Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '11

 
Kategori
Blog yazarları tartışıyor!
Okunma Sayısı
774
 

Hayyam'ın kırlarında yeni muhafazakâr rüzgârlar!

Hayyam'ın kırlarında yeni muhafazakâr rüzgârlar!
 

"Yolum üstünde tuzaklar kurasın; oldu mu ya?

Sonra saptım diye yoldan, vurasın; oldu mu ya?

Ne dilersen o olur, her şeyi yargın yürütür.

Gene kalkıp beni âsi yorasın; oldu mu ya?"

Ömer Hayyam

Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu’nun (TAPDK) "Tütün ve Alkollü İçkilerin Satış ve Sunumuna İlişkin Usul ve Esaslar" hakkındaki yeni 'Yönetmelik' ilgili taraflar arasında tartışma yaratırken çağdaş toplum kesimlerini de yeni kaygılara sevketti.

Yeni düzenlemeyi hafta sonu bir toplantı yaparak inceleyen hukukçular ve içki üreticisi firmalar, yönetmeliğin tehlikeli ve yoruma açık maddelerle dolu olduğuna dikkat çektiler. Firmalar, “Yeni yönetmelikle sırf reklam yasakları için toplam 25 ayrı madde, satış için ise, onlarca yasak maddesi sayılıyor. Bütün bu yasaklara takılmadan bir reklam ajansının artık nasıl reklam metni yazacağı, içki satan bakkalın veya restoranın nasıl içki sattığını söyleyeceği büyük bir merak konusudur” dediler.

Kaygı yaratan maddeler

6. maddenin b bendi: “Yetkili satıcılar tarafından satış belgesinde belirtilen işyeri adresi dışında satış veya sunum yapılamaz.” Hukukçulara göre bu madde ile artık hiçbir catering şirketi davet ve organizasyonlarda içki servisi yapamayacak. Bu durumda bundan sonra Topkapı Sarayı’nın bahçesinde, Aya İrini’deki bir konserde veya İKSV festivallerinde ruhsat olmadığından bir kadeh şarap bile servis edilemeyecek.

10. maddenin 2. bendi: “Belediye mücavir alanları ve konaklama yerleri hariç olmak üzere, otoyollarda ve devlet karayollarında bulunan yapı ve tesislerde alkollü içki satışı yapılamaz. “Hukukçulara göre maddenin anlamı şu: Örneğin, İstanbul’dan Edirne’ye kadar devam eden D-100 karayolunun kenarında bulunan yüzlerce içkili restoran ya kapanacak ya da artık içki ruhsatlarını iptal edecekler.

22. Maddenin 4. bendi: “Bakkal, market, süpermarket, hipermarket, kuruyemişçi, büfe olan işyerlerinde 20 cl ve altı hacimde içki şişeleri bulundurulamaz ve bu yerlerde satışa sunulamaz.” Hukukçular bu maddeyi “tüm bakkal, büfe veya süpermarket ve zincir mağazalarda 20 cl ve altı içki satışı yasaklanarak en çok satışı yapılan küçük hacimli içkilerin satışı durdurulmak isteniyor” şeklinde yorumluyor.

24. maddenin 2/d bendi: Bu maddede çocuklar ve gençleri hedef alan, gençlerin katılma ihtimali olan etkinliklerde alkollü içki satış ve sunumu yasaklanıyor. Madde’de yer alan ‘katılma ihtimali’ hukukçuları endişelendiriyor. Buna göre artık hiçbir etkinlikte organizasyonda veya sergide içki satışı ve ikramının mümkün olmayacağı belirtiliyor.

Kıssadan hisse; söz konusu yönetmelikle getirilen maddelerin ucu açık ve yargıya (Danıştay'a) intikali halinde büyük bir olasılıkla iptali mümkün. Eğer böyle bir olasılık gerçekleşmezse uygulamalardan en çok da sahil şeritlerindeki tesisler, dolayısıyla da turizm sektörü ilk planda etkilenecek!

Karışan zihinler;

'Kişisel sağlık' gibi son derece masum ve meşru bir zemin üzerinden yükselerek daha önce başlatılan kapalı mekânlarda sigara içme yasağının asıl hedefinin içki yasağına giden yolun yavaş yavaş açılması olduğu o dönem bir çok yazar-çizer tarafından belirtilmişti. Son dönemlerde, megaopollerimizde, büyük şehir belediyelerinin, özellikle kıyı şeritlerinde içki satış ve servisine yönelik ('kırmızı sokak', içkili mekanda çocuk varsa sorgulama vb.) yasal zemini zayıf girişimleri de malum. Bu arada, TBMM Genel Kurulu'nda bu günlerde görüşülmekte olan Torba Yasa'nın içerisinde sigara içme yasağına yönelik cezaların -kademeli olarak- daha da artırılması hususu da yer almakta!

Çağdaş bir ülkede, gerçek anlamda, toplum sağlığına, yaşam güvenliği ve kalitesine yönelik yasa, yönetmelik ve bunlara dayalı uygulamalar geleceğe umutla bakmak isteyen toplumsal kesimlere sadece güven ve mutluluk verir. Bu genel gerçeği ıskalamadan belirtmek gerekir ki; bu gerçeğin etrafında(n) dolanarak, onu kullanarak farklı amaçlar hedefleniyorsa bu da doğal olarak vatandaşlarda güvensizlik, kaygı ve mutsuzluk duyguları yaratır!

Türban tartışmalarıyla başlayıp hız kazanan, iktisadi, siyasi yaşamda ve hukuk alanında 'yeniden düzenleme' (dizayn) çalışmalarıyla devam eden, kişisel hak ve özgürlüklerin çağdaş yaşam tarzı alanına müdahale sonucu doğurabilecek bu girişimler zihinleri karıştırmakta... Ülkenin çağdaş, laik, sosyal hukuk devleti ilkelerine inanarak yaşayan -ve bu değerleri çocuklarına da aktararak yaşatacak olan- kesimlerinde geleceğe yönelik haklı kaygılar yaratmakta! "Gerçekte neler oluyor?", "Nereye gidiyoruz?" sorularının yakıcı ateşine âdeta benzin dökmektedir.

Tüketimin baştacı edildiği, karmaşa, belirsizlik ve süreksizliğin egemen olduğu bu 'post-modern' zamanların plastik ve sentetik gerçeklerine katlanmakta bir kadeh alkole rahatça ulaşabilmek de çok görülüyorsa salt 'şerbetli ve zemzemli yeni zamanlar'ın uhrevi rahatlama seanslarına da az kalmış demektir!

Dile getirmek istediği gerçekler hâlâ tam olarak anlaşılmayan, şarap, sâki ve doğa katışığı yalnızlığına el birliğiyle gömülen Ömer Hayyam'ın kırlarında - yollarında, kıyı ve kentlerinde- esen bu yeni muhafazakâr rüzgârlar bakalım daha ne kadar ve ne şiddette sürecek?

Bu rüzgârlar, zengin bir tarihin uzantısında çağdaş oluşumları da içselleştirerek yaşayan güzel insanların görkemli coğrafyasına bakalım neler getirip neleri götürecek?

Bunu zaman gösterecek! (**)

Şeref(in)e (*)

İ.Ersin Kabaoğlu,

12 Ocak 2011, Ankara

(*) Bu " şerefe" sözünün nereden geldiğini hiç merak ettiniz mi, ya da niye "şerefe" dendiğini? Zamanın zaman olduğu dönemlerde, içki içmek bir adap, usül işiymiş. İçki masasına oturan ağır ağabeyler, içmeye başlamadan önce kendi aralarında şu anlaşmayı yaparlarmış: " Arkadaşlar bu meret şişede durduğu gibi durmaz, her ne kadar yakın ahbap olsak da, bir süre sonra çenemizin bağı çözülür ve olmadık şeyler söyleyip sonradan pişman olacağımız şeyleri anlatabiliriz. Bu masada konuşulan ve anlatılanlar sadece ve sadece bu masada kalacak, söz mü? Söz!..
Şerefine mi?
Şerefine!.. "

O günlerde belki de bir yeminmiş bu "şerefine" sözü..şte konuya ilişkin öykü bu...
İsterseniz,"iyiliğe, sağlığa" da diyebilirsiniz. ... 

(**) Ve "zaman gösteriyor...", tarih 13 Mart 2013. Yazımızdan 26 ay sonra: Bazı kentlerde daha önce uygulamaya konulan açık alanlarda alkol yasağı, Isparta Valiliği tarafından da hayata geçirildi. Genelgede, il sınırları içerisinde huzur ve güvenliğin, kamu esenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi ve işlenen suçların aydınlatılması amacına yönelik olarak bu kararın alındığı bidirilmekte... Söz konusu bu kararın ardından dokuz ilde daha (Afyonkarahisar, Balıkesir, Bilecik, Erzurum, Kayseri, Konya, Şanlıurfa, Rize ve Trabzon valiliklerince de) benzer yönde karar alındı! Bu iller arasında turizmde önde gelen illerimizin olmayışı dikkat çekmekte!  Muhtemelen turizmi olumsuz etkiler diye düşünülmüş! Cezası  ise Kabahatler Kanunu'nun 32. Maddesine göre para cezası.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Milliyet.com.tr sitesinden 148 kez görüntülenmiştir

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yarasın... Yalnız çok tehlikeli resim koymuşsunuz. Bu zamanda, bu cesaretinizden dolayı sizi kutluyorum. Selamlar...

Mesut KARİP 
 01.02.2011 14:42
Cevap :
Aman efendim ne demek! Çok kullanılan bir resim bu. Çoğu yerde gördüm. Bu devirde hem de bu coğrafyada cesur insan çok desenize :-)) Yine de Mısırlılar, Tunuslular'ın yanında sönük kalır. İçten teşekkürler ve dost selamlarımla...  01.02.2011 16:22
 

Bu konu ile ilgili biraz araştırma yaptım. İlginçtir ki, hiçbir zaman dünyanın hiçbir yerinde içki yasağı uygulanamamış üstelik teşebbüs eden hükümetleri veya kralların sonu olmuş. Sağlığınıza. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 28.01.2011 23:18
Cevap :
Araştırmanızın sonucu umut verici... Demek ki bu konuda baskı ve kısıtlamalar arttıkça umutlanmak gerek desenize :-)) Değerli katkınıza içten teşekkürler ve dost selamlarımla...  30.01.2011 20:29
 

Resmi büyütüp baktım da tabaktakiler ahtapot salatası gibi sanki...ama o bardaktakileri tanıyamadım...aksırtan tıksırtan bi şeydir olsa olsa...öyle demişti bir ''kravatlı boşbakan ama tayliban''...eyvallah...

nedim üstün 
 28.01.2011 12:02
Cevap :
Araştırmacı yazarlık-okuyuculuk diye buna derim işte... Ahtapotları güzel yakalamışsınız ama çağdaş yaşamcıların 'zemzemi'nde tanımayı espriye katık etmişsiniz. O da güzel bir meze olmuş aslında. Eeee... kimilerini aslan sütü, kimilerini ise gerçek zemzem 'aksırtıp tıksıtır'. Herkesin kendi kültürel arkaplanına, beslenmelerine bağlı olarak. İçten saygılar ve dost selamlarımla...  28.01.2011 14:57
 

Ben alkol mağduruyum, önce bunu belirtmeliyim, alkolü çok seven babacığım, ne yazık ki, sirozdan kurtulamadı ve 40 yaşında vefat etti, ailenin tüm yükünü üstlendiğimde henüz 18 yaşımdaydım. Bu faslı bu kadarla geçiştireyim. Şimdi izninizle çok farklı bir yorum yapmak istiyorum: Varsayalım ki, ülkemizdeki bütün insanlar, alkolün zararlarını iyiden kavradılar ve aralarında anlaştılar, hiç biri alkol tüketmemeye karar verdiler...Ve, uygulamaya başladılar...Gecen sürede, mesela, ilk bir ayda, altıncı ayın sonunda dahi bir şişe alkol satılmadı...Diyelim ki, hammadde (anason) ekicileri, alkol üreticileri, satıcıları açısından, altıncı ayın sonundaki tablo ne olur? Bu bir varsayım olsa da, sizce durum ne olur? Selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 22.01.2011 21:56
Cevap :
Son zamanlarda yorum karelerimi öksüz bırakmamanızdan ötürü bir beklentiyle -yorumunuzun gecikmesinden- eğer gelirse böylesi bir yorum gelebileceğini tahmin ettim desem inanır mısınız değerli Yurdagül hanım. Siz madolyonun diğer yüzünü göstermişsiniz. Öncelikle değerli babanıza üzüldüğümü belirtmeliyim. Sonrasında da serzenişinizin bireysel olarak (sağlık, kaliteli yaşam, tutumluluk vb. yönlerden) doğru ama toplumsal olarak çıkarılabilecek anlamlar açısından farklı yorumlara açık olduğunu belirtmek isterim. Keza bu tip durumlar bireysel doğruları istismar ederek farklı toplumsal-siyasal rotalar izlemek isteyenlerin elinde birer koza dönüşebiliyor. Çağdaş yaşamı benimseyenlerin de şikayetçi olabilecekleri o kadar çok konu varki; örn. caddelere, yollara taşan cami cemaatleri, anlamadığımız bir dilde beş vakit bangır bangır namaz daveti vb. Sorunuza gelince; böylesi bir durumda -diğer etkileri tam kestiremesem de- devletin vergi gelirlerinin çok azalacağı kesin!İçten saygı ve selamlarımla  23.01.2011 16:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 360
Toplam yorum
: 3335
Toplam mesaj
: 251
Ort. okunma sayısı
: 2339
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

Samsun/Ladik doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençlik yıllarım babamın görevi gereği ülkemizin Orta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster