Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '16

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
79
 

Hayvanlar-kişiler-tanrılar

Yazan:Uçar Demirkan

İlkel kişioğulları tanrı olarak hayvanlara tapınmışlardır. Güneydoğu Asya’da fillere, Maymunlara, yılanlara tapınılmış; yapılan tapınaklar bu hayvanların yontularıyla süslenmiştir. Eski Türkler Bozkurt’u ataları ve tanrıları saymışlardır. Selçuklu Türklerinde, çift başlı kartal kutsal sayılmıştır. İskandinav ülkelerinde geyikler tanrı olarak düşünülmüştür. Nitekim; günümüzde Noel Baba(Tanrı) da geyiklerin çektiği bir araba ile gökten yeryüzüne inmekte ve çocukların isteklerini yerine getirmektedir. Bazı okyanus adalarında ve Amazonlarda sekoya ağacı gibi ulu ağaçlara tapınılmıştır. Keza; Anadolu’da da ulu çınar ağaçları kutsal sayılmış ve adaklarda kullanılmıştır ve kullanılmaktadır. Sonraları; kişioğulları, tapındıkları hayvanlarla çiftleşmişler ve yarı kişioğlu yarı tanrı olan varlıklar ortaya çıkmıştır.

Yunanlıların ünlü Leda öyküsü böyledir. Tanrı Zeus kuğu kuşu kılığına girip kralın kızıyla sevişmektedir. Nitekim, eski dinsel söylencelerde tanrının meleklerine kişioğlu kızları ile yatmalarını emrettiğine dair söylenceler vardır. Bunun sonucunda, yarı kişioğlu yarı tanrı(ya da melek)olan yaratıklar ortaya çıkmışlardır. Eski yunanda kişioğlu başlı at, keçi(satiroslar); eski Mısır’da köpek başlı tanrılar vardır. Mağara adamından beri;kişioğulları tanrıları çizmek istediklerinde hayvan formlarından yararlanmışlardır. Babilliler ve eski Mısırlılar(kedi, köpek, maymun, kurt), Etiler(boğa ve geyik), Hindistan halkı(filler) gibi çeşitli hayvanlara tanrı olarak tapınmışlardır. Firavun mezarlarında, kedi başlı, köpek başlı varlıkların duvar resimlerine rastlanmaktadır. Oğuz Kaan’ın annesi, çadırına dolan bir ışığın içinden çıkan bir kurt tarafından gebe bırakılır ve Oğuz Kaan doğar Ünlü Göktürk Kağanlığı’nın Tanrısal kökenli olduğu iddia edilmiştir. Bu nedenle, kutsal Türkler anlamında bu halka Göktürkler denilmiştir. Göktürklerin, yarısı kişioğlu yarısı kurt olan dişi atadan üredikleri söylenmektedir.

İlk Yakut Türkü, gökten inen bir yaratıktan türemiştir. Bu yaratığın yarı kişioğlu yarı at olduğu söylenmektedir. Bu söylenceleri anlatan yazıları tanrıların yazdığı düşünülebilir. Roma kentinin kurucusu olan Romus ve Romulus adlı ikizler; Rhea Silvia adlı bir kızla tanrıların birleşmesinden doğmuşlardır. Sonra tanrı bir ışık içinde yeryüzüne inmiş ve bir dişi kurt olarak Romus ve Romulus’u beslemiş, büyütmüştür. Bu durumun iki türlü yorumlanması olanaklıdır. Eski kişioğulları kendilerinin hayvanlardan evrimleştiklerini duyumsuyorlar, bu nedenle de hayvanları ataları olarak düşünüyorlardı. Giderek, ataları olduğunu düşündükleri, genellikle yakın çevrelerinde gördükleri hayvanları, sonradan tanrı olarak benimsemişlerdir. Ya da tanrılar, kişioğlu formunda olmayacaklarından, onların başka formlarda bu evrende görünmeleri gerekirdi. Hayvan olarak, bitki olarak, yüksek bir dağ olarak görünmüşlerdir. Belki de, hayvan başlı kişiler olmuşlardır. Bu konuda bir Bektaşi söylencesi de vardır. Bir Bektaşi dedesi her gün bir kentin çarşısından geçer, kimseye selam vermez, bir tek bir terzinin dükkanının önünden geçerken “Huu erenler” diyerek terziyi selamlarmış. Bu durum aylarca sürmüş. Bir gün terzi dayanamamış ve Bektaşi dedesine bu durumun nedenini sormuş. Bektaşi dedesi de elini çarşıda dolaştırıp “Bak bakalım, ne görüyorsun” demiş. Terzi, çarşıya bir bakmış, dükkanların önünde oturmuş ya da ayakta bekleşen birçok hayvan görmüş. Tilkiler, sırtlanlar, kurtlar, yılanlar, kediler, köpeklerle doluymuş çarşı. Komşuları olan esnafın tamamı hayvan biçimindeymiş. Bektaşi dedesi ”Gördün mü evlat. Bu çarşıda kişioğlu olarak bir tek sen varsın. Ben de o nedenle seni selamlıyorum” demiş.

Gerçekte; çevremizde kişioğlu görünümünde çeşitli hayvanların bulunduğunu anlatan bir söylence. Bu durum; hayvan-kişioğlu ilişkilerini açıklamak bakımından da önemli olmaktadır. Varlıkların dış görünümleri ile iç yapıları ayrık olabilir. Nitekim, kişioğluna çok yakın Siborglar üretilmektedir. Tenleri bile kişioğlu teni gibidir. Ama, içlerinde makineler bulunmaktadır. Zaten, gelecekte Siborglar çoğaldığında, bu Bektaşi hikayesindeki Bektaşi ve terzi siborg olacaklar; çarşıdaki diğer esnaf ise günümüzdeki kişioğlu görünümünde olacaktır. Mağara adamının tanrı diye taptığı; Bektaşi dedesinin kişioğlundan aşağı gördüğü hayvanlar; günümüzde hızla yok olmaktadırlar. Türlerin kendi içinde bir evrimleşme olduğu gibi; evrendeki varlıkların kendi içinde de bir evrimleşme sürüp gitmektedir. Bunun sonucunda, bitkilerden hayvanlara, hayvanlardan kişioğluna geçişi sağlayan süreç tamamlanmış olacaktır. Giderek tüm hayvan türleri yok olacaktır. Sonraki aşamada,belki de bitkiler de bitecektir. Sonunda, yine bir aşama olan(şu an için son aşama)kişioğlu formu da tükenecektir. Nitekim, dinozorlar çağındaki birçok hayvan türü yok olmuş ya da form değiştirmiştir. O nedenle, hayvan türlerinin hızla yok olmasına fazla üzülmemek gerekmektedir .Çünkü, bu olgu evrendeki evrimleşmenin bir parçası olarak görünmektedir. Tıpkı; gelecekte kişioğullarının da yok olacakları ya da form(biçim) değiştirecekleri gibi. Kişioğlundan sonraki aşamada ortaya çıkacak organizmalar ne olacaktır?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 453
Kayıt tarihi
: 04.09.13
 
 

1940 yılında İzmir'de doğdum İzmir Atatürk Lisesi'ni bitirdim 1961 yılında Mülkiye(Siyasa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster