Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ekim '15

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
160
 

Her aşk aynı değildir

Her aşk aynı değildir
 

“Hayat ne gideni getirir, ne de kaybettiğin zamanı geri çevirir. Ya yaşaman gerekenleri zamanında yaşayacaksın ya da yaşayamadım diye ağlamayacaksın.” /Tolstoy


“Hepimiz birilerinin eski sevgilisiyiz. Birilerinden izler, dersler ve anılar var hepimizde.” diyor Tuna Kiremitçi yazdığı kitabında.

Gerçekten de öyle değil midir? Hepimiz bir başkasının eski sevgilisi değil miyiz? Ya da herkesin bir eski sevgilisi yok mu?

Hepimizin hayatında muhakkak bir eski yavuklusu olmuştur. Hatta kimisinin geçmişinde birden fazlası dahi olmuştur. Hepsi de üzerimizde bir etki, bir iz bırakmıştır.

Kimisinden isteyerek ayrıldık, kimisinden de istemeden…

Kimisini yüz üstü bıraktık, kimisini de memnun ederek…

Kimisini ansızın, vedalaşmadan bıraktık, kimisini de anlaşarak, konuşarak, tartışarak…

Kimisinden sudan sebeplerle ayrıldık, kimisinden haklı gerekçelerle…

Bazen aldattık, bazen aldatıldık…

Bazen taptık, bazen de sıkıldık…

Kimisini ciddiye almadık, kimisinin peşinden cidden koştuk…

Kimisine âşık olduk, kimisine heves ettik sadece…

Kimisine yalvardık, kimisini yalvarttık kendimize…

Giderken de, kalırken de hep bir yerlerimiz acıdı, bir yerlerimiz kanadı…

Ne gittiğimize sevindik, ne de kaldığımıza…

Aşk böyle bir şeydi işte.

Gidenin ardından bakarken gözlerinin dolmasıydı. Bütün uzuvlarımızla hep birden acı çekmekti. Cayır cayır yanmaktı yangınların ortasında…

Ve çaresizlikti… Yalnızlıktı… İsyandı…

Ve günaha düşmekti bazen…

Tanrı’dan hesap soruyorduk densizce, kim olduğunu unutup günah işliyorduk aslında.

Aşk, Tanrı’ya bile kafa tutmaktı bazen.

Her giden sevgili geride kalana dersler vermiştir.

Bir başka sevgiliyi bulduğumuzda dahi unutamayız bunları. Yüreğimiz bir daha yanmasın diye bu defa temkinli yaklaşırız sevgiliye. Onun da bırakıp gideceğini düşünerek temkinli davranırız. Eski hataları tekrarlamamaya çalışırız. Onu elimizde tutmak için aldığımız dersleri hatırlar, edindiğimiz tecrübelerden yararlanırız.

Her giden sevgili kalana anılar bırakır.

Bir başka sevgilinin koynunda dahi bu anıları hatırlar.

Acaba şimdi ne yapıyordur? Kiminle şu an?

Evlendi mi, çocuğu var mı?

Evlendiği kişi onu hak ediyor mu?

Şiir yazıyordu, yayımlatabildi mi? Kaçıncı kitabını çıkardı?

Gözlüğü artık çıkaracağım diyordu. Ne yaptı acaba? Ameliyat oldu mu? Gözlüksüz nasıl görünüyordur şimdi? Aldığım hediyeleri attı mı, yoksa hala saklıyor mu? Ara ara bakıp beni hatırlıyor mudur?

Bir başkasının elini tuttuğunda hiç aklına geliyor muyum acaba? Başkasıyla öpüşürken, sevişirken hiç benim hayalimi kuruyor mudur? Özlüyor mudur beni?

Ne yapıyor acaba?

Ve bunlara benzer daha bir sürü soru aklımıza gelir. Ara ara düşünüp dururuz bu soruları. Durmadan kendimize sorarız:

Keşke deriz. Keşke böyle olmasaydı, keşke öyle yapmasaydı, keşke gitseydim peşinden, keşke biraz beni anlasaydı… Ve daha çuval dolusu keşkeler…

Ömürden seneler geçmiştir artık. Yapacak bir şey yoktur. Sadece bize kalan anılara sığınır, onları yaşatırız. Bazen güler, bazen ağlarız.

Unutmamaya çalışırız. Her yerde karşımıza çıkar ve her yerde aklımıza gelir.

Sorarız kendimize durmadan:

Acaba şimdi ne yapıyor? Kiminle geziyor?

Evlendi mi, çocuğu oldu mu? Evlendiği kişi onu mutlu edebiliyor mu, onu hak ediyor mu?..

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1089
Kayıt tarihi
: 07.05.13
 
 

1977 doğumlu. Atatürk Üniversitesini bitirdi.Öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.2007'de Ankara Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster