Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Aralık '06

 
Kategori
Kent Yaşamı
Okunma Sayısı
694
 

Hepimiz aynı rüyayı görüyoruz

Hepimiz aynı rüyayı görüyoruz
 

Büyük şehirlerde yaşayan, kariyerlerinde belli noktalara ulaşmış kişilerin çoğunun en büyük hayali, bir gün herşeyi geride bırakarak, Ege ve Akdenizin kıyı kasabalarında yeni bir yaşantı kurmaktır. Bu hayallerini de genellikle, yerleştikleri yerlerde, pansiyon işletmeciliği yapmak, kafe veya bar açmak ya da hiç olmazsa küçük bir hediyelik eşya dükkanı işletmek gibi çeşitli yan unsurlarla desteklerler.

Örneğin, ben şu na kadar hayalimde hemen hemen tüm Ege ve Akdeniz kıyı kasaba ve şehirlerine yerleştim. Kiminde bar açtım, kiminde ise pansiyon. Hatta bir ara işte yerleşeceğim yer burasıdır deyip Sinop'a kadar uzandım. Ama şu an halâ İstanbul'dayım; gecenin bir yarısında bu yazıyı kaleme alıyorum ve sabah işe gitmek için yataktan sürünerek kalkarken, "Bir daha asla bu kadar geçe kalmayacağım" diye de söyleneceğim.

Nedir tüm bu hayallerin arkasında yatan? Büyük şehirlerin acımasız koşuşturması ya da pis havası mı? Türkiye standartlarında hiç de fena sayılmayacak miktarda para kazanmanıza rağmen ay sonunda bütçenizin her zamanki gibi açık vermesi mi? Yoksa özellikle yaz tatillerinde gittiğiniz yerlerde bir şekilde buralara kaçmış, işini gücünü kurmuş, para basan yerleri gördüğünüzde "Ne varki bunda? Ben de yaparım." egosu mu?

Biz insan denen varlıklar elde ettiklerimizle asla yetinmeyi bilmeyenleriz. Bir çoğumuz aslında ölmeden cennete ulaşmanın yolunu arıyor. Şöyle kapayın gözlerinizi ve bir düşünün; şehrimizin adı "Varolmayan" olsun. Bahçe içinde müstakil bir ev, bahçesinde sevdiğiniz çiçekler ve sebzeler için ayrılmış alanlar. Köpeğiniz mutlu bir şekilde koşturuyor. Çocuklarınız hormonsuz, taptaze sebze ve meyveleri dallarından koparıp yiyorlar. Kamelyanızın altında salıncağınız ve masanız. Hemen köşede barbekünüz. Sezon boyunca, tatile kaçmış çok sevimli insanların doldurduğu bir kafeniz, para basıyor. Üstelik insanlarla muhteşem ilişkiler kuruyorsunuz. Sohbetlerinizden taşan kahkahalar tüm kasabayı dolduruyor. Çalışma saatlerinizi siz belirliyorsunuz. Canınız sıkıldığında ailenizle denizin keyfini çıkarıyorsunuz. İskeleye bağlanmış teknenize atlayıp biraz açılıyorsunuz. Kendinizi teknenizin sallantısına bırakmış, kitabınızı okuyorsunuz. Gün batımında kıyıya dönüyorsunuz. Kafe halâ dolu. O akşam eve gidip tv seyretmek istiyorsunuz. Kurduğunuz çanaklar sayesinde bütün dünya karşınızda. Güzel de bir film var. Dur biraz. Msn de kimler var acaba? "Selam millet. Ne olsun ağbi ya, bildiğin gibi. Aman ne yapıp edin kaçın oralardan, cennetteyim ağbi." Aa saat üç olmuş. Yatayım en iyisi. Çocuklar bayılmışlar gene yorgunluktan. Ee kolay mı? Bütün gün koşturup durdular. Oğlanın astımı da iyileşti. Kızın alerjisi tekrarlamıyor. Ben de sanki daha rahat nefes alıyorum. Göbek de gitmiş. Yalan olmasın 20'li yaşlardaki kiloma döndüm. Hele o sezon sonrası yok mu? Tatilciler dönmüş, o ne muhteşem bir dinginlik. Okullar da açıldı. Kasabanın öğretmenleri nasıl da ilgili. Çocuklarımızı bizden çok seviyorlar. Bankada epey bir para var. Ara tatilde çoluk çocuk Uludağ'a gidelim. Eşim ne zamandır kayak yapmak istiyordu. Dönüşte İstanbul'a da uğrayalım. Arkadaşları da görürüz. Anneme de epeydir uğrayamıyorum. Yazın bizdeydi ama o da evini özledi işte.

Eyvah eyvah. Saat yedi olmuş. Köprü de ne biçim olmuştur şimdi. Geç kaldık ya. "Hayatım niye uyandırmadın beni? Offf offff!!!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 1134
Toplam mesaj
: 114
Ort. okunma sayısı
: 1713
Kayıt tarihi
: 24.10.06
 
 

Emekli Deniz Öğretmen Subayım. Felsefe ve yabancı dil eğitimi üzerine çalışmaktayım. Yazmak ise b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster