Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ocak '13

 
Kategori
Magazin
Okunma Sayısı
801
 

Hem fanatik hem romantik hem butik... - Erdal Mutluer - Ferhan Petek röportajı

Hem fanatik hem romantik hem butik... - Erdal Mutluer - Ferhan Petek röportajı
 

Herkes her şeyi yapıyor son zamanlarda... Özellikle de eline fotoğraf makinesi alan başımıza fotoğrafçı kesiliyor… Ama çok şey yapan, hepsini de adam gibi yapan bir adam bulmak çok da kolay değil! Ben buldum… Ve bulmuşken de oturttum karşıma sordum da sordum…

#

Ferhan PETEK

Lig TV reklamlarında gördük seni. Nasıl oldu da yer aldın o reklamda bundan başlayalım önce…

Lig TV de DEPLASE KEYİFLER diye bir program vardı geçen yıl. Futbol adına çok güzel bir programdı. Farklı şehirlere giderek o şehrin futbol kültürünü o şehirdeki futbol aşkını anlatıyordu. 16 dakikalık bir program zaten. Bursa’ya geldiler. Bizim derneğe. 15 kişi falandık. Birkaç kişi konuştu ben de bunların arasındaydım. Söylediklerimden bir kısmı da o reklamda kullanılan sözlerdi. Sonra yayınlandı işte.

Peki, sadece bir Bursasporlu musun? Bence değilsin çünkü.

Fotoğrafçıyım ben. Mesleğim bu, evet Bursaspor ile tanındım o şekilde ön plandayım ama aslında konsept fotoğraflar çeken butik bir fotoğrafçıyım.

Konsept fotoğraf derken? Daha doğrusu Butik fotoğrafçı derken?

Şöyle. Mesela düğün salonuna girene kadar daha doğrusu gelin damat hazırlığından başlayan bir fotoğraf hikâyesi oluşturuyorum. Gelinin kuaför hazırlıklarından gelin almaya kadar her türlü düğün öncesi hazırlıklarından küçük hikâyeler çekiyorum. Gelin ve damadın zamanına önceden haberleşilmesine göre belirlediğimiz dış mekâna ya da istiyorsa stüdyoya giriyoruz bilinenden farklı olarak noktaya bak, kuş geçiyor ona bak fotoğrafçılığı dışında kareler yakalıyorum. Kişilerin kişiliğine tarzına zevkine göre pozlar belirliyom. Çift geliyor ya da sonradan tarzını belirliyor stüdyo olabilir dış çekim olabilir. Stüdyo 45 dakika dışarıda 1 saat sürüyor. Benim için mekanın önemi yok herkesi aynı yerde aynı fotoğrafı çekmem konsept dediğim gibi benim olayım. Kişiye, kişilere özel konseptler.

Kişiye özel tasarımlar, fotoğraflar…

Yani, aslında öyle. Ben bu yüzden butik olarak tanımlıyorum yaptığım işi. Düğün fotoğrafçısı değilim mesela çünkü düğüne kadar çekiyorum. Moda fotoğrafçısı değilim, mekân hiç değil. Butik fotoğraf, kişiye özel demek. Butik fotoğrafçılık, kişinin genel özelliklerinden yardım alarak, ortaya sanatsal bir fotoğraf çıkarmak demek ben de bunu yapıyorum tam olarak. Herkes her yer aynı çekilmez ki zaten. Kişilerin hayata bakış açıları bile önemli benim için fotoğrafını çekerken. Detaylara bakarım. Kendilerini özel hissettikleri kareler görmeliler benim çektiğim fotoğraflarda. Bir manken bir oyuncu gibi hissediyorlar zaten baktıklarında. Ya da onları tanımayan birileri gördüğünde mesela kimdi bu kız ya da erkek hangi filmdeydi dizideydi falan diye soruyor.

Sanatının içinde romantizm var o halde. Yoksa nasıl doğar ki bu duygular bir karede?

Romantik fotoğrafçıyım ben sanırım. Mesela bir keresinde gelin alma anındayız. Gelin çıkacak kapıdan. Görmedi gelin beni ki saklanırım habersiz çekerim çoğu fotoğrafı zaten. Bir kare aldım o andan. Odada bekliyor gelin. Sitede de görürsünüz zaten o fotoğrafı. Karede gelin hafif bulanık karenin köşesinde kapı net ve beyaz duvar. Oradaki hikâyede kapı gelinin gideceğini simgeliyor duvar ise yolu ifade ediyor. Açıları ona göre ayarlayıp çekmiştim. Fark etmemişler bu fotoğrafı balayından döndüklerinde görmüşler. Aradılar beni duygulanmışlar. Hem anlatabildiğime sevindim anlaşılmak güzel hem bir karenin yarattığı duygusallık çok güzel bir paylaşım bu. Yoksa alır makineyi çekersin fotoğraf oluverir. O kadar değil işte benim için bu iş.

Peki neden buradasın? Neden Bursa’da? Bu tarz işler yapan insanlar genelde soluğu İstanbul’da alıyor.

İşte sen söyledin herkes orada. Ben de oradaydım. Askerden geldikten sonra bir süre İstanbul’da çalıştım. Ama vazgeçtim. Bursa’ya döndüm. Çünkü benim hayallerimde yapmak istediğim iş Bursa’da yoktu. Cemiyet hayatında özel günlerde davetlerde “İstanbul’dan fotoğrafçı getirtme” olayı vardır hani. Ben bunu kırmak istedim.

İstanbul’dan gelen fotoğrafçı mısın sen yani?

Hayır, aslında İstanbul’a gitmekten vazgeçen fotoğrafçıyım ben. Gittim gördüm orayı çok var orada bu tarz iş yapan. Gittim büyük denize oradan geldim ama Bursalıyım ben aşığım da şehrime. Oradakinin yarısı imkânla başladım belki işe ama mutlu oldum. Hayallerimin peşine düştüm. Fotoğrafçı her yerde fotoğrafçıdır bence. Dedim ya ne moda fotoğrafçısıyım ben ne mahalle fotoğrafçısı sadece Butik bir fotoğrafçıyım. Bana gelenin her şeyden önce sanatı sevmesi anlaması içindeki sanatı hissetmesi lazım. Yaptığım işlere bakınca “of” demeli “bu!” demeli. “Bu ne yahu ne yapmış bu adam” dememeli. Beni anlamalı. Hem de istediğini hatta daha fazlasını almalı.

Anlamayan oluyor mu peki? Anlatamadığın insanlar çıktığında karşına ne yapıyorsun gönderiyor musun?

Oluyor tabi. Ama hayır şu ana kadar kimseyi geri çevirmedim. O da şöyle oluyor. Geliyor mesela standarttan öteye geçmek gibi bir durum yok aklında öylesine fotoğraf istiyor. Bakıyorum önce artık karşımdakinin tepkisine göre izah ediyorum ya da susuyorum sadece tamam diyorum veriyorum istediğini. Ama bir yandan da onlardan habersiz kendi bildiğimi yapıyorum. Kendime göre çekiyorum. Sonra onlar fotoğraf seçerken kendi karelerimi de koyuyorum önlerine o zaman anlıyorlar beni, beğeniyorlar.

Her işin olduğu gibi elbette bu işin de zorlukları vardır. Senin sıkıntıların ne? İşini yaparken en olmasın dediğin anlar var mı?

Fotoğrafını çektiğim kişinin ya da kişilerin arkadaşları. Geliyor mesela biri “böyle çek” diyor. Al diyorum sen çek. Diyemiyorum da tabi. İşime karıştırmıyorum keyfi kaçıyor o zaman. Bir de fiziksel sıkıntıları var tabi. Mesela en son ağaca çıktım yukardan bir kare almak için. Sıkıntı yoktu maymun gibi gayet rahat tırmandım ağaca. İşim bitti ineceğim inemedim. Nasıl çıktığımı da hatırlayamadım o an hatta. Dedim ya inmiş şalter. Düştüm ağaçtan. Aklımda tek bir şey vardı düşerken fotoğraf makinem. Ben onu korurken fena düşmüşüm iki gün yürüyemedim ama makine de sorun yoktu. Rahatladım.

Konser fotoğraflarını da gördüm ben internette. Neredeyse Bursa’daki konserlerin tamamını çekmişsin.

O hobim benim. İstanbul’a da gidip çekiyorum bazen. İzleyici olarak gidiyorum. Makinemi de alıyorum yanıma hobi olarak kendime çekiyorum o fotoğrafları. Mekânla ya da sanatçıyla çalıştığımı zannedenler oluyor ama değil. Geliyor bu tarz teklifler ama kabul etmiyorum. Hobim bu benim. Zevk için yapıyorum. Gidiyorum konsere izliyorum konserimi alıyorum karelerimi çıkıyorum. En son 110, Red, Haluk Levent, Teoman, Yasemin Mori, Melis Danişmend,  Model, Cem Adrian, Hüsnü Şenlendirici’yi çektim ama çok var daha hatırlayamadım şimdi…

Var mı peki idol diyebileceğin fotoğrafçı senin için?

Bu konuda isim vermek şu kişi demek doğru gelmiyor bana. Türkiye’de çok iyi fotoğrafçılar var. Keşke ben çekseydim dedirten fotoğraflar oluyor. Ama eminim benim fotoğraflarımı gören fotoğrafçılarda da aynı duygular oluyordur. İşte zaten bu “fotoğrafçıların deklanşör selamlaşmasıdır…”

Sevdim bu sözü ben. Hatta tam da bu konuya gelecektim. Kimi yazar kimi kareler sen ikisini de yapıyorsun sayın MERDUMGİRİZ.

O benim işte evet. Karalıyorum bir şeyler seviyorum yazmayı. Kendimi bildim bileli yazıyorum. Nedenini kimesini sorma ben de bilmiyorum. Açlık hissi gibi yazma isteği geliyor. Kelimeleri dans ettirmeyi kafiyelerden melodiler oluşturmayı seviyorum. Aşka yazıyorum kaleme anneme kurbanlık koyunlara hiç tanımadığım birine siyasete adalete her şeye yazıyorum. Her şeyi yazıyorum işte. Yakında şiir kitabım da çıkacak onu da söylemiş olayım madem.

Kitabın adını da sormuyorum bile. Kanallarda gazetelerde Bursaspor ile ilgili olarak görüyoruz izliyoruz seni S.A.G.S. üyesi olarak. Peki ya butik fotoğrafçı olarak nasıl ulaşırız sana?

www.erdalmutluer.com sitesi yayına girdi. Oradan kolaylıkla ulaşabilirler.

Bursa deyince Bursaspor deyince içindeki tutku futbol aşkı çıkıveriyor dışarı. Şiir yazarken romantik bir prense dönüşebiliyor ve eline fotoğraf makinesini aldığında ise kare kare sanat sunuyor objektifinden… İyi ki tanıdım O’nu… 

Ferhan PETEK

http://www.facebook.com/pages/Ferhan-Petek/40815501931

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 335
Kayıt tarihi
: 18.06.12
 
 

Köşem Sultan Ferhan PETEK kimdir ki ? Yaşı olmayan kadın. Kendi yaşar, kendi yazar, kend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster