Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '13

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
792
 

Hayvanlar güreşir mi yoksa dövüşür mü?

Hayvanlar güreşir mi yoksa dövüşür mü?
 

Develer şimdi güreşiyor mu?


Hayvanların birbirlerine karşı üstünlük sağlamak için güreştiklerine inanmıyorum. Bana göre birbirlerine üstünlük sağlamak isteyen hayvanlar, birbirlerini öldürmek için savaşırlar. Kaçabilen kendisini kurtarır.

Hayvanların erkekleri dövüşürler genellikle. Çoğunluklada bu kavgalar çiftleşme dönemlerinde, sürüye sahip olma içgüdüsünden kaynaklanır. Zayıf olan gider, sürü kuvvetli erkeğe kalır.

Birçok hayvan yavrusunun, kendileri arasında ya da anneleriyle oynamalarının bu işlerle hiç alakası yoktur. Aynı bölgede yaşayan, aynı tür bütün canlılar, birbirleriyle içgüdüsel oyunlar oynarlar. Ortaya bir lokma yiyecek atılınca da hemen her şeyi unutup, kavgaya başlarlar.

Bazı hayvanların birbirleriyle çok çabuk dövüşe başladıkları bir gerçektir.

Bir horoz türünün erkekleri bir araya gelince, ölümüne dövüşürler. En sonunda horozlardan birisi ölür.

Köpekleri dövüştürenler var. Köpek ve horoz dövüşlerinde yüksek bahislerle kumar oynayanlar var.

Araplar, develerin üstüne binip deve yarışları yapıyorlar. At yarışları var, futbol maçları kadar ilgi çeken. Yarışların sonunda da hep para var, hep para.

İspanyollar, “olleyyy” çekip, arenalarda boğaların omuzlarına mızrak saplayıp boğa katliamı yapıyorlar. Ara sırada bir matadorun poposuna, bir boğa boynuz geçirse de, öldürülen ve etinden mangal yapılan boğa sayısı belli değil. İspanyollar birde, boğaların önünden kaçıp güç ve cesaret gösterisi yapıyorlar. Ölümüne bir oyun oynuyorlar. Adı festival oluyor.

Artvin ve Aydın ilimizde, boğa güreşleri yapılıyor. Seyircisi de az değil. Artvinli birçok kadında, boğa yetiştirip bu şenliklerde bayağı bir hava atıyorlar. Aydınlılarda, boğaların boynuzlarını daha sivri hale getiriyorlarmış., nedense!

İnsanoğlunun yapmayacağı hiçbir şey yok. İnsanlar, keçileri de dövüştürür. Koçları da bir birine toslatır. Japonlar, böcekleri dövüştürdükten sonra.Tarantula, akrep, dana burnu, çıyan ve daha bir çok böceğin teke tek ölümüne dövüşlerinin mucidi de Japonlar.  

Şimdi, hayvanları “güreş” adı altında “dövüştürmek” doğru mu yanlış mı?

Hayvan hakları savunucularına göre yanlış. Bazılarına göre de doğru.

*

Ülkemizde bir Yörük geleneği diyerek yapılan, “deve güreşleri” var. Çoğunlukla da deve güreşleri, Ege ve Marmara Bölgesi’ndeki illerimizde yapılmaktadır. Çanakkale’nin de birçok ilçesinde ve beldesinde de “Deve Güreşleri” bir rekabet halindedir. Deve güreşleri, tülülerin kızmaya başladığı kış aylarında yapılır.

Deve beslemek masraflı bir iştir, herkes altından kalkamaz. Bir modelli otomobil fiyatından daha pahalı, belki de bir apartman dairesi fiyatına satılan develer bulunmakta. Bu iş bir sektör olmuş. Nasıl futbol takımlarının fanatikleri varsa, deve güreşlerinin de fanatikleri var. Deve besleme derdine, bütün malını mülkünü kaybeden çok insan var memlekette.

Kısacası insanlar, deve sahipleri bu işi sevenler çeşitli bahanelerle bir araya gelip deve güreşleri düzenliyorlar.

Bahane mi? Bahaneler hiç değişmiyor. “Bilmem ne camisi yararına” “Köye Su getirme yararına” “Hastane, pastane yararına”  şu yararına bu yararına… Maksat hareket olsun… oyun olsun, torba dolsun.

Deve güreşlerinin yapılacağı alanın çevresine birçok seyyar satıcı diziliyor. Mangallar kuruluyor. “Deve sucuğuuuuuu” deyip deyip, sucuk satılıyor. Deve Güreşlerinde, her sucuk deve sucuğu oluyor.  Hem develeri dövüştür, pardon güreştir hem de deve sucuğu sat. Ne güzel iştir bu iş.

Birde vatandaşlar traktör römorklarının üstünde yakıyorlar mangalları, ne bulurlarsa rakılarla şaraplarla yutuyorlar. Bu arada sınıfı geçenlere o biçim hizmet veriyor, bir davulcuyla, bir klarnetçi. Vur patlasın, çal oynasın. Deve güreşi bahane, eğlencemiz şahane.

*

Hiç deve güreşine gitmedim. Sadece çeşitli videolarını seyrettim, her şeyi gözledim. Deveciler sekiz köşeli şapkalar giymişler. Birde özel Yörük poşuları var başlarında ve omuzlarında.

Her devenin bir ismi var. Develerin süslemeleri çok güzel yapılmış. Çeşitli yazılar var sırtlarında ki havutlarda. Değişmeyen tek simge Türklüğü ifade eden “ay ve yıldız.” Her devede var. Üzerlerinde “maşallah” yazısı mutlaka olmakta.

Her güreş devesinin bir adı oluyor ve üstünde yazıyor. İlk defa güreşe çıkan bazı develere, modaya uyulup o dönemdeki ünlü kişilerin adı bile verilebiliyor. Bir güreş devesinin üstünde “Pargalı” yazması buna bir örnek.

Deve güreşlerinde de müzik var. Yöreye göre davullar zurnalar ya da klarnetler çalınmakta.

Develeri anons eden bir cazgır var. Cazgır aynı Kırkpınar’da olduğu gibi devenin adına uygun bir uyakla sözler söylüyor. Bende uydururum böyle sözleri develere göre. Bakın bir tane uydurayım. Devenin adı “Çılgın Pala” olsun.

“Kestim kuzuyu astım dala/ Herkese meydan okuyor Çılgın Pala”  İyi uydurdum değil mi? Benden kesin olarak cazgır olur.

Develerin arasında da güreşler, “ayak, orta, başaltı ve baş” olmak üzere dört kategoride yapılıyor.

Unutmadan, deve güreşlerine de hatırlı kişiler gelip misafir oluyorlar. Geçenlerde bir belediye başkanı, “deveye bindi anlamadan indi.” Adamcağız, devenin üstünden öyle bir düştü ki sormayın. Biraz soluklandı, develere karşı birde konuşma yaptı. (Başkanı üzerinden atan deve develik etti, özür bile dilemedi.)

 Deve güreşleri “tülü” adı verilen erkek develer arasında yapılır. Tek hörgüçlü dişi deve (yoz) ile çift hörgüçlü erkek devenin (buhur) birleşmesiyle meydana gelen tülüler güreş için özel olarak yetiştirilirler. (Bu bilgi Aydın ili sitesinden alınmıştır.)

*

Deveden hep korkmuşumdur. Deve için kinci bir hayvan derler. Köyümüze develerle Ezine’den toprak testi satmaya gelen Türkmenler olurdu. Köy meydanına testilerini ve başka topraktan yaptıkları eşyaları indirip, develerini çaltı dikenlerinin olduğu bir yere götürürlerdi. Develer çaltı dikenlerini ağızlarına batırmadan yerlerdi. Bizde seyrederdik. Hani bir söz var ya. Deveye sormuşlar; "Boynun neden eğri?" diye Deve de "Nerem doğru ki? Demiş. Devenin eğri ve uzun boynu, bakışı ağız yapısı. Hep korkuttu beni. Develeri çok iyi gözledim çocukken. Evimizin içinde bacanın başına develerin resmini bile çizdim. Çok sonradan sevimli geldi bana develer. “Yok deve” filan demedim. Küçümseme amacıyla bile devenin adını kullanmam.

Bize göre kutsal bir hayvandır deve. “At ve deve” biz Türklerin taşıma aracı olmuş yıllarca. gibi. Peygamberimiz bile hicret ettiğinde, ”devem nerde durursa orada misafir olurum” dememiş mi?

*Şimdi gelelim şu develerin güreştirilmesine ya da dövüştürülmesine. Demiştim ya bütün hayvanlar çiftleşme dönemlerinde kızgın olurlar. Develerde öyle. Güreş alanında develerin ağzı, deterjan yemiş gibi beyaz bir köpükle kaplıdır. Deve boynunu geriye doğru kasarak köpüklerini üfler, diğer develere meydan okur.

İki deve birbirlerinin üstüne doğru çekilirler. İki devenin etrafında en az yirmi urgancı yer alır. Develer boyunlarıyla birbirlerinin ön ayaklarına saldırıya geçerler. Delerin çeşitli oyunları var. Birbirlerine kilit atıyorlar. Birisi diğer devenin boynunu iki ayağının arasına alıp ütüne yatıyor. İki deve bazen aynı oyunun bağında kalıyorlar. Ölme ihtimalleri bile oluyor. Halatçılar develeri birbirlerinden ayırmaya uğraşıyorlar. Ortalık toz duman oluyor. Develeri ters çevirmeden birbirlerinden ayırmak mümkün olmuyor. Bazen bir deve kaçıyor, diğeri kovalıyor. Develeri zor durduruyorlar.

Develer ne yaptıklarının bilincinde değiller. Onlar kendilerine yüklenen içgüdülerinin gereğini yerine getiriyorlar. Biz insanlarda eğleniyoruz.

Bir deve fotoğrafı gördüm. Dört ayağı da kesilmiş. Dizlerinden yukarı doğru derileri koparılmış. Güreş meydanının ortasında öylece kalmış. Bir vahşet görüntüsüydü bana göre. Deve öldürülmüş. Mağlup olduğu için cezalandırılmış.

200 yıllık Yörük geleneği içinde insanlara hizmet eden develer, artık oyuncak olmuş insanlara.

Birde bu iş bir sektör olmuş. Güreş devesi ya da güreş devesi olabilecek yavru develerin alınıp satılması, bazılarına gelir kaynağı olmuş.

İlk defa deve güreşlerinin, 19. yüzyılda Aydın'ın İncirliova ilçesine bağlı Hıdırbeyli Köyü'nde yapıldığı söylenmektedir. Ancak, Münis Armağan’ın "Batı Anadolu Tarihinde İlginç Olaylar" adlı kitabının "Develerin Sonu" bölümünde II. Mahmut döneminde Tire ve civarında deve güreşlerinin yapılmakta olduğu bilinmektedir. (alıntı)

Hiç kimse kusura bakmasın. 20 yüzyıl bitti. Hayvanları güreş altında dövüştürmenin bir anlamı yok. Deve besleyebilirsiniz. Gezi amacıyla kullanabilirsiniz. Turizm içinde çok kullanım yolları var.

Develeri güreştirirken deve sucuğu yiyeceğiz...

İspanyollar boğanın omuzlarına mızrak çakacaklar, matador kan kaybından ölmek üzere olan boğanın, bir kılıç darbesiyle ciğerlerini parçalayacak…

Horoz dövüşlerinde, horozun kafası kopacak…

Köpekler birbirini öldürüp yiyecekler…

Biz insanlar, zevkten dört köşe olacağız.

Oh! Ne âlâ!

Ne bu hayvanların bizden çektiği?

Biz insanız ya! İnsanlığımız, sadece insanlar için mi?

Dünya’nın haline bakarsak, insanın insanlara da acıdığı yok ya!

Hoş! Hayvanlara niye acısın ki!

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vahşet olarak görüyorum. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 01.03.2013 11:58
Cevap :
Aynen!  01.03.2013 22:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 420
Toplam yorum
: 596
Toplam mesaj
: 69
Ort. okunma sayısı
: 1567
Kayıt tarihi
: 19.12.08
 
 

1957 Çanakkale/Yenice doğumluyum. Öykü ,deneme, şiir yazarım. Yazdığım bir çok şiirin bestesini d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster