerek biyokimyalarında değişim yaratıyoruz.
 * Toksik maddeler yerine pireler için homeopatik remediler (PULEX IRRITANS pirelere karşı hayvanda direnç yaratır) ve kenelere karşı limon ve narenciye kabuğunda bulunan D-Limonen kimyasal damlalar yerine kullanılabilir. D-limonen ayrıca kanser hücrelerini de öldürüyor. 
      Fısfıs şişede: 100ml suya birkaç damla portakal, limon ve greyfurt yağlarından basit bir damla karışımı yapıp dışarı çıkarken tüylere sıkmak oldukça işe yarıyor.
 * Sedir ağacı yağı pire ve kenelere karşı koruması yanısıra suda yüzmeyi seven köpeklerde deri enfeksiyonlarına karşı da koruma sağlıyor. Harika kokuyor ve bakterileri öldürüyor.
 * Kalp kurtlarına ve parazitlere karşı haftada bir uygun dozda hayvanın mamasına diatomik toprak (yenebilir kalitede) serpmek koruyucu oluyor.  (kedi pirelerine ve köpek pirelerine karşı doğal yöntemleri eski yazılarımda paylaşmıştım)
TOKSİNLER: Toksik kimyasal ve ağır metal içeren araba egzosları, jet uçak egzosları havadan daha ağırdır ve kedi köpeklerin yaşadığı seviyelere çökerler. Evlerde yanmaz kimyasallarla sabitlenen koltuklar ve halılar da toksin olarak tehlikelidir. Bu havayı soluyan hayvanlar insanlardan daha fazla toksine maruz kalırlar.
  * Evde halı, yer ve koltuk temizliğinde kullandığımız kimyasal temizleyiciler, kediler mesela lavanta kokusuna aldanıp yaladığı için çok tehlikelidir. Hepsi bir araya gelince hayvanların bedeninde ciddi bir toksik yük ve kansere ortam yaratırlar.
  * Kedi ve köpek oyuncakları plastikten yapılır. İçinde fitalat, yapay kokular barındırır. Çinden gelen plastikleri çiğneyen bebeklerin tehlikeli kimyasallara ve metallere maruz kaldığını biliyoruz. Aynı şekilde hayvanınız da plastik oyuncakları çiğner, hatta yer ve yutar!
  * Tarımda en çok kullanılan tarım zehiri glifosat. Bununla spreylenmiş tahılları et hayvanları yiyince bu zehir etlerinde birikiyor. Glifosat zehirlenmesi doğum anomalilerine, kronik hastalıklara, kansere ve daha pek çok şeye yol açıyor. Glifosat genetik ifadeyi, büyüme kapasitesini, üreme becerisini değiştiriyor, özellikle beyinde kansere yol açıyor. Köpeklerinizin glifosat içeren roundup ile spreylenmiş yerlerde dolaşmasına izin vermeyin. Köpekler dolaşırken otları yalamayı ve çiğnemeyi severler. Diğer yandan köpeklerin dışarıda dolaşmaları, güneş almaları ve toprağa basarak topraklanmaları gerekiyor. İnsan ve hayvanları içeride tutmak sağlıklı bir strateji değil. Dolaştıkları alanların herbisit ve pestisitten arınmış yerler olması gerekiyor. Rejeneratif tarım yapan, yüzey toprağı besleyen ve çevredeki biyoçeşitliliği artırmaya yönelik çalışan çiftlik anlayışı yaygınlaşmalı. Bol ilaçlanan, bir tek çimden oluşan büyük alanları kaplayan park ve bahçeler, insan ve hayvanların sağlığı ve ekolojik dengeyi bozduğu için tehlike oluşturuyor. İlaçlanmış bir bahçede dolaşan kei ve köpeklerin kanında yüksek oranda bu toksinler bulunuyor.
  * EMF RADYASYONU: Radyasyon, virüsler, diyet ve inflamasyon DNA’yı mitokondriyi bozuyor. Cep telefonlarında bulunan mikrodalga radyasyonları, wi-fi, akıllı telefonlar, akıllı sayaçlar yine mitokondriyi bozucu etki gösteriyor. Dr. Mercola, bu mikroradyasyonun yüzlerce x-rayden daha fazla zarar verdiğini söylüyor. Kullanmadığınızda evinizde wi-fi’yi kapatın. İnternet için kablolu ağlar kullanın. Amazon.com’dan pirize takılan ve elektik kablolarından interneti ileten araçlar satın alabilirsiniz.
  * KISIRLAŞTIRMA: Hayvanlarda erken yaşta yapılan üreme organlarının alınması ameliyatları ileride kansere yakalanma olasılığını artırıyor. Cinsel organlar sadece üreme için değil genel sağlık ve bağışıklık açısından da önemli rol oynuyorlar. Testesteron ve vit-d arasında yakın bir bağ var. Kısırlaştırılmış hayvanlarda düşün vit-d görülüyor.
 * GİZLİ SEBEPLER: Hayvanlarda kullanılan kimyasal ilaçlar, radyasyon, yiyecekler, hayat şekilleri, duygular hepsi birlikte kanser senaryosunda rol oynuyor. Biz stres dolu kalabalık bir dünyada yaşıyoruz ve hayvanlarımız bizim stresimizi paylaşıyorlar. Stres bağışıklık sistemini zayıflatarak kanserle savaşma gücünü de zayıflatıyor.  (Hayvanlarla iletişim seanslarımda danışanlarımın hayvanlarıyla çalıştığımda en çok bu konu öne çıkıyor, genelde hayvanlar yaşadıkları ev ortamındaki iletişim sorunlarından etkileniyorlar. Duygu Şifresi hayvanlardaki tutsak negatif duyguları da temizleyebilen kolay bir teknik)
  * Stres iltihaplanmaya yol açıyor. Hayvanların bütün gün evde yatıp uyur gözükmeleri stressiz oldukları anlamına gelmiyor. Metabolik stres değerleri yüksek oluyor. Eve geldiğinizde çocuklar etrafta koşturup bağırıyorsa, siz eşinizle kavga ediyorsanız, finansal problemler, iş yerinde sorunları evde tartışıyorsanız tüm bu stresi hayvanlarınız da hissediyor. Stresin başka sebepleri arasında sık yapılan veteriner hekim ziyaretleri, kemoterapi ve radyoterapi seansları var. Ama en önemli stres sebebi hayvanların sahipleriyle aralarında olan kuvvetli duygusal bağlar sonucu hissettikleri. Eğer hayvan sahibi çok stresliyse bu da aynı şekilde hayvanın da stres hissetmesine sebep oluyor.
 
 * Tüm gün oturmak, hareketsiz bir yaşam şekli de hayvanlarda kansere sebep olabiliyor. İnsanlarda hareketsiz bir yaşam şekli kalp hastalıklarına, diyabete ve kansere yol açıyorken, hayvanlarla da aynısı sözkonusu. Apartmanda yaşıyor ve köpeğinizin sizin yaşam saatlerinize uymasını bekliyorsanız bu köpeğinizde hormonal bozukluklara dolayısıyla da kansere yol açabilir. Hormonal bozuklukların, uyku düzeni bozukluklarına ve kansere yol açtığı biliniyor.
 * Yapay uyku döngülerine sebep olan şeyler: toksik gıdalar (hazır mamalar), kimyasallar, ağır metaller, aşılar, kene tasmaları kümülatif olarak kansere yol açıyor.
 * Veteriner hekim fakültelerine konvensiyonel farmokoloji, ameliyatlar, bulaşıcı hastalıkları önlemek ve tedaviler konusunda eğitim verilirken, dejeneratif ve hayat şeklinden kaynaklanan hastalıklar konusu ve önlenmesi eğitimde detaylı yer almıyor. (veteriner hekimlere özellikle bu belgeselleri alıp izlemelerini öneriyorum. Burada yer alan bilgiler 5 tane 40 dakikalık belgeselden derlenmiştir.)
 
 * Bütüncül Tıpla ilgilenen veteriner hekimler Çin Tıbbı, akupunktur, kayropraktik uygulamalar gibi alternatif tedavilere yöneliyorlar. Veteriner hekimler özellikle sağlıklı microbiom üzerine çalışıyorlar, gerçek türlere göre beslenmeye önem veriyorlar. Özellikle batı tıbbının takıldığı durumlarda, alternatif uygulamalar çok iyi sonuçlar verebiliyor. Aşağıdaki listede bu konularda çalışan belgeselde yer alan veteriner hekimlerin isimlerini görebilirsiniz. Bu anlayıştaki hekimler “Hayvanınız için yapabileceğimiz başka bir şey yok” demiyorlar, “Her zaman bir seçenek vardır, tek başına bu seçenek hayat kalitesini artırmak ve kalan zamanı iyi geçirmek bile olsa” diyorlar.  Hiçbirimiz sonsuza kadar bedenli kalmayacağız, hepimizin bir çıkış planı var ancak yaşadığımız süreyi kaliteli geçirmek önemli.
  * CANNABIS: Tıbbi kenevir cannabis, 12 tip kansere karşı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da yüksek başarıyla kullanılıyor. Cannabis kanser hücrelerinin büyümesini bozarak, kanserli dokulardaki kan damar ağının büyümesini durdurarak tümörleri küçültüyor. Cannabis kanserli tümörlerin yayılmasını da durduruyor. Cannabis kanserin yanında epilepsi, anksiyete, IBS (iltihaplı barsak şişkinlikleri) ve pek çok başka yeni denenen hastalıkta kullanılıyor. Cannabis yağı, hindistancevizi ya da badem yağında seyreltilerek ya da toz halinde hap olarak kullanılıyor. Cannabis ayrıca kanserli hücrenin kendi kendini yoketmesine yol açıyor, iştah sağlıyor, ağrı ve acıları önlüyor, mide-bağırsak yolunu destekliyor. Cannabis’in bu harika becerileri ile kanser tedavisinde kullanımı politikaların değişimine bağlı.
  * CRYOTHERAPHY: Soğuk terapi, 0-18 C arasında sıcaklığa sahip olan soğuk modalitelerin uygulanması şeklinde uygulanır. Dr. Marty Goldstein, 1971’den beri cryoameliyatlar uyguluyor. Kontrollü bir şekilde soğutulan tümörler ölüyor, klasik ameliyatlarla ulaşılamayan dokulara ulaşmak mümkün oluyor. Daha az kanama oluyor ve daha az anestezi kullanılıyor. Çıkarılan tümörlerden kalan ölü doku skar dokusuna dönüşüyor. Bu işlem bağışıklığı aktive etse de kanseri iyileştirmiyor, yapabileceği en iyi şey bağışıklığı düşüren bir semptomu ortadan kaldırmak. 
 * TEDAVİ: Veteriner hekimler üzücü bir şekilde okulda kanseri ameliyatla kesip, radyasyonla yakıp, kemoterapiyle zehirlemeyi öğreniyorlar. Kedi ve köpeğinizin durumu kötüye gittiğinde ise sadece kanseri kötüleşiyor diyebiliyorlar. Gerçekte olan şey ise bu tedavilerin acı dolu bir şekilde hayvanınızı öldürmesi. Ne yazıkki tek öğretilen de bu. Truth About Cancer belgesel serisinde bu yöntemlerin insanları tedavi etmediği ve işe yaramadığı anlatılıyor. Aynı şekilde hayvanlarda da işe yaramıyorlar. Halbuki işe gerçekten yarayan sayısız doğal terapiler ve protokoller var. 
Charlie 30 günlük yaşamı kalmış denirken, 8 yıldır sağlıklı, aktif bir yaşam sürüyor.  

Charlie’nin sahipleri 30 günlük yaşamı kaldı denen kansere yakalanan kedileri Charlie için Cornell University’de veteriner hekimlik okumuş ancak holistik yöntemlerle çalışan Dr. Marty Goldstein’ın  yöntemlerini tercih ettiler.  Dr. Goldstein hastalığın semptomlarını bastırmak yerine ana kaynağını yoketmek üzerine bir tedavi uyguladı. Bu tedavi Charlie’ye 8 yıl daha aktif ve sağlıklı bir yaşam sundu.
Belgesel serisinde burnunda tümör olan bir köpek sağlıklı bir çiğ diyet (raw food) ile 3 ayda tümörünü küçültüyor ve tamamen yokediyor.
 
Belgesel serisinde röportajı olan veteriner hekim, doktor ve uzmanlar:

Mike Adams, The "Health Ranger", NaturalNews.com Kurucusu & Gıda Bilimcisi 
Dr. Karen Becker, DVM, Proaktif ve Bütünleyici Wellness Veteriner Hekimi 
Dr. Robert Scott Bell, DA Hom, Yazar, Eğitimci ve Radyo Programı Yapımcısı
Dr. Jean Dodds, DVM, HemoPet Kurucusu, "Canine Nutrigenomics" Yazarı, AHVMA Kurulu Üyesi 
Dr. Martin Goldstein, DVM, Bütünleyici Veteriner Hekim ve "The Nature of Animal Healing" yazarı
Dr. Edward Group, DC, Global Healing Center, CEO ve Kurucusu
Dr. Joseph Mercola, DO, Mercola.com kurucusu, En iyi Satan Yazar
Dr. Gary Richter, DVM, MS, Sertifikalı Veteriner Akupunktur Uzmanı, Kayropraktör 
Dr. John Robb, DVM, Veteriner hekim ve Kuduz Aşısı Farkındalığı Aktivisti 
Dr. Thomas N. Seyfried, PhD, Boston College, Biyoloji Profesörü
Dr. Marlene Siegel, DVM, Bütünleyici veterinerlik Tıbbı Öncüsü, Yazar
Dr. Robert J. Silver, DVM, MS, Holistik Veteriner Hekim, Herbalist ve Akupunktur Uzmanı
 
Köpeklerde Kanser serisi belgesellerinde röportaj veren konuşmacılar:
Dr. Thomas Seyfried, PhD, Kanser Araştırmacısı, Genetikçi, Yazar
Dr. Dominic D'Agostino, PhD, NASA Eksrem Çevre Misyonu Operasyonları, Takım Üyesi
Dr. Greg Ogilvie, DVM, DACVIM, Veteriner Onkoloji Profesörü
Dr. Erin Bannink, Veteriner, Onkolog
Dr. Richard Patton, PhD, Hayvan beslenmesi uzmanı, Penn State University'de Profesör
Dr. Ian Billinghurst, DVM, BVSc (Hons) BSCAgr Dip Ed
Dave Asprey, New York Times En çok Satan Yazar
Dr. Tim Spector, Genetik Epidemiyoloji Profesörü, Yazar
Steve Brown, Pet Maması Formülcüsü
Dr. Joseph Bartges, Beslenme ve Dahiliye Profesörü
Travis Christofferson, "Tripping Over the Truth" Yazarı
Dr. Alice Villalobos, DVM, DPNAP, Onkolog
 
Bu listelerdeki uzmanları incelemek isteyebilirsiniz. 
 
 
 Rodney Habib tarafından çekilmiş Köpeklerde Kanser serisi
 
veteriner hekimler için özel soru cevap versiyonu
 
      Yukarıda anlatılan bilgiler yanısıra seride ketosis detayları, tıbbi mantarlar, alternatif et, yağ ve sebze kaynakları, hindistancevizi yağı, sindirim enzimleri, kaliteli çiğ beslenme kaynakları, bitkisel terapiler ve diyet, veteriner hekimlerden protokoller, probiyotikler, omega 3 yağ asitleri, yine hekimler tarafından anlatılıyor.


Eğer kedi veya köpeğiniz varsa “Truth About Pet Cancer” ve “The Dog Cancer Series” belgesellerini mutlaka izlemenizi öneririm (60’dan fazla röportaj, 100 saate yakın DVD).
 
 
Başak Pirtini

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 201
Toplam yorum
: 243
Toplam mesaj
: 85
Ort. okunma sayısı
: 8986
Kayıt tarihi
: 07.12.07
 
 

Tüm blog severlere merhaba! Boğaziçi Kimya bölümü mezunuyum. Bilişim sektöründe toplantı, etkinli..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster