Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Mart '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
556
 

Hedef Yargıtay mıydı?

Hedef Yargıtay mıydı?
 

Anlaşılan Cuma günü yazdığım “Perinçek, Selçuk, Alemdaroğlu: çook enteresan bir puzzle” başlıklı yazımda sıraladığım bulmacaya bir parça daha eklemem gerekecek. Aslında daha çok eksik parça var. Büyük ihtimalle hiçbir zaman da net ve tam olarak görmemize izin vermeyecekler. Ama sis perdesinin ardından görülebildiği kadarıyla bile kimi tahminlere imkan sağlayan bir görüntü bu...

En son parçamız bugünkü bazı gazetelerde yer alan bir haberden oluşuyor.

Eğer çok büyük bir dezenformasyon çalışması, maksatlı bir haber sızdırma operasyonuyla karşı karşıya değilsek, polisin İşçi Partisi’nde gerçekleştirdiği aramada bulunan bir CD’de Yargıtay binasına giriş ve güvenli kaçış yollarını belirten ayrıntılı bir kroki ve ayrıca krokinin açılım metni ele geçirilmiş. Krokide, Yargıtay binasının bloklarına en kolay hangi kapılardan girileceği, nasıl kaçılacağı, AKP’ye kapatma davası açan Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın makam odasının konumu, güvenlik kameralarının görmediği kör noktalar, polis ve güvenlik görevlilerinin bulunmadığı alanlar ayrıntılarıyla tek tek sayılıyor.

Eğer bu bilgi doğruysa bir parti binasında bu tip bir kroki niçin hazırlanır, hangi amaçla bulundurulur? Çok merak ediyorum. Acaba ziyarete gidildiğinde kolay park yeri bulmak için mi?!! Sadece bir soru bu... Aklıma bir başka önemli yargı kurumuyla ilgili bir olay geliyor ama bilmiyorum, belki ben de son zamanlarda komplo teorilerine inanır oldum.

Aramada ayrıca, başka bir CD’de AKP hakkındaki kapatma iddianamesinin bir bölümü de bulunmuş. Parti genel merkezinde kullanıcı adı “başsavcılık” olan bir bilgisayarda 24 Nisan 2007 tarihinde hazırlanan bir CD, “Abdullah Gül (Danıştay’ın türban kararına tepkisi)” isimli bir belgeyi içeriyormuş. Bu belgenin Yargıtay Başsavcısı tarafından hazırlanan AKP’yi kapatma iddianamesindeki "Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’ün Laik Devlet İlkesine Aykırı Eylem ve Demeçleri” bölümünün bire bir aynısı olduğu saptanmış.

Yani eğer bu bilgi ve belgeler doğruysa meğer bir partinin kapatılma çalışmasından bir başka parti bir yıl önce haberdarmış.

Bilmem bunlar size de biraz garip geliyor mu?

Bana çok garip geliyor ama şahsen Türkiye’de olan ve olabilecek hiçbir şeye şaşırmam. O duygumu çoktan kaybettim.

Yine de umarım bunların hepsi uydurmadır, kötü bir dezenformasyon çalışmasıdır. Dilerim biz toplumca uzun süreli ve korkunç bir kâbus görüyoruzdur. 2003 yılından beri Türkiye’de olan olan biten her şey aslında hiç olmamıştır. Yarım kalmış darbe girişimleri, rahip cinayetleri, katliamlar, provakasyonlar hiç olmamıştır. Mesela Hrant Dink hâlâ yaşıyordur. Trabzon’daki rahip görevinin başındadır. Malatya’da boğazlandığını “sandığımız” Hristiyanlar güven içinde yaşıyorlardır. Orhan Pamuk için suikast planı hiç hazırlanmamış, tetikçisi eylemini gerçekleştiremeden tutuklanmamıştır.

Ben bütün bunların sadece bir kâbustan ibaret olmasını bu konularda yazdığım yazılardan dolayı bana karşı hücuma geçenlerden çok daha fazla istiyorum.

Dilerim hepimiz masumuzdur. Daha da önemlisi, dilerim hâlâ masumiyetin iyi bir şey olduğu konusunda hemfikirizdir. Çünkü ben son günlerde Milliyet Blog’da rastladığım kimi yazı yorumlardan sonra bu konuda kuşkulanmaya başladım. Zihinsel düzeyde de olsa iç savaş hazırlıkları gördüm, "olası" suçlara ortak olma duyuruları okudum, darbe çağrıları işittim. Kendimi yazı yazılan bir yer değil de paramiliter bir savaş örgütlenmesinin kongresinde hissettim.

Bir not: Önceki yazımdaki tahminim doğrultusunda, İlhan Bey yurt dışına çıkmama şartıyla serbest bırakıldı. Şimdiden size önemli bir kehanette bulunayım: İlhan Selçuk bundan sonra eskisine göre çok daha ılımlı yazacaktır. Üslup değişikliğinin nedenini zamanı geldiğinde açıklarım. Öyle yaparsa umarım bazıları onu da hain ilan etmezler... İnşallah burada bir de İlhan Selçuk’u savunmak zorunda kalmam.
.......

Resim: http://insain-munki.deviantart.com/art/missing-piece-of-the-puzzle-8850219

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dilerim İlhan Şelçuk tarihte nasıl anılmak istediğine karar verir, hala vakit varken..Ancak hiç umudum yok benim. perinçek zaten malum şahış. Asıl baykal neden ergenekon un avukatlığını almıyor.ittihatçılarla işimizin olmadığını açıkça ifade etmek gerek, bu duruş akp ye yarar diye sessiz kalmak farkında olmadan bizi ergenekonun bir parçası haline getirir. sesinize yüreğinize sağlık sevgi ve saygılarımla..

Salih ERDAGI 
 26.03.2008 9:04
Cevap :
Yorumunuzun altına imzamı atıyorum Salih Bey, çok teşekkür ederim katkılarınız için. Sevgiler, selamlar...  26.03.2008 20:40
 

Saygıdeğer Celal Bey;Pek fırsat bulma imkânım yok, bu gün bu fırsatı sizin yazılarınızın içine dalmakla buldum. Her şey karınca kaderince bir şeylerin açıklanmasına, birşeylerin çözümüne vesile bir iyi niyet gayretiyse hakka hizmet fazileti taşır.Bu yazınızın da vesile olduğu, parmak bastığınız,günümüzün atmosferini kaotik bir havaya sokma cabalarının karşısına mânalı işaretlerle fikir kapısı açma fikrinizde fevkalâde tetabük eden çarpıcı fikirlerle örgüyü tamamlamada tevafukla Sayın Ahmet Yılmaz ve Murat Ertaşın fikirleriyle müdellel bir hakikatler potasının meydana çıkmasına vesile olmuş bulunuyorsunuz... Benim bu noktada bir dahlim olmasa da, zaten buna ihtiyacınızın da olmadığı noktada, sadece şunu arzedeyim ki ümitsizlik felâketi açmak isteyenlere karşı bu herşeyin farkındalılığını görüp ümitvâr olma sinyalinin ifadesi olarak, işimiz, ümitsizlik değil, istikbâlden ümitvâr olmaktır kaziyyesi burada da tecelli etmektedir vu bu millet o millettir; ne yapsalar bölünemez.Slm.Saygıyla.

Mustafa Benkli 
 24.03.2008 23:56
Cevap :
Değerli katkılarınız için çok teşekkür ederim Mustafa Bey, eksik olmayın. Türkiye toplumu öyle küçümsenecek bir toplum değil. Ümitsizliğe düşmeye hiç gerek yok. Selam ve saygılarımla....  25.03.2008 14:22
 

İşte böylesi daimi sağanaklar altında, korunma ve katlanma hallerinde, düne ve yarınlara daha bir şefkatle sığınırım, öz akrabalarımmışcasına. Dedelerim, anneannelerim ve torunlarımmış gibi.Bazı çevreler, bilinçsizce " cicili bicili günü yaşarken" çaktırmadan ve " ılımlıca " gerçeklerin ve " Cumhuriyet kazanımlarının " üzerlerine örtülmeye çalışılan örtüleri, şalı ya da türbanı farkedip tüm çıplaklığıyla görerek! Tarih öncesinden gelen tarih bilinciyse ayaklarım, yarına uzanan düşlerim, hayallerim ve umutlarımdır başım. Bastığım yer, sağlam mı sağlam, büyülü coğrafyam, en az bin yıllık Türkiye’m!.. Bir ayağım Trakya'ya basarken, ötekisi üstündedir tarih ötesi Anadolu’mun. Ayaklarımla başımın bu manada uyumlu kardeşliği de tarihsel bilincimdir. Bu bilinç içerisinde, karşıdan acemice oluşturulmaya çalışılan tahriklere kapılmadan soğukkanlılıkla bekleyip, durumu sürekli değerlendirip en uygun zamanda en iyi sonuçlara ulaşabilmeyi planlamak gerek.Paylaşımınız için teşekkür ve selamlarımla

Ersin Kabaoglu 
 24.03.2008 21:04
Cevap :
Ben teşekkür ederim. Selamlar...  24.03.2008 21:37
 

Yazılarının takipcisiyim ve her satırında ÇOK GERÇEK!! GAZETECİDEN FAZLA MEMLEKETİMİZİ TANIDIĞIN anlaşılıyor.. yüreğine sağlık..

Portakal Çiçeği ve FISILTI 
 24.03.2008 18:27
Cevap :
Teşekkür ederim efendim, eksik olmayın. Sevgilerimle..  24.03.2008 21:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 431
Toplam yorum
: 4967
Toplam mesaj
: 287
Ort. okunma sayısı
: 3544
Kayıt tarihi
: 30.06.06
 
 

Anahtar kelimeler: Antep, İstanbul, Haziran, İkizler, Beşiktaş, MÜ İletişim Fakültesi, Gazetecilik. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster