Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ekim '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
66
 

Hediyem…

Hediyem…
 

Güneş her sabah, herkes için doğmaz ve ay, herkes için her gece aynı anlamı taşıyıp, karanlığı örtmez bilir misin? Bu sabah güneş  yükseldi. Zihin hücrelerimi tenimden sızıp ısıtmaya başladığında, ruhum nefes almayı öğrendi. Yüzümde yenilenmenin gülümsemesi, içimdeki enerjiyi gereksiz sarf etmemek için koruyup kollama hissi ile sardım kendimi. 
 
Kendime beyazlığı kadar özel bir kokusu olan nergisler aldım kucak dolusu. Koku ile huzur, huzur ile gülümseme yarattım kendimden. Güldükçe bulaşıyor etrafa. Mecbur olduğumuzu hissettiğimiz en güzel eylem gülen birine gülümsemek. Unutulmuş yüz kaslarını yeniden hissettirirken, güldükçe güldüren hormonları da tetikliyor ve etrafa yayılıyor bu biyolojik sihir. 
 
Zorla günaydın dedirttiklerim oluyor bazen. Sabahları güzel bir kelime için ağızlarını açsınlar istiyorum. Kaş arası kırışıkları engellemek niyetindeyim. Gülerken ne kadar da güzel görünür insanlar. Pırıldar yüzü ve ışığı ile sarar gözleri, değdiği gözlere ait yüzleri mutluluğa dönüştürür. Tanımadığım insan yok aslında. İnsan insanı tanır da eş zamanlı bir arada yaşayamaz bazen.
 
Gelinen vatan belli, yaşanan vatan belli. Yanından gelip geçtiklerimiz, bildiklerimiz işte. Yemek yiyen, su içen, üzülen, gülen, sevişen, seven, sevilen yahut nefret eden edilen, kızan kızdıran. İnsan işte. Hepimiz aynıyız. Ruhlarımızın yaşayıp yaşayamama gerçeği, görüntülerimizin farkı gibi aslında. Benzerliklerimizi fark olarak görmeye başlamak ile şekillendiriyoruz birbirimizi.
 
Büyüdüm. Büyüdükçe her gün biraz çoğalıyor ve bir o kadar da eksiltiyorum. Benim olduğu gibi hepimizin en büyük hediyesinin doğru değerlendirilebilmesi için bütün mücadelem. Bencilliğimle edindiğim kıymetlilerimin yaşama şevkini stabil tutmaya çalışırken geçen zamanımın içinde keyifle son nefes alma tarihimi bekliyorum herkes 
 
Herkes gibi işte. Herkes bir son nefesin olduğunu biliyorken, zaman neden iyinin olmadığı saatlere mahkum edilmeli ki?  İyi olanın kime göre iyi olduğunu bilmediğimiz bir denge içinde yaşamak. Sen kendi adına iyilerini çoğalttıkça kötü olan eksilir. Umut da denebilir, heves de hayal de. Sen hangi tanımı beğenirsen onun için iyi ol. Kayıpların sayısını azaltmakla, kazanacakların zamanını anlamlı kılacak.
 
Güneş bugün sıcacık doğdu. Kışın soğuğuna inat her sabah sıcacık doğmuyor mu ve ay her gece güneşi kovalayıp sıra benim diye bizim için geceyi aydınlatmıyor mu? Doğanın dili geceye ve güne inat doğ insan demiyor mu sana da? Doğ insan. Doğ artık. Bedeninle değil Mevlana gibi ruhunla doğ artık. Ölülerden olma.
 
Mucizeler ve dilekler için harcadığın dua zamanlarına bir son ver. Tanrı seni bir mucize olarak hayata yerleştirmiş. Hayatı da senin içine. Hayatın elinden tut ve ölü toprağını silkele üzerinden. Yaşa. Kelebek kadar yaşa ama yaşa.
 
Sevdiysen, özlediysen, aşıksan, nefret ettiysen, kızdıysan da söyle. Anlaşılmayı beklemenin anlamsızlığı döngüsünde hayatını esir etme. Cesur ol. Tekrarının olup olmadığı kesin olarak bilinmeyen bir zamanın içindesin. En büyük hazinen zaman.
 
Şimdi karar ver. Zamanı ne ile doldurmak istiyorsun? Hayatının kırk senesini mücadele ile geçirip, kalan on ya da yirmi yılını dilediğin gibi olmasa da az daha huzurla yaşamak için mi? Kalan yıllarımın mutlu anılarla, huzurla geçmesini dilemiyorum. Bunu gerçekleştirmek istiyorum. Bugünden sonra ardarda muhteşem günler, şanslı, sağlıklı, huzurlu, bereketli anılar biriktirelim.
 
Var mısınız?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 156
Toplam yorum
: 85
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 233
Kayıt tarihi
: 22.08.15
 
 

Karşı kıyıdan kendi topraklarına geri dönmüş bir ailenin İstanbul'daki bolca edebiyat kokan evinde ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster