Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
510
 

Hepinizin ellerine sağlık

Son müşteri bendim ve berber yorgun olmalıydı. "Makineyle kes, kısa olsun" deyince gözler parladı. Yalnız makine olayını biraz abarttı ve bu sefer de çok kısa oldu saçlarım. Kilo da almıştım zaten, kafa devasa bir ayvaya benzedi. Aynadaki ayvaya bakarken ki hayalkırıklığımı anlatamam. Allah'ım ne kadar çirkinim. Ne kadar çirkinim... "Nasıl oldu gözüm" dedi berber. "Senin ben elinin ayarını..." diye saydırdım içimden. Her zamanki gibi, yani böyle durumlara düştüğüm zamanlarda yaptığım gibi, yalandan gülüp "eline sağlık" dedim. Eline sağlık. Senin de eline sağlık. Kafamın içine dışına değimiş tüm ellere bol sağlık. İçeriden dışarıdan yediniz lan beni. Pırıl pırıl yapacağız diye at s.kine çevirdiniz körpecik kafamı anasını satayım. Borcumuz ne kadar? Oh bir de zam yapmışız ki harika oldu.

Eline sağlık. Taksim-Beşiktaş dolmuşçusunun da eline sağlık. Ne de güzel döndü Dolmabahçe'nin oradaki virajı. Kafayı küüüt diye geçirdim cama. Saçlar da gidince daha da bir acıyor biliyor musun... Aynadan bakıyor bir de cins cins "o ses nereden" geldi diyerek. "Ebeninkinden geldi ebeninkinden" diye geri bakış attım. Onun göremeyeceği şekilde.

Beşiktaş'da eski bir penguen cilti alıp Üsküdar vapuruna bindim. Arada motorun camından falan kafamı görüp kendimi yadırgıyorum. Daha zayıfken falan kafa ayva gibi değil de elma gibiydi, daha şekilli oluyordu bu traş. Ama artık olmuyor. Heran birisi gelip geçmiş olsun kardeş, hangi hapishaneden çıktın diye soracak gibi. Hangi martı s.çsa kafama denk gelecek gibi. Ağaçtan bir dal kopsa, beni vuracak gibi. Öyle büyük ve parlak bir kafam var. Bir nevi pis şeyler mıknatısı gibi.

Eve gidince banyodaki aynada kendime baktım. Traş olalı bir saati bulmuştu, belki biraz uzamıştır saçlarım dedim. Uzamamıştı.

Gece saat üçe doğru uyanıp tekrar banyoya gittim. Hala uzamamıştı.

"Fabrikada seni beğenen bir kız var" demişti arkadaşım da kim olduğunu dememişti.

Son kale de düştü anasını satayım dedim içimden.

Hepinizin eline sağlık.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

çok güldüm K. senin de eline sağlık:)))

sema öztürk 
 09.12.2009 14:18
Cevap :
:) tebessüm ederim.  09.12.2009 15:15
 

Sen en iyisi makas neyim edin en kısa zamanda ve kurtul şu berberlerden. İlerleyen yaşlarda "kelaj" hasıl olduğu zaman pek mahcup oturacaksın o berber koltuğuna. "Kafana göre kes Ustacığım" diyeceksin ister istemez.

Ümit Culduz  
 04.10.2009 13:40
 

hakikaten eşşek traşı ötesi kesiyor benim oğlanın saçlarını... ama çok ucuz. yaz boyu ona gittik. sonra okullar açılırken oğlan acıcık yakışıklılansın diyerek, hep götürdüğüm berbere götürdüm. fiyat dört kat. karşılama şöyleydi "oooo... can bey, anne tasarruf yapmış yaz boyu, ondan sonra hakan abisi düzelt. neresini düzelteyim ben bunun. kökünü bile bozmuşlar." "sen de çok pahalı kesiyorsun" diyerek arsızlıkla geçiştirmeye çalıştım fırçayı ama, olmadı. bi daha diğer tarafa gidersek almayacakmış bizi... özet: ya paraya kıyın ya da uzayana kadar aynaya bakmayın...

fabuloso 
 30.09.2009 15:58
Cevap :
ama ben çok da ödedim yahu! böyle bir şey var ama genel olarak, özellikle hizmet sektöründe daha fazla parayı gözden çıkartmak gerekiyor. diğer yandan, şu berberlerin müşteriyi takip olayı da çok acayip. "Yusuf Atılgan" "Aylak Adam" isimli kitabında çok sağlam bir cevap vermişti gerçi, hepimizin adına...  01.10.2009 8:47
 

Yahu benimde, taaa üniversiteye başladığım zamana kadar gittiğim, gitmek zorunda olduğum bir berberim vardı. Lakabı eşşek berberiydi. Eşşek traşları kısa yapıldığı için adama o lakabı vermişler. Berber koltuğunu oturmamla kalkmam bir olurdu nerdeyse. O koltuk hiç ısınacak zamanı bulamadı. Bir de takıntılı bir berberdi. Babamın dükkanının yakınıdaydı yeri. Traş oldujkatn onbeş gün sonra hemen dükkanın çevresinde dolaşmaya başlar saçımı kontrol ederdi. Başka berbere gidip gitmediği kontrol etmek için. Sırf bana değil tüm müşterilerine öyleydi. Son zamanlarında yanına bir çırak almıştı da, sayesinde kafamız modern traşlar görmüştü. Yani diyeceğim o ki, senin bu halini ben Antep'den kurtulana kadar çektim karga kardeşim:-) Ama seninki de çok üstüste gelmiş yahu. Bu arada Beşiktaş çarşının içinde dilsiz bir berber vardı zamanında, yoksa berberin o mu diye merak ettim birden, kolay gelsin

Bibliyofil 
 30.09.2009 10:46
Cevap :
O değil hayır :). Taksim Ağaoğlu Camii'nin karşısında, Beyoğlu'nu dik kesen sokak :) yerine de verdik iyi mi... Normalde iyidirler de işte yaşlılar biraz. Akşam yorgunluğuna geldi bizim eşek traşı anlayacağım... Benim de bir arkadaşım Kadıköy'de çocukken gittiği berberi değiştiriyor. Adamla karşılaşacaklar, adam sitem edecek, fırça çekecek diye bizim arkadaş onbeş yıldır o sokaktan geçemiyormuş. Bayağı da yol üstü bir yer, nereye gitse sokağın etrafından dolaşıyor. Daha ne kadar devam edeceksin dedim, adam ölene dek herhalde dedi... İşte böyle...  30.09.2009 11:00
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 729
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster