Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
654
 

Hayvanları "İnsanlar"dan Korumak "Müslümanlığın" Gereğidir!

Hayvanları "İnsanlar"dan Korumak "Müslümanlığın" Gereğidir!
 

Kızım ve oğlum...Maşallah!


Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla...

Son yıllarda ülkemizde hayvanlara karşı hassasiyet arttı...Özellikle sosyal medyanın yaygın olarak kullanılması, bu duyarlılığın yaygınlaşmasını sağladı.

Bu durum Devlet nezdinde de karşılık buldu ve hayvan hakları konusunda çıkarılan kanunla, hayvanlara işkence edenlere beş yıla kadar ceza verilmesine hükmedildi.

Olması gereken de buydu...Kültürümüzde "ağzı var dili yok" diye ifade edilen hayvanların mağduriyetleri elbette ağzı da dili olan insanlar tarafından gözetilecekti.

Alemlerin Rabbi olan Allah, yeryüzündeki tüm yaratılmışları insanın emrine verdiği gibi, aynı zamanda onların sorumluluklarını da insana yükledi.

Bu anlamda tüm doğal hayatı korumak, gözetmek insan için bir Allah emridir...Eğer, Yaratan'ın koyduğu dengeyi bozarsak bunun bedelinin ne kadar ağır olacağını zaten görmeye başladık.

Çok kimse bilmez belki, hayvan kelimesi Arapça "Hayy=canlı" kökünden türer...Yani hepimiz canlı varlıklar olarak "hayvan"ız...Bu nedenle eskiler, "insan hayvan-ı natiktır" derlerdi...Yani, insan konuşan hayvandır!

İnsan konuşan hayvandır ve konuşamayan hayvanların hakkını savunmak da bu insana düşer.

İnsanlığını unutmuş kimi "yaratık"ların hayvanlara işkence yapmasına, onlara eziyet etmesine dur diyecek olan da insanlığını muhafaza edenler olacak.

Kendisi de Alemlere rahmet olarak gönderilimiş Peygamberimiz (as)'ın 'develerinize fazla yük yüklemeyin, diyerek onların hakkını da gözeten tavrını hatırlatmaya gerek var mıdır!

Bizim kültürümüz, Aslı'sını ararken, dağlara taşlara soran Kerem'lerin, Çukurovayı anlatırken ağaçlarıyla dereleriye gönül bağı kuran Karacaoğlanların, sarı çiceklere "annesini babasın soran" Yunus Emre'lerin biriktirip getirtiği kültürdür.

Biz, pozitivist Batının yaptığı gibi, doğa'yı bir çatışma alanı olarak görmeyiz...Doğa, bizim düşmanımız değilir, aksine Rabbimizin bize ikramı ve emanetidir.

Böyle bir inancın ve böyle bir kültürün insanlarının kedilere, köpeklere ve kuşlara işkence yapması, olsa olsa dininden ve kültüründen uzaklaşmışlığın göstergesi olabilir.

Dün gündeme düşen ve bir yemek yarışmasıyla tanındığı söylenen "insanın" papağına yaptığı işkence görüntüleri sosyal medyaya yansıdı...Adam, bu görüntüleri, belki de birinlerini tehdit adına, kendi hesabından yayınlıyor üstelik.

Bu görütülere büyük tepki doğdu...Sonunda o merhamet yoksunu kişi, bugün sabah itibirayile alınıp yargıya teslim edildi...

Gazetelerin, haberi verirken, mazlum bir insandan bahseder gibi, ilgili papağın veteriner eliyle muayenesinin yapıldığı, kırık çıkıklarının itina ile sarılıp devlet kurumuna emanet edildiği şeklinde vermesi ülkemiz adına çok memnuniyet verici...Evet, böyle olmalı.

Ve fakat, aynı duyarlılığı bazen "Hayvan-ı natık"lar için göstermemiz, bu sevincimzi gölgeliyor...Sokaktaki kediye evinde mama hazırlayıp götüren kadının, aynı sokakta çöp tenekelerinden kağıt toplayan "Suriyeli" çocuğa nefretle bakması nasıl bir çelşkidir?!

Hayvanlara karşı duyarlılığımız artması çok güzel bir bir durum...Göklerin merhametini kazanmak için, yerdekilere merhamet etmek zorundayız zira...

Lakin,çoğu zaman siyasi mülahazalarla, ideolojik saplantılarla insanları bu merhamete layık görmememiz, en büyük handikapımızdır.

Dağlardaki kurtların hakkını gözeten "insanların" birbirinin "kurt'u" olması  çok yaman bir çelişkidir.

Biz millet olarak "Merhamet Medeniyeti"nin mensuplarıyız...Batı "medeniyeti", akıl hastalarını içine Şeytan girmiş diye diri diri yakarken bizim ecdadımız şifahanelerde su sesiyle, müzikle tedavilerini yapıyordu.

Engizisyon mahkemeleri, Yahudileri toplu kıyıma tabi tutarken, bizim ecdadımız beş yüz bin Museviyi kurtarıp Selanik'e yerleştirmişti...

Bunlar çok bilinen örnekler elbette...Mevlana'ların Yunus'ların, Hacı Bektaşlar'ın Taptuk Emre'lerin mayaladığı topraklar bizim topraklarımız.

Bu topraklarda Merhamet, kendiliğinden büyüyen kır çicekleri gibi daima yeşerecektir...Yeter ki, biz neye mensup olduğumuzu, kim olduğumuzu unutmayalım:

Rahman ve Rahim olan Allahın adıyla başladık yine öyle  bitirelim!

gülsen tunçkal bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1593
Toplam yorum
: 4168
Toplam mesaj
: 224
Ort. okunma sayısı
: 764
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster