Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
56
 

Hemşehrim

Hemşehrim
 

Batıda bir ilde çalışırken benim orada yakın akraba, dost, hemşehrim çok fazla olmadığı için bir öğretmen geldi. Hemşehrim olduğumu söyledi aynı zamanda babamın da öğrencisiymiş ben de bana yakın birinin olmasından dolayı mutlu olmuştum Sadi hocamla aile boyu da çok görüştük .. pikniklere gittik geldik yakınlaştıkça onun biraz daha ilişkileri cıvıklaştırması, laubalileşmesine bir miktar göz yumuyordum ancak bir gün ben odamda ilçenin ileri gelen kişileri ile otururken akşam saat dört buçuk beş gibi bunun pat diye odama gelip milletin yanında, ne miskin miskin oturuyorsunuz kalkın bir yere gidelim demesi hakikatten ağırıma gitti. Ben de hocam paramız yok nereye gidelim deyince, bende var bir miktar hadi gidelim dedi. Bizde iki araba sekiz kişi ilçeye yakın olan sahil kasabasındaki her zaman gittiğimiz sahil restorana gittik. Balıklarımızı yemeklerimizi söyledik. Yemeğe müdahil oluşundan Sadi hocada sanki bu masanın patronu oymuş gibi bir izlenim edindim. Sadi hocanın da yani birazcık cezalandırılması gerekiyordu. Onun için lokanta patronuna işaret ederek hesabı kabartmasını el işaretiyle mümkünse üç katına çıkarılmasını ilettim. Yemeklerimizi yedik sonunda her zaman olduğu gibi iki arkadaşımız aynı anda şef garsonun getirdiği hesaba ellerini atıp kağıt parçasını ikisi de ellerinde tutarak biri diğerine, düne kadar benzinci olan fabrikatöre düne kadar kendisinin kapısında hizmetçi olduğunu, kendisinin kaç kuruşluk adam olduğunu, bu masada hiçbir zaman hesap ödeyemeyeceğini, asil bir aileden geldiği için her zaman hesabı kendinin ödemesi gerektiğini elini çekmesini söyledi.

Fabrikatör de benzincinin döneminin bittiğini, benzincinin kazandığı parayı fabrikadaki en küçük müdürüne ücret olarak verdiğini asıl onun kaç kuruşluk adam olduğunu söyledi, biraz da ayıp eder biçimde terbiyesiz herif elini çek kağıttan dedi. Bunun üzerine benzinci elini beline attı silahına davranır gibi yaptı belli ki terbiyesiz lafı on çok dokunmuştu. Öteki de elini beline attı belli ki birisi diğerini öldürecekti. Tam bu sırada Sadi Hoca yanıma gelerek bu işe el koymamı, yoksa bunların birbirlerini harcayacağını benim rol üstlenmemi istedi. Ben de Sadi Hoca'ya ''bak canım biz buraya kaç kişi geldik'' ?sekiz kişi….yani yedi kişi olarak dönsek bundan ne çıkar ki onun için otur keyfine bak .!  “dedim o da beni duyarsızlıkla ve umarsızlıkla suçladı. Sadi Hoca'nın bu bana ikinci hakareti idi. Keşke hesabı üç misli değil de altı misli mi kabarttırsaydım ? Sadi Hoca benden umudunu kestikten sonra birden ayağa kalkarak birbirlerini öldürmek üzere olan arkadaşların yanına gitti, o da elini hesap kağıdına atarak durun dedi. Hesabı ben ödeyeceğim. Öyle olunca ötekiler yavaşça ellerini hesap kağıdından çektiler ki ikisininde bu işte son derece usta olduğunu ben biliyordum. Hesabı yüzüne kaldırıp rakamı görünce önce kıpkırmızı sonra saprarı Bukalemun tipi renklere girdi. Şef garsona bu ne dedi. Şef garson ile beraber patronun masasına gittiler sonra patronla beraber üçü tekrar masaya geldiler. Patron olacak alçak bir de bana efendim bunu tanıyor musunuz ? diye sormaz mı ….

Ben de ona bu yaptığı büyük terbiyesizliğe ; “ sen ne biçim konuşuyorsun bu adam bizim masamızda değil miydi? ne demek tanıyor musunuz ?”..
Patron; “ efendim özür dilerim haklısınız ama bu adam bana sekiz taksitle parayı ödeyebileceğini söyledi.”dedim ki ..
 
“Sadi bey çok muhterem bir insandır benim ricam kendisine on iki taksit yapın rahat rahat borcunu ödesin. Sadi Bey de masadakiler de herkes son derece mutlu oldu. Ama Sadi'nin bilmediği bişiy vardı bizim o iki adamın kavgası kesinlikle düzmece bir kavgaydı. Bu kavganın bitmesinin şartı da bir kerizin ortaya çıkmasıydı sonradan Sadi Hoca'yı  yanımızda gezdirmedik. Bana umarsız demesine çok alınmıştım o anda umarsızın ne demek olduğunu pek bilmiyordum ama bu nedenle Sadi beyi bir daha yemeklere götürmedik o üç misli kabartılmış hesaptan da arkadaşlarla bedava olarak dört bes kere yemek yedik. 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 42
Kayıt tarihi
: 22.10.15
 
 

1952 Malatya doğumluyum. İlkokulu Malatya'nın Narmikan Köyü'nde, Orduzu'da ve Malatya Merkez Hida..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster