Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
491
 

Hayvanlık bizde kalsın

Hayvanlık bizde kalsın
 

"Senin Allah ... versin. Haydi banyodaki küveyti sökmüşsün. Kombimi niye patlattın? Yakalayın şunu. Tutan evimde bedava otursun ne olur" diye bağırdı ev sahibim balkondan. Birinci kattaki evin balkonundan atlamıştım. Hem kaçıyor hem de balkondaki bilim düşmanına son bir mesaj vermeye çalışıyordum. "Küveytiniz ve kombiniz dünyanın en hızlı ateşleme sistemi deneyinde kullanıldı. Benim sayemde tarihe geçeceksin nankör..."
...
Yine evsiz kalmıştım. Vizyon yoktu benim ev sahiplerinde vizyon. Cep telefonum çaldı. Arayan Tilki Suat'tı. Tilki Suat bizim film piyasasından ufak rollerde oynayan tecavüzcü Coşkun abimizi andıran bir tipe sahip son derece kurnaz bir arkadaşımızdı. Kendisi kıvrak zekasıyla her türlü sorunu anında çözme yeteneğine sahipti. En son bu arkadaşla beş yıldızlı bir otelin barında iki kızla buluşmuş, kızlar gittikten sonra hesabı ödeyememiş öylece kalakalmıştık. Tilki Suat oyuncu ya. Zehirlenme numarası yaparak kendini yere atmış ve çağrılan ambulansla hesabı ödemeden olay yerinden tüymüştük. Telefondaki bu arkadaştı işte.
"Kemal bu gece sana gelebilir miyim?"
"Evden atıldım tilkiciğim üzgünüm..."
"Hay ben böyle şansa. Ya bugün beni de evden attılar. Kanada'daki ev sahibine altı aydır kirayı ödemiyordum ya..."
"Eeee..."
"Adam da beni sürekli arayıp oraya gelirsem falan deyip tehdit ediyordu ya..."
"Eeee..."
"Adam buraya geldi abi..."
...
Tilki Suat'la iki evsiz vatandaş olarak Beyoğlu'nda bir kafede buluşmuştuk. Tilki tilki gibi düşünüyordu.
"Annene gidelim abi..." dedi.
"Annem yurt dışında" dedim. Kadıncağız benden kurtulmak için Almanya'daki teyzemin yanına gitmişti.
"İyi ya işte. Annen yoksa ev bizim."
"Nah bizim. Kadın çelik kapının üstüne bir de demir yaptırdı gitmeden eve girmeyim diye..."
Tilki çaresiz baktı bana.
"Ya sen tilki değil misin oğlum" dedim. "Bir çare bul. Sokakta mı kalacağız?"
Tilki iyice bir düşündü.
"Gazeteden ev bakalım" dedi.
"Para yok ki" dedim.
"Parayı geç" dedi.
...
Aldık bir gazete. İlanlara bakıyoruz.
"Buldum" dedi tilki.
"Bak doktora kiralık... Eşyalı lüks daire."
"Doktora diyor kardeşim. Biz doktor muyuz..."
Tilki gözlerimin içine sırıtarak baktı...
"Doktor... Doktor Kemal..."
...
Tilki'nin planı basitti. Ev sahibine beni doktor olarak tanıtacaktı. Ev eşyalıydı. Evi tutup parayı bir hafta sonra vereceğimizi söyleyecek, bir hafta içinde de başımızın çaresine bakacaktık...
...
Ev İstanbul'un kalburüstü semtlerinden Levent'teydi. İlandaki sokağa gittik. Markete adres sorduk.
"Bu evi nasıl bulabiliriz kardeş?"
Market köylü bir yurttaşımızdı ve hem özde hem de sözde köylülüğünü kente taşımış orijinal bir vatandaşımızdı.
"Emmüüüüüüüüüü... Araba var muuuuuuuuu?"
"Yooooook..."
"O zaman iki sokak yürücüüüüüün..."
"Yürürüüüüüüük..."
"İki sokak sonraaaaa bi guaför vaaaaaar. Guaföre Ayı Maaaaaaaamut'un evi diye sor gösteriiiiiirrrr...."
Vay vay vaaaay... Bizim müstakbel ev sahibi hem ayı hem de Mamut'du. Ben bu iki nadide hayvanla hayatımın türlü zamanlarında ayrı ayrı müşerref olmuştum ama ikisini bir arada ilk kez görecektim. Bu arada marketçi kardeşimizin de hayvanlar aleminden olduğunu öğrenmiştik.
"Emmüüüüüüüüüüüü...."
"Neeeee?"
"Guaföre benüüü market horoz Cafer yolladu dersen yardumcu oluuuuur..."
...
Horozdan aldığımız istihbaratla tilki ile ayıyı aramaya başladık. Bu arada ben ufak ufak kıllanmaya başlamıştım. İçinde bulunduğum macerada orman havası esmeye başlamıştı. Kuaförü bulduk. Kuaför gerek giyimi gerekse hareketleri ve konuşmasıyla hani ne erkek ne kadın iki cinsin tam ortasında durmuş bir vatandaşımızdı. Gidip gidip geliyordu.
"Ayyy horoz mu gönderdi. Ay kendi çöplüğünde ötsün o deeeermişiiiim... Hayatım şu ikinci binada ayı Mahmut abimiz. Benim yani kuaför Selim'in selamını söylerseniz yardımcı olur size. Kuaför Selim deyin."
"Yalnızca Selim mi yoksa tavuk Selim mi? Mahallenizde maşallah herkesin adının önünde bir hayvan adı varda."
"Ay çok şakacısınız... Çok da şanslısınız. Ben tutacaktım Mahmut'unkini... Yani evini ben tutacaktım ama doktor diye tutturdu. Hanginiz doktorsunuz şekerim. Bu arada shake up şekeriiiiim. Doktor kim şekeriiiim hah hah hahh..."
"Doktor benim" dedim.
"Ay benim şu sırtım çok ağrıyor bir baksanız doktoooor..."
"Ben iç hastalıkları müteassısıyım."
"Ay içime bak o zaman şekeriiiiim... Ay şaka haydi hayırlısı inşallah tutarsınız evi komşu oluruz..."
Yapışkan kuaförü üzerimizden güçlükle sökerek Ayı Mahmut'un ofisine gittik. Ayı Mahmut aynı muhitte bir kaç dairesi olan ve kendi çapında müteahhitlik yapan bir vatandaştı. Adamı şöyle tarif edeyim. Toplayın 50 bin kişi. Bu abimizi atın 50 bin kişinin içine ve karıştırın. O kalabalıkta bile sırıtacak ve kendini belli edecek bir ayı ile karşı karşıyaydık. Biz boşu boşuna adamın adresini falan sormuştuk. Kimseye sormaya gerek kalmadan bulunabilecek bir adamdı Ayı Mahmut. Çünkü görüntüsüyle ben ayıyım diye bağırıyordu.
...
Ayı Mahmut'un ofisinde hemen koltuğunun arkasında bir Sharon Stone resmi posteri vardı. Ayı Mahmut bizle tokalaştıktan sonra hemen lafı postere getirmişti.
"Ya bitiyom bu garıya... Nigol Moor bu. Hasdayım buna..."
Nigol Moor... Ayı muhtemelen Nicole Kidman ve Demi Moore ile karıştırmıştı Sharon Stone'u. Bayağı bir karıştırmıştı. Bir an bu ayıyla Sharon Stone'u yatakta hayal ettim. Vallahi hem Sharon çığlık attı hem de ben çığlık attım. Bu ayıyla bir kadının yatması olacak şey değildi. Bunun bir kadınla onu parçalayıp kırmadan sevişmesi mümkün değildi. Böyle bir ayının karşısında erkek olmak gerçekten büyük bir şanstı. Yine de ben görüşme süresince ayıya arkamı dönmemeye büyük özen göstermiştim. Ayı sanki orada yatırıp tövbe tövbe bir şeyler yapacakmış gibi sordu.
"Doktor hanginizsiniz?"
"Benim" dedim.
İçimden de acaba "Veterinerim" desem evi daha kolay verir miydi diye düşündüm...
Devam edecek... To be contuned tövbe tövbeeee yaaahuuuu.....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şimdi kendime nasıl kızmayayım... hem onca zaman adam yazsın da okuyalım diye bekle hem de son yazıyı kaçır.. 3 gün olmuş...özür dilerim solohan :-)) bu arada hani devamıııı

Işık Kedisi 
 26.06.2007 13:11
Cevap :
Devamı gelecek sevgili ışık kedisi.  26.06.2007 14:32
 

BÖYLE YAZILARLA KARŞIMIZDA OLMAN ÇOK GÜZEL .HİÇ ARA VERMEMEN DİLEĞİYLE... SEVGİLERLE VE SAĞLICAKLA KAL...

esra19c 
 23.06.2007 16:51
Cevap :
Teşekkürler Esracığım. İyi ki varsınız.  23.06.2007 23:06
 

Mizah dediği böyle yazılır. Hayal gücüne, üslubunuza, yakıştırmalarınıza hayranım. Öyle güzel şeyler uyduruyorsunuz ki, ilk iki satırını okuyan normal bir insanın devam etmemesi zor. Öteki satırları da okudukça bir bakıyorsunuz ki sona gelmişsiniz. Ama ''Devam edecek'' bir son olduğunu görünce rahatlıyorsunuz ve sabırsızlıkla devamını bekliyorsunuz. En azından benim düşüncelerim bunlar. Çok keyif verici bir mizah yazısı. Tekrar okusam sıkılmam. Bu arada sizin banyoda Küveyt'den gelen Araplar mı var? Orasını pek anlayamadım. Ama ''küvet'' yazmak isterken 2 kere klavye hatası yaptığınızı düşünüyorum. Saygı ve sevgilerimi gönderirken yazının devamını sabırsızlıkla beklediğimi de belirtmek isterim.

Mustafa Mumcu 
 23.06.2007 13:26
Cevap :
İmla konusunda haklısınız. Düzeltmeye çalışacağım. Sevgilerle...  23.06.2007 15:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 289
Ort. okunma sayısı
: 2531
Kayıt tarihi
: 21.01.07
 
 

Barışa ve kardeşliğe inanıyorum. Türkiye'nin yaşadığı tüm sorunların kardeşlikle çözümlenebileceğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster