Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Şubat '20

 
Kategori
Spor
 

Heba oldu!

Bu yenilgi bir son olarak görülmemelidir; 6-7 takımın yarış içinde olduğu bir ortamda kalan 12 haftada 5 puanlık fark önemli değildir.

Bu bardağın dolu tarafı…

Kuşkusuz bu kaybın öğretici bir sonucu olmalıdır.

Türkiye’de futbol öncelikle sonuca sonra da ilişkilere bağlıdır.

İlişkiler de tahterevalli oyunu gibidir.

Orada haklı olmak değil, ağırlık önemlidir. Ne kadar ağırlığınız varsa o kadar sözünüz dinlenir, itibar görürsünüz.

Sözün içeriği değil, kimin söylediğine bakılır.

Bir seneden fazla bir süredir neredeyse en ince detayına varıncaya kadar anlatmaya çalıştığım birçok konu neredeyse son üç maçta kendisini ortaya koydu.

Trabzonspor ve Alanyaspor maçlarını özellikle yazmadım; çünkü oralarda da önemli teknik direktörlük sorunları vardı. Ancak gündemi belirleyen başka bir ağırlık vardı.

Fenerbahçe iyi futbolculardan kurulu bir takım. Kim eksik olduğunu söylüyorsa onun futbol konusunda bilgi sorunu vardır.

Eğer bunu takımın teknik direktörü söylüyorsa o yetersizdir.

Net!

Ankaragücü’nün iki golü yaratıcılık ürünüydü.

Oysa Fenerbahçe teknik direktörü takımın “hep” bir yaratıcılık sorunu yaşadığını söylüyor; mesele yaratıcılıksa, eğer takım bu bakımdan bir eksiklik yaşıyorsa o zaman teknik direktörün işi nedir?

Fenerbahçe takımının bizim göremediğimiz bir oyun planı vardı da onu oynayamayan futbolcuları mı oldu “hep?”

Yaratıcı oyuncunun yaratıcılığı arkasında teknik direktörlük yaparken oyuncunun yaratıcı eksikliği bahanesi arkasına sığınmak kuşkusuz tutarlı bir duruştur. Buna söz olamaz.

Heba edilmiştir!

Dirar maça sol bek başladı, sağ açık oynadı ve sağ bek olarak tamamladı.

Teknik direktör burada bir mesaj veriyor; sol bekim yok ne yapayım?

Dirar sol bek oynarken takım 1-0 geri düşüyor, sağ beke geçince de 2-0 oluyor.

Aslında takımın stoperi de yok!

Jailson ile bu kadar oluyor.

Golleri atan takımsa ligin 15. sırasında bulunuyor. Fenerbahçe maçına kadar sadece üç defa kazanmış. Dün dört oldu.

Fenerbahçe’nin yediği iki gol de ders niteliğindedir; hele ikinci gol.

Ankaragücü iki oyuncu ile 6 savunma oyuncusuna ve bir kaleciye gol attı.

İki oyuncu ikişer defa oyuncu eksilterek kendilerine asist ve gol vuruşu hazırlayarak pozisyon yarattılar.

Fenerbahçe’nin golü dışında üç net pozisyonu var ve hepsinde Ozan Tufan tek başına adam eksilterek şut çekiyor.

31 orta denemesi yapıyor. Başarılı olmayınca orta yapma sayısı daha artıyor. Her orta rakibin kalecisine verilmiş bir pasa dönüşüyor.

Kaybedilen tüm maçlarda tekrar eden bir oyun planı; ama öğrenilmiyor.

Kenardan sadece izleniyor.

“Şunu oynatıyor, bunu oynatmıyor” en kolay yorumdur; bir takım sadece oynayan ya da oynamayan futbolcunun üzerine kurulmuşsa orada teknik direktörün kim olduğunun önemi kalmaz.

Oysa biz Fenerbahçe teknik direktörlük makamını önemsiyoruz.

Ankaragücü teknik direktörü Fenerbahçe takımını yenebilecek bir oyun planını ortaya koyabiliyorsa Fenerbahçe teknik direktörü en az on defa daha bunu yapabilmelidir.

Fenerbahçe ligin bu seviyesinde Ankaragücü’ne, hele bu kadar basiretsiz futbol oynayarak yenilemez!

Üç topu direkten döner, beş şutunu kaleci çıkarır, iki penaltısını hakem vermez, birini kaleci kurtarır, anlaşılır ama böylesi olmaz.

Çünkü burası Fenerbahçe’dir.

Geçen sezon bu lafı bolca kullanırken kendisine hatırlatmıştım; gün gelir bu sözle yüzleşilir diye.

İşte o gün bugündür.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1912
Toplam yorum
: 2001
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 1334
Kayıt tarihi
: 09.06.06
 
 

"Keyif verici bir yalnızlık" olarak gördüğüm yazma serüvenimin en önemli merkezlerinden bir tanes..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster