Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Eylül '06

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
821
 

Hedonizm çöplüğü

Hedonizm çöplüğü
 

Hazzın damarlarına zerk ettiğim aşk sözcükleri toparlanıp tıkar mı bir yerlerimi bilemem. Ancak aşkın ikliminde tüm yok oluşlar ve yokuşlar bedevileştirir çelimsiz ruhları. Nedenleri ve kimlikleri yatırmaktansa operasyon masalarına, yaşayalım kendi çöplüğümüzde deyiverir adem ile havva’nın biçare çocukları.

Eylül geçer sonbaharın kollarına dolanıp seksek oynayarak. Çocuksuluğun çeperlerine sürdüğümüz umutların bir gün gelipte yenilecek kıvama gelmesi beklenir beyhudece. Nafilenin iteklediği boşalmış ruhlar sallanır durur rüzgarda. Ve ne zaman bir rüzgar esse demediğini bırakmaz aşk. Kulağımıza fısıldanan bir şarkı gibi, ansızın ayağın takılır, sendelersin. Herkes her şeyi bilmesin. Bilmeyeyim isterim.

Bu sokaklar bu kaldırımlar bilir hüznün adını. En iyi o sokaklar anlatır yalın bakışların gizemini. Şarkılarda söyler diyeceksin biliyorum. Nedir ne değildir bilinmez ama vardır işte bir hayalet omzuna gülerek asılan. Seyrek seyrek dikişlerle örülü bir hayatı doldurma gayretidir artık sorumlu olduğumuz. Teğet geçişler de rastlanılagelir tebessümle anılır adı. Adını herkes kendine göre koyar. Kendi kumaşının çizgilerinde coşturur oynatır gürbüz çocuklarını.

Ve bir çöplüktür zaman. Çöplük olur tarihin yapraklarında aşk. Aşkın yollarına düşülen. Üzgün olduğumu sanmam. İnatçı bile sayılırım. Faili meçhul geçmiş zaman gezginlerinin heybesinde taşınır artık aşk. Kapalı bir oda, puslu bir kafede çay içeriz belki gelirsen. Yağmur yağan şehirler buluruz. Doyum olmaz sohbetler ederiz. Kahve fallarında ararız adını. Neydi ne olmalıydı. Geldimi, geçtimi. ?

Ve bir iğnenin deliğinden geçirirken bulursun kendini. İplikleşmiş, incelmiş, nazenin. Bilmeden de şahit olunur hüzne. Bilmeden de görmeden de hissedilir o heybelerin içindeki akide şekerleri. Ekşi bir tat bıraksa da ellerini oğuşturur durursun gözlerini kamaştıran ışığın ardındaki sevgiliye.

Kimseye anlatamasan da bir bildiğin vardır. Asit yakıcıdır. Yağmura bakarak asitleşir yutkunuşların. Anlatmasan da olur. Kendi kendine oluşturduğun çemberin içinde çöplüğüne sahip kargalar gibi asil bir duruşun olursa, ayrık sayrılı bir günün sabahını beklemek gelir içinden. Bu günler hep böyle gelirde böyle geçmez. Bu zaman ağzına kadar doldurduğu gülücükleri gün gelir dağıtmasını da bilir.

Sen kendini hazırla kendine. Aşktır gelir geçer. Ve gelir ve yeniden geçer. Bıraktığı tortuya sağır kuşaklar yetişmedi hala.

Herkes kendi çöplüğünde bir don kişot. Cervantes’e ithaf olunur. Kovalayabilirsiniz ama yakalanmak daha vahim değilmi.?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzel ve farklı bir yazıydı aşkı anlatan, ellerinize sağlık.

bol yıldızlı gece 
 26.12.2007 13:18
 

olmuyor... aşkla da aşksız da olmuyor, benim içimdeki bütün eller aşkla tutuyor, ama aşka tutunamıyor. Bir yerlerde bir eksiklik varsa aşk olsun bana... Aşk olsun bize... Tüm olamamaların önünde aşk için eğiliyor köle olmak bilmezliğim. Kovaladığın yakalasın seni, buna buluşmak diyelim...

Mayatharet 
 07.11.2006 23:46
Cevap :
kovaladığım yakalasın beni :)) buluşuruz bi kavşakta. çok geç olmadan. saat geç olabilir ama. bi kuytu buluruz. orada yakarız cigaramızı dünyalar bizim olur.  08.11.2006 9:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1400
Kayıt tarihi
: 18.09.06
 
 

Şu kainat beni içine aldığından beri Rodin'in heykeli gibi olmak yani düşünen adam olarak kalmak ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster