Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
3607
 

Hep ben mi arayacağım, sen?

Hep ben mi arayacağım, sen?
 

Çok gençken kimselerin böyle sorunları olmaz, ben seni aradım sen aramadın, ben 17 kere geldim sen daha 12, 5 ... Hep ben geliyorum, aramayayım dur bakıyım arayacak mı? falan filan.

Gençler birbirine o kadar fazla güveniyorlar ki, aramamasında bir neden aramıyor, gelmemesinde farklı bir mana yok...

Ama ilerleyen yıllar kocaman pankartlarla karşılıyor ilişkileri, dikkat dikkat dikkat, daha mı güvensiz (hem kendimize hem karşı tarafa) daha mı sevgisiz oluyoruz da bu yüzden ben aradım sen aradın çekişmesi başlıyor...

Mutlaka bir kere olsun yaşamışsınızdır, Jale yada Hale bu yüzden muhakkak haşlamıştır sizi.

Ama herkesin tepkileri farklı, kimi içinde fırtınalar koparken hiç belli etmeden görüşmeye devam eder kimi işi şakaya getirir altını çize çize mesaj vermeye çalışır, kimi saniye başı serzenişte bulunarak dır dır vır vır eder, kimi de en son söyleyeceğini başta söyler, çeker gider (yada gider gibi yapar)

Sadece hemcinsimizle olmuyor bu gerginlikler birde karşı tarafla yaşananlar var ki , o başlı başına bir tez konusudur bence.

Gerçek şu ki kadında ve erkekte bu konu çok farklı, erkeklerin arama sayısı ve sıklığı tamamen verdiği değer, önemsemesi ve öncelikleriyle alakalı (inanın bu kesin) ne kadar aşık, ne kadar seviyor ve ne kadar değer veriyorsa o oranda arayıp, gelip, özleyip, ilişkisine sahip çıkıyor...

Kadınlar için durum biraz daha karışık ve farklı. Neden böyle bir olayla karşılaşır insan, NEDEN HEP BEN ARIYORUM DA SEN ARAMIYORSUN sorusuna muhatap kalır? yada neden aramayan aramaz?

Hep karşı taraf aramıştır . Daha sık, daha yoğun, alışmıştır arkadaşı (komşusu, ailesi, iş arkadaşı, dostu kısacası herkes ) sıra gözetmeksizin aramıştır, deeeerrrrkennnnnnn sürekli arayan bu insanlar günün birinde şu soruyu sormuşlardır kendilerine, dur bakayım aramayayım ben , bakayım o (onlar ) beni ne zaman arayacaklar?

Tesadüf bu ya ters giden birşeyler vardır yaşamınızda, sağlık , ilişkliler vs. birşeyler yaşarsınız, kimseyi düşünecek durumda değilsinizdir hatta sebebiniz bile olmayabilir neden aramadığınıza dair. Yandınız o zaman

Keşke karşılıklı konuşma olsa mesela,
Denedim aramadın ve günlerdir görüşmüyoruz. Bunun seni rahatsız edip etmediğini öğrenmek istiyorum, yada bu durumu farkediyor musun ? şeklinde yargısız sadece anlamaya anlaşılmaya çalışan bir üslupla konuşulabilse...

Yazarken bile sıkıldım. Yanlış nerde haftada 5 gün arayıp alıştıranda mı yoksa nasıl olsa şimdi arar sonra arar diye şımarıklık yapıp ililşkide yerlere serilende mi?

Millet olarak ikiyüzlüyüz, sevmediğimiz insanlara bile "bana da buyur gel, niye gelmiyorsun? atla gel evdeyim"
Karnının aç olup olmadığı hiç ilgilendirmez kişiyi, ama yarım ağızla "yemek yesene, otursana yemek yerdik " diyoruz.

En berbat olanı misafir ayakkabısın bile giymiştir evi terketmeye 3 saniye kala, ev sahibinin sahte bir ses tonu ve üzülüyormuş gibi görünen bir surat ifadesiyle (hem komik hemde tek kelimeyle, zekaya hakaret ) OTURSAYDIN, OTURSANA! demesi ne acııı!!! o kadar bellidir ki samimiyetsizliği.

Eğitimli, kendini bilen insanlar böyle yapmazlar, içlerinden gelmeyen gerçekten istemedikleri tekliflerde bulunmazlar, ve öylede olması gerekiyor. Kişi mecbur hissederek ağırladığı misafiri esasında ağırlamıyor , hafifliyor, hafife alıyor...

Çok önemli bulduğunuz insanları mecburiyetten ağırlama olayını zaten yaşamazsınız. Keyifle karşılar, keyifle uğurlarsınız.

Samimiyetin sınırı ölçüsü ne acaba, kimileri o kadar güzel kamufle eder ki hem çok iyi evsahibi gibi görünüp içlerinden de, mecburiyet işte , dediğini rüyanızda görseniz bile inanmazsınız.

Aslında önemsiz gibi gözüken ama çok önemli bir konu. Nasıl olmalı ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Davet edilmeden gitmeyenlerden misiniz?

Aranılmadan, aramayanlardan mısınız?

Gelmeyenlere, gitmeyenlerden misiniz?

Sizin ölçünüz nedir ilişkilerinizde?

Sevmediklerinizi nasıl karşılarsınız evinizde, işyerinizde?


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bazan davet edilmeden giderim. Bazan nazlanirim. Bazan olmadik zamanda, olmadik yerde ozlediklerimi bulurum... ***Yaziniz cok hostu... Saygilar. Mustafa Kemal Ozturk

E. Kurmay Yarbay Mustafa Kemal Öztürk 
 29.11.2007 5:27
Cevap :
bazen de davet edilsekte, gitmeyiz (kapris mi samimiyetten duyulan kuşku mu?) bazen de diplerinden ayrılmayız.. işte üç aşağı beş yukarı herkes aynı, hepimiz aynı... Teşekkürler sn Öztürk  29.11.2007 18:04
 

Herkesin düşündüğü ve bir türlü söyleyemediği bir konuyu anlatmışsın, yüreğine sağlık, ben herkesi sevemem çok açık söylüyorum, sevdiğim insana aşırı fedakarlığım vardır, elimden ne gelirse yaparım, fakat sevmediğime de kolumu dahi kıpırdatmak istemem içimdenn gelmez, fakat zor durumdaysa yardım ederim o ayrı, zaten benim sevmediğim kesin o da beni sevmiyordur, hemen anlarım, evime de sevdiklerim gelir, sevmediğim gelse bile evimde ağırlarım, ayıp olur çünkü, benim içim neyse dışım da olur, yapmacık olamam, hiç beceremem, elimden gelen neyse yaparım. KUCAK DOLUSU SEVGİLER CANIM...

Mavi Ruh 
 13.11.2007 8:25
Cevap :
mavim teşekkürler.  13.11.2007 15:19
 

Bense tam tersi yönde de olabilir diyorum. Yani gençlikteki o basit, o çocukça şeyler ilerki yaşlarda kaybolabilir. Özgün Kaplama

Özgün Kaplama 
 12.11.2007 23:49
Cevap :
ilerleyen yaşlarda belki çocuklaşıyoruz. Çünkü bakıyorum gençlerin kavga konuları farklı teşekkürler  12.11.2007 23:53
 

Sorduğunuz sorulara cevabım ruh halime göre değişir.Bazen aramayanları arar,gelmeyenlere giderim.Sevmediğim kişileri empati yaparak, evimde ve iş yerimde her zaman içtenlikle karşılar ve ağırlarım.Bu arada yazılarınız çok hoş,tebrik ederim.

Münevver Saral 
 12.11.2007 23:12
Cevap :
hoş geldiniz evime, her zaman beklerim teşekkürler.  12.11.2007 23:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 86
Toplam yorum
: 266
Toplam mesaj
: 63
Ort. okunma sayısı
: 8168
Kayıt tarihi
: 07.10.07
 
 

Çocuk yetiştiriyorum dünyanın en zor, en güzel, en önemli işi değil mi? İşim bu. Vizyonum, Eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster