Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '21

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
32
 

HEP O ŞARKILAR

HEP O ŞARKILAR

 

Her şarkının, türkünün belleklere mıh gibi çakılıp kaldığı yer ve zamanlar vardır. Yoksa o eserleri dinlerken öyle anlar olur ki bazen şarkıların sözlerini duymayız bile. Ama öyle bir an gelir ki o şarkının sözlerinde kaybolup gider belki annemizi belki babamızı belki de sevdiğimizi hatırlarız. “Lambada titreyen alev üşüyor/Aşk kağıda yazılmıyor Mihriban” türküsünü dinlerken hep rahmetli babam gelir aklıma ve gözlerimden akan birkaç damla yaşa engel olamam, burnumun direği sızlar.

 

Ya o şarkıların sözlerini yazan güftekarlar, o sözlere notalarıyla hayat veren bestekarlar. Neler neler hissedip duygularını kağıda, notaya dökmüşlerdir acaba? Tabii yazılan, kaleme alınan her şeyin yaşanması mümkün değildir. İnsan tanık olduğu, dinlediği bir olaydan da etkilenir ve işte o an duyguları dile gelir ve dökülür sözler kağıda bir sıra inci gibi. Ve sonra melodiyle tanışır. Söz ve müzik, iki sevgili misali birbirine kavuşur, ayrılmaz bir daha, dilden dile dolaşır , gönüllerde yer edinir.

 

Nerden nereye… Yıllar öncesine…

 

Otobüsle başı karlı Toroslardan Çukurova’ya doğru yol alıyoruz. Teypten bir türkü yükseliyor “Yüce dağ başında yanar bir ışık/ Düşmüşem derdine olmuşam aşık/ Öyle bir yar sevdim zülfü dolaşık/ Dividim, kalemim, yazarım.

 

Akdeniz’in uçsuz bucaksız kumsallarından birindeyiz birkaç gündür. Deniz kıpır kıpır, dalgalar kumsala vurup duruyor. Beraberinde getirdiği serin rüzgarıyla günün yakıcı sıcaklığını alıp götürüyor. Bahçedeki rengarenk çiçeklerin kokuları rüzgarla birlikte etrafa yayılıyor. Çay bahçesindeyiz. Hoporlörden bir müzik yükseliyor.” … kum gibi, kum gibi…”

 

Yan masada iki genç oturuyor ve sıradaki şarkının kendi şarkıları olmasını kararlaştırıyorlar. Ve şarkı başlıyor “Hiçbir şeyde gözüm yok sen yanımda ol yeter” Cicim ayları belli ki . Merak etmeden duramıyorum yıllar geçip gidince de hâlâ birbirlerinin yanında olmak isteyecekler mi yoksa git benden öte öte mi, diyecekler birbirlerine, bıkacak, usanacaklar mı?

 

Birkaç kadın toplanmış, gün yapıyorlar. Börekler, kekler, kurabiyeler. Pikaptan müzik sesi yayılıyor salona. “Şarkılardan fal tutalım.” diye atılıyor içlerinden birisi “ilk şarkı benim, ikinci Saliha’nın, üçüncü Nermin’in, dördüncü şarkı da Süheyla’nın olsun.” deyiveriyor. Erol Evgin’in kadife sesi duyuluyor “Sen başkalarına benzeme sakın/Hep böyle kal.”

 

Ünlü bir otelin gece kulübü. Gecenin sonuna doğru eğlenmeye gelenler yavaş yavaş masaları boşaltarak pistteki yerlerini alıyorlar. Pistte senede bir veya iki kez görüşebildiği sevdiğinin kollarında dans eden sevdalılar. Orkestra son parçayı çalıyor “Seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli / Alıştım yokluğuna gel desen gel desen, gelemem ki.”

 

Ve içimizdeki müziğin sesini yolda yürürken, uzanmış kitap okurken, seyahat ederken, bir parkta bankta otururken hep dinleriz. Dinleriz yaşam devam ettiği sürece.

 

 

 

 

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 754
Toplam yorum
: 1756
Toplam mesaj
: 225
Ort. okunma sayısı
: 770
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster