Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '11

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
327
 

Hep beraber delirelim lütfen!

Hep beraber delirelim lütfen!
 

İpler gerildi alabildiğine; bu heyulanın içinde olup da hissetmemek mümkün müdür?

Akıl sağlığını koruyabilmenin yolu farkındalığı olabildiğince yüksek tutmaktır diye düşünüyordum. Meğer yanılıyormuşum. Farkındalık, insanın içinde bulunduğu gerçekliği  algılamasını sağlıyor. Oysa gerçeklik denilen düzlemde olan bitene yapılan yorum aklın sınırlarınca belirleniyor. İçinde bulunduğumuz gerçekliği yaratan kendimiziz yani aklımızın o ana kadar sahip olduğu tüm imkanlar o gerçekliğin tüm unsurlarını donatıyor. Bu nedenle farkına vardığımız şey her ne olursa olsun aslında bizim bildiğimiz ve yeniden ürettiğimiz kendimize ait olan bir unsur oluyor.  “İnsan ancak anladığı şeyleri duyar” der Goethe, bu nedenle akıl sınırlarımız dahilinde bulunan bir şeyin farkına varmak, bize yeni bir şey katmıyor diyebiliriz. Çünkü o bizim gerçekliğimizin dahilindedir. Bu nedenle aklımızın sınırlarının içinde hareket ederek ilerleme sağlamaktan bahsedilemez. Farkındalık dediğimiz şey, her gün yürüdüğümüz yolda ayağımıza takılan aynı taşın yerini belleyerek bir daha canımızın yanmasını engellemektir.

Gerçeklik dediğimiz yer, aklımızın oyun alanıdır. İnsanoğlu sahip olduklarıyla ortak bir bilinç alanı yaratmış ve çoğunluk tarafından müşterek algılanan bir gerçeklik düzlemi oluşmuştur. Bu çerçevenin içinde, ortak algının sınırlarında yer alan her bir birey bu nedenle “normal” olarak tanımlanır.  Genelin gerçeklik algılamasının dışında olan “anormal” nasıl olurda orada yer alır? Akılda yer alan verili bilginin ya da ortak bilinç alanının dışında yer alanı, hangi donanımla fark edilir?

Nevrotiklik sınırların ötesini zorlamaya çalışmanın bir ürünüdür. Bu durumdaki akıl, sınırları zorlayarak algılananın ötesini görmeye çalışır. Gerçek farkındalık ilk olarak sıradanlığın fark edilmesi ve onun dışına çıkma isteği ile yaşanır. Ancak sıradanlığın dışına çıkmanın bedeli anormal olmak demektir ve anormale asla tahammül edilmez. O derhal kabul edilen sınırların içine sokulmalıdır. Bu demek oluyor ki, Nevrotiği bastırmaya çalışmak onu normalin sınırları içerisinde tutma çabasıdır. Sınırların içerisinde kalan ya da orada tutulmaya çalışılanın akıl sağlığı (!?) yerindedir, ancak o aynı zamanda sıradandır da. Herkesin algıladığını almak ve kabul etmek demek olan sıradanlık, yaratıcılığın en büyük düşmanıdır. İşte bu nedenle bir genelleme yaparak her sanatçı aynı zamanda bir nevrotiktir diyebiliriz.

Sanatçılar kabul edilen sınırın dışında yaşadıkları ve algıladıkları için farkındalıkları normal olanlardan daha farklıdır. İşte bu yüzden toplumu değiştirme, yükseltme gücünü ellerinde tutarlar. Bu tespitten yola çıkarak; bir toplumda yükselme, değişme potansiyelinin artması için anormalleşmenin de yükselmesi gerekir diyebiliriz. O zaman herkesi delirmeye ve çizginin dışını görmeye davet edelim.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 487
Kayıt tarihi
: 14.09.11
 
 

"Uzun ince bir yoldayım" diye tarif etmiş hayatını Ozan Aşık Veysel. Yazdığı bu sözlerinde beni e..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster