Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ekim '15

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
68
 

Hepimiz “Vatan Hainiyiz”!

Hepimiz “Vatan Hainiyiz”!
 

Zaman, 1 Kasım seçimlerine doğru ilerlerken, muhalif aydın, siyasetçi, yazar, vb. üzerindeki baskı zulüm ve dayatmaların şiddeti her gün biraz daha artıyor…
 
Ahmet Hakan’a yapılan saldırı her ne kadar komplike bir saldırı gibi görünse de, aslında tarihe adını kanla yazdıran 12 Eylül siyasetinin, farklı bir siyasi yapıda vücut bulmuş halidir.
 
Bu siyasi doktrinde muhalif aydınlar, yazarlar, şairler, siyasetçiler vb. faili meçhul cinayetlere kurban edilmiştir.
 
Devletin ve düzenin korunması düşüncesi, toplumda , bireysel hak ve özgürlükleri tali ve vazgeçilebilir olgu haline dönüştürdü. Devletin var olma nedeni bireyin hak ve özgürlüklerinin korunması olması gerekirken, bireyin var olma nedeni, esas olan devletin korunmasıdır düşüncesine evrildi.
 
Siyasi politikaların yetersiz kaldığı durumlarda bu doktrin uygulanmaya konmuş ve milliyetçilik akımlarını tırmanışa geçirmiştir. Siyasi rant söz konusu olduğunda halkın tüm kültürel ve inanç felsefesi tarihte de acımasızca kullanıldı ve bu günde kullanılmaya devam ediyor.
 
Bu felsefe, ülkenin iç ve dış düşmanlarca çevrili olduğuna halkı inandırmaktır. Bir kere bu başarıldığında gerisi çorap söküğü gibi gelir. Yurdun içindeki her türlü muhalif hareket dış kaynaklı politikaların bir uzantısı olarak gösterildiğinden iç düşman sayılırlar. Ülke sürekli bu bölücü hareket ve siyasi uzantılarının çemberinde olduğundan, bölünme ve parçalanma tehdidi ile karşı karşıyadır ve sorun göründüğünden de vahimdir ve sorun ulusal güvenlik sorununa dönüşmüştür artık.
 
İç düşman kavramı çok geniş bir kavramdır. Devlete ve düzene karşı geliştirilen her türlü akım devletin birliği ve bütünlüğünü tehdit ettiği inancı çerçevesinde, devlet güçleri tarafından nötralize edilmeye çalışılır. Bu doktrin tarihte özellikle Latin Amerika ve Güneydoğu Asya ülkelerinde dikte rejimlerde uygulanmış ve bu nedenle milyonlarca insan hapsedilmiş işkencelerden geçirilmiş ve öldürülmüştür.
 
Geçmişte olduğu gibi devlet yönetimine karşı çıkan herkesi düşman görme ve terörist ilan etme gibi hastalıklı bir düşünce yapısı ve bu doğrultuda koşullandırılmış sosyal ve politik bilinci zayıf bireylerden saldırgan bir toplum yaratıldı.
 
Türkiye’nin yakın siyasi tarihine baktığımızda özellikle 12 Eylül döneminde de bugün yapılmaya çalışıldığı gibi muhbirlik yaygın teşvik görmüştü. İnsanlar en yakınlarını ailesini arkadaşlarını ihbar etmeye zorlandı. Ödüllerle ve zorbalıkla ihbarcılık kurumsallaştırıldı.
 
Çağdaş ve özgürlük yanlısı dünya görüşlerinin bastırıldığı totaliter bir rejimde, gericiliğin gün yüzüne çıkması kaçınılmazdır. Her türlü ilerici ve devrimci düşünce zor baskı ve karalamayla engellenir böylece, çağ dışı bir gericiliğin beslenip büyüyebilmesi için bütün kanallar açılmış olur. Her türlü muhalefet akımlarının bastırılması için, gerici reaksiyoner akımların desteklenmesi, Türkiye’nin yakın tarihinin ve günümüze de sirayet eden önemli olgularından biridir.
 
Az gelişmiş ülkelerde demokrasinin uygulanma alanları daraltılır, çünkü eğer demokrasi uygulanır ve muhalif akımlar güçlenecek zemin bulursa yoksul halk devlete ve düzene karşı harekete geçecek özellikle de dış güçlerin kışkırtıcı etkisi ile güvenlik sorunu tehlikeli boyutlara varacaktır. Bugünde yapılmaya çalışılan bundan başka bir şey değildir.
 
Bu bakış açısında ilerici, çağdaş ve aydın insanlara yer yoktur. Nitekim geçmişte de aynı zihniyetin sonucu onlarca aydın saldırılara maruz kalmış, yurdundan edilmiş, hapsedilmiş, işkencelerden geçirilmiş hatta hunharca katledilmiştir.
 
Ahmet Hakan’ın uğradığı saldırı da, 7 haziran seçimlerinden sonra belirgin bir şekilde gün ışığına çıkan zihniyetin bir ürünüdür.
 
Muhalif herkesin, vatana ihanet ettiği gerekçesi ile suçlandığı dönemlerden biri olan günümüzde, ülkemizin tarihine bu utancın yazdırılmasına neden olanların gerçek bir vatan ihaneti içerisinde olduğu ve insanlık suçu işlediği unutulmamalıdır.
 
Keriman KESER
 
Kaynak; 12 Eylül Öncesi ve sonrası
ALİ GALİP AKYILDIRIM, gülriz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 24
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 4054
Kayıt tarihi
: 11.05.13
 
 

İstanbul Üniversitesinde Sosyoloji okudu. İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesinden Felsefe alan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster