Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '14

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
816
 

Hedef "zengin olmak"

Hedef "zengin olmak"
 

Zengin olmak zordur.


Her yaştan insan kısa sürede zengin olmayı istiyor. Bu istek genellikle ihtiyaç olmayan ürünlerin satın alınmaması ve gelirinden daha az harcayıp, tasarruf ve ileride yatırım yaparak değil, daha çok kazanıp hem istediklerini satın alma hem de gelir-gider=tasarruf eşitliğinde tasarruf için pozitif kalmayı sağlayarak isteniyor. Bazen bu eşitlik sağlanamıyor. Gelirde süreklilik olmazsa; eşya alan, tüketen, lüks tatil yapan, pahalı evde oturan ve neticede çok para harcayan kişiler Türk deyişiyle “Su akarken testisini doldurmadığından” zamanla fakirleşiyor. Halbuki para kazanırken emeklilik yatırımı, sağlık sigortası, tasarruf ve akıllı yatırım yapabilse bu fakirleşme muhtemelen olmayacaktı. Bu sözlerle  “Belirli bir yaşam seviyesinde yaşamak o kadar kolay değildir. Yıllarca ekonomik olarak rasyonel davranmayı gerektirmektedir.” görüşüne gelmek istiyorum.

Tipik orta sınıf olanaklar olarak; sıfır borç, evi, arabası olması, bankada parası olması, tıbbi hizmet alması, başkalarına muhtaç olmamasını anlıyor. Daha rafine iş ve  meslek sahipleri bu isteklerine yazlık, evlatlarına maddi yardım edebilmek  gibi arzularını ekliyor. ABD’de benzer olanaklara sahip bu orta sınıf ilave olarak bir kolleksiyona ve Dünya’yı gezip görecek bir stok paraya sahip olmayı arzuluyor. Tüm bu bahsedilen imkanlar aslında güçlü bir orta sınıfın istekleri arasında sayılabilir.

Zengin olmak daha farklıdır. Varlıklı olmak (rich), zengin olmak (wealthy) eş anlamlı görülse de aralarında farklılık  olduğu söylenebilir. Ancak varlıklı olan ile zenginin en önemli, müşterek özelliği paralarının olmasıdır.

Parayla karşılaştığımda “Sadece bir kağıt parçası” dedim. Gülümsedi ve “Evet bir kağıt parçasıyım ama hiç çöplük görmedim” dedi.                                 

Aileden miras kaldı veya piyangodan, süper lotodan, sayısaldan diyelim 1 M$ kazandınız. Ünlü bir doktor veya avukatsınız yılda 400bin$ kazanıyorsunuz. Bu noktada iken elinizde para var ve “Siz varlıklısınız”.  Zengin misiniz ? Hayır.

Cevabın evet olması için; bu parayı yatırıma dönüştürürseniz, Size devamlı gelir sağlayacak varlıklar edinirseniz, para kazanmayı bilirseniz ileride zengin olabilirsiniz. Zengin olmak; Sizin sürekli bir işiniz olmasa da edindiğiniz varlıklarla gelirinizin olması, bu varlıklardan biri gelir getiremez duruma gelse de diğerlerinden kazandıklarınızla gelirinizin devam edebilmesidir. Zengin sekiz saat çalışma ihtiyacı olmayan, evi, arabası, malı, yatırımı, geliri, sağlık sigortası  olan ve finansal yönden hür insandır. Zengin, nasıl para kazanabileceği ve para yönetimi  bilgisine sahiptir.

Piyangodan para kazananların bir kaç yıl sonra eski durumuna dönmesi, ünlü film yıldızı veya futbolcuların mesleğini bıraktıktan sonra eski yaşam düzeylerini tutturamaması özellikle finansal yönetimi, bütçeyi, kazandığından az harcamayı bilemeyişlerindendir. Varlıklı insan finansal yönetimde başarılı olur ve gelir getirici yatırımlar yapabilirse zengin olur.

Zenginlik ölçülebilir mi? Kısmen evet. Bunun için gelir kaynaklarına bakmak faydalıdır. Örneğin kira geliri; evi satın almanız, emlak ve gelir verginizi, aylık aidatları ödemeniz ve kiracı ile sözleşme yapmanızı takiben devamlı çalışma gerektirmeden aylık kira geliri sağlamanıza imkan veren pasif kazanç kaynağıdır. Bankalardan fon, hisse senedi ve benzeri kağıtlardan sağladığınız gelirler olabilir.  Bunlar portföy gelirleridir.

“(Pasif kazanç+portföy gelirleri)/aylık gider” oranınız  birden büyükse durumunuz finansal yönden iyi. Bir ise geliriniz giderinize denktir. Oran birden küçükse kazancınız masrafınızı karşılayamıyor, ileride önce borçlanacak sonra iflas edeceksiniz demektir. Zenginin bu oran değeri daima birden büyüktür ve uzun yıllar bu durum devam eder. Çalışan kişi için (Kazanç/Aylık gider) oranı birden büyükse tasarruf yapabilir. Tersi kazanç yetmezliğidir.

“Kazan ve tüket”çilere karşı bir yaşam anlayışı “minimalist yaşam” medyada yer almaktadır.  Minimalist fikir öncelikle mimari alanda yer bulmuş ve özünde tüm gereksiz şekillerin, özelliklerin ve fikirlerin kaldırılması esasına dayanmıştır.  Yaşam minimalistleri paranın günlük yaşamımızdaki önemini biliyorlar ve çoğun Japonlar gibi bir şey satın almadan önce düşünüyorlar. Yaklaşımları; çok sayıda malın rasyonel düşünmeyi olumsuz etkilediğini, az sayıda ihtiyaç duyulan varlığın yeterli olduğunu düşünerek gereksiz şeyleri satın almaktan kaçınımaya dayanıyor.              

Bir şeyi satın alıp, sahibi olmanın değerlendirmesini iyi yapıyorlar. Satın alınan bir eşya, tekrar satarken para etmiyor. Bir eşyaya sahip olmak bakım, onarım gibi masraflar gerektiriyor. Tüketim odaklı olmak beraberinde masraf, vergi getirebiliyor. Satın alınacak ürün, yaşamınıza artı bir değeri yeterince sağlamayacaksa zor kazandığınız paranızı harcamayın. Böylece yaşamınız tüketim odaklı olmaktan çıkıyor ve ihtiyacı karşılama noktasına geliyor.

Minimalistler özellikle çok mal korunması endişe kaynağıdır düşüncesiyle yaşamlarını daha az sayıda ve kaliteli ürünlerle devam ettiriyorlar. Bu durumda devamlı fatura ödemekten kurtuluyorlar. Masrafları azalıyor.  Büyük evler yerine daha küçük alanlarda yaşamayı ve yürüme bandını değil açık havayı tercih ediyorlar. “Küçük güzeldir” yaklaşımı ortaya konuyor. Evin yakıt, tamir masrafı azalıyor. Vergi daha az ödeniyor. İşi ve  kazancı aynı olunca, gideri azaldığı için tasarruf imkanı artıyor.

Tüketimde tutumluluk sağlanarak gelecek nesillerin de Dünya kaynaklarında hakkı olduğu vurgulanıyor. Hayatın amacı ve anlamı sorgulanıyor. Kişi olarak gelişmiş bir insan olmak ve başka yaşamların iyileşmesine katkıda bulunmak önemseniyor. Sade yaşam severler ile zengin hayırsever kişiler ihtiyacı olan bir başkasının yaşamına dokunup, O’nun mutluluğunu artırma noktasında birleşiyorlar.

Günümüzde tüketim odaklı yaşama tepki olarak doğan yaşam tarzları muhtelif fikirlerden kök almaktadır.

- Çevreyi korumayı sevenler: Aşırı tüketim Dünya kaynaklarını tüketiyor. Sürdürülebilir yaşam olanakları azalıyor. Bugün yaşayanların herşeyi aşırı tüketme, gelecek nesillerin yaşamını güçleştirme hakları yoktur. Geri dönüşümsüz ürünler kullanılmamalı, atıklar azaltılmalı ve aşırı tüketim önlenmelidir.

- Kişi nasıl isterse öyle yaşasın, hür olsun diyenler. Seyahat etsin, kendi özlemlerini gerçekleştirmek için uğraşsın, doğa ile birlikte olsun. Mevcut düzen hep çalışın, üretin veya hizmet edin diyor ancak bu yanlıştır.Hep çalışmak zorunda değiliz. Bu grup para kazanmayı veya tasarrufu fazla  önemsemiyor.

- Kişi az tüketsin. Kalan kazancını da tüm Dünya’daki fakir çocukların  ve insanların yaşamını iyileştirmeye vakfetsin.

Halen  “Kazan ve tüket” ve “Kazan ve az tüket. İleriyi düşünerek tasarruf et”  yaklaşımları en popüler yaşam yaklaşımlarıdır.

“Kazan ve tüket” yaklaşımı sosyal devlet olanakları çok olan Avrupa devletlerinden ziyade tüketime doyamamış Rusya, Türkiye gibi ülkelerde revaçtadır. ABD yaşam tarzı kazan ve tüketin en iyi örneğidir. Kişisel tatmin, mutluluk ön plandadır. Amerikan fakirinin yıllık geliri (15000$), Türkün ortalama gelirinden (10000$)  daha yüksektir. Tasarrruf oranı düşük görülen Amerikan halkı çalışmaya başladığı andan itibaren kolay kredi bulduğundan ev, emeklilik yatırımına odaklıdır. Kazancı arttıkça daha büyük ev, daha büyük buzdolabı anlayışı devam etmektedir. Yalnız 2008 ekonomik bunalımı bu yaşam tarzının sürdürülebilir olmayabileceğini orta sınıfa göstermiştir.

“Kazan ve kazandığından daha az tüket. İleriyi düşünerek tasarruf et” fikri Alman, Japon ve  Fransız halklarının yaklaşımıdır. İleride emeklilik geliri, ömür boyu değil,  tasarruf edilen para ile orantılı ve sıfırlanana kadar olabilecektir.

Sadece zorunlu ihtiyaçları karşılayan yaşam tarzı uç noktası; teorik olarak Dünya varlıklarına ihtiyaç duymamak ve bir hırka, bir gömlekle yaşamak olarak görülebilir ve bu nokta limit olup seçilmesi yanlıştır. İslam ve Hristiyanlık dinleri israfa karşıdır. Çok mal, mülkün, Allah’ı unutturması tehlikesi olduğu ve gerekli ibadetlerin yapılmasını engelleyebileceği tehlikesinden bahsedilerek bu varlıkların toplumun menfaatine, hayır amaçlı, fakirleri sevindirecek şekilde kullanılması önerilmektedir.

Konuya objektif yaklaşıldığında  yaşamda ihtiyaçlar, ibadet etmek ve manevi huzur elde etmek ötesindedir. İstediği işi ve eşini seçmek, çalışmak, temel hürriyetlere sahip olmak, eş, dost ve arkadaş ile birlikte  eğlenmek, sohbet etmek, istediği sporu yapmak ve teknoloji olanaklarından yararlanmak gibi ihtiyaçlar karşılanmalı ve mutluluk sebepleri olabilmelidir.

Fakire gelince, fakirin gelirinin az olup beslenme, barınma, giysi gibi ana ihtiyaçlarını karşılayamaması, sadece günü kurtarmaya çalışması, parayı her gün düşünmek zorunda kalması ve çevresine bir faydası olmasına odaklanamaması mutsuzluk kaynakları olarak görülebilir. Bu yüzden fakirlik yok edilmelidir.

Hür bir toplumda, fakirlere yardım sağlanmazsa, az sayıda olan zenginler yaşayamaz. John F. Kennedy

Bu yazınını amacı zengin kişinin  daha iyi imkanları olabileceğini vurgulamaktır.  Zengin daha iyi semtlerde yaşar, arabası daha yeni ve güvenlidir. İyi beslenir ve daha iyi sağlık hizmeti alabilir. Müteşebbis olarak istediğini yapma, ilgilendiği konuda ögrenme imkanı elde eder. Muhtaç kişilere yardım edebilir.                                          

Sonuç; Zengin olmayı hedefleyin. Zengin olmanın faydası çoktur. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 157
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1689
Kayıt tarihi
: 14.10.12
 
 

Elektronik Y.Mühendisiyim. Teknik alan dışında Tasarruf ve tutumlu yaşam, Kişisel Finans Yönetimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster