Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Kasım '19

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
35
 

Hep Tecavüze Uğradık, Mağduruz

            Hangimiz uğramadık ki tecavüze. Belki annemiz, babamız ya da bir akrabamız, bir yakınımız tarafından yahut da hiç tanımadığımız biri tarafından uğramışızdır muhakkak.

            Tecavüz, TDK genel sözlüğüne göre 1. Saldırı, 2. Namusuna saldırı, sarkıntılık, 3. Başkasının hakkına el uzatma anlamlarına gelir. Buna bakarak diyebiliriz ki, kadın-erkek, genç-yaşlı, çocuk, hasta vs. demeden toplumun her kesiminde ama fiziksel, ama ruhsal olarak hakkına tecavüz edilmiş insanlar bulunmaktadır.  

              Aciz, kendini savunmaktan yoksun durumdakiler uğruyor en çok. Hatta hayvanlar da baş mağdurlarından biridir bu konunun. Irzına geçilen esas tecavüz mağdurlarını konunun dışında bırakıyorum bilerek. Çünkü o mağduriyeti anlatmama, ne benim bildiğim ve kullandığım kelimeler ne de sizin kelimeleriniz yeter. Anlatılmaz yaşanır derler ya, işte öyle bir şey. Hiçbir canlı uğramasın böyle iğrenç bir şiddete.

 

Derdimiz hiç bitmesin

Ama açık ama gizli hepimizin bir derdi var. İnsan dediğin dertlidir, artık derdinin olmaması yaşamadığı anlamına gelir. Çünkü dünya dertleri, ancak ölünce biter.

Yaşamak istediklerimden çok yaşamak istemediklerime odaklıyım. Çünkü hayat pembe hayallerle dolu değil, kahverengi gerçeklerden ibaret.

Çok kendimleyim ve fazla kendimdeyim. Bazen kendimden kaçasım geliyor uzaklara, ıssız yerlere Tam nereye gideceğimi düşünürken, Müge Anlı bulur diye vazgeçiyorum. Bir de bakıyorum ki kendimde kaybolmuşum.

 

Umuttan konuşalım biraz da

Bebek gülümsediğinde insana kahkahalar attıran, yeni tomurcuklanmış bahar dalı, yağmurdan sonra ortaya çıkan gökkuşağıdır umut. Umudun en ufak ışığının görünmesi havalara uçururken insanı, sönünce yıkılır insan.

Umudun rengi beyazdır ya, aslında tüm renklerin yansımasıdır. Umut yeşildir, deniz gibi mavidir, güneş gibi parlaktır ve insanın içini ısıtır. Geldiğimiz ve gittiğimiz toprak, soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yaktığımız ve yandığımız ateştir umut. Bize her daim gerekir.

Umut, beklentilerin doğmasına aracılık eder. Bilirsiniz ki,  o olmazsa yapamayız. Umut etmek, sabretmeyi de gerektirir bir bakıma. Umudun tükenmesi ise eşsiz bir acı verir insana. Umudu biten insan, yaşamakta zorlanır.

Umut, sabıkalı bir duygudur esasında. Duygu hırsızıdır mesela umut.  Kimi zaman gözyaşı döktürür, bazen de sevinç çığlıkları attırır. Yalancıdır çoğu zaman umut. Aldatır da insanı maalesef. Verdiği vaatlerin boşa çıktığı çoktur. Acıyı yaralar, hüznün gölgesini bile öldüren bir katildir.

Umut, yakışmaz hiçbir ölüme. Çünkü, can çıkmadan umut asla çıkmamalıdır.

Bol umutlu günler diliyorum herkese…

 

Yalnıztürk, Babür Akdağ bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 60
Kayıt tarihi
: 19.04.18
 
 

1980 Adana doğumluyum. 13 yaşında friedreich ataksisi hastası olduğum ortaya çıktı. İlköğrenimi A..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster