Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Eylül '14

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
487
 

Her aşk bitmeye mahkumdur

Her aşk bitmeye mahkumdur
 

“Aşk büyüktür ama sonsuz değildir.” /Balzac


Tutkuyla seversin, çünkü âşıksındır. Durmadan onu düşünürsün, için kıpır kıpır olur. Onu metrelerce uzaklıktan kalabalıklar arasından tanırsın. Onun kokusunu sıkan herkes sana onu hatırlatır. Hormonların en üst seviyeye ulaşmıştır. Şekilden şekle girersin. Onun için süslenir, onun için giyinirsin. Göbek bağlamamaya, fazla kilolarından kurtulmaya çalışırsın. Onun seni hep beğenmesini istersin. Sürekli aklındadır; yatmadan evvel, yatarken, uykunda, rüyalarında hep o vardır. Artık yaşam daha farklıdır gözünde. Kendini daha güçlü hissedersin. Can gelir ruhuna. Ürkekliğin yok olur, çekingenliğin son bulur. O güne dek yaptığın her hata ve yanlış için kendini affedersin. Başkalarını bağışlarsın. Geçmişinle barışırsın. Artık senin için sadece sevdiğin vardır. Çünkü sen âşıksındır.

Aşkın doruklarındayken bu hayalin hiç bitmeyeceğini sanırsın. Dünyan hep tos pembe kalacak diye düşünürsün. Ancak aşkın son evresi olan metamorfoz evresine girdiğinde bambaşka bakacaksın artık hayata. Eski düşüncelerin değişime uğrayacak, hatta tamamen değişeceksin. Hormonların egemen olduğu o şatafatlı dönem bitecek, yerini artık mantık alacaktır.

Mehmet İrfan’a göre, hiçbir aşk sonsuza dek sürmez, kimyasal ve genetik olan aşk, çekim veya cazibe aşaması olarak adlandırılan ikinci aşamanın ardından, âşık kişilerin birlikte olmaları veya evlilikleri ardından aşkı tetikleyen hormonlar artık yok olur. Artık çiftin arasındaki bağlılığa neden olan hormonların devreye girmesiyle aşk, boyut ve nitelik değiştirir.

Sevgilini nihayet elde etmiş, onunla birlikte olmuş, hatta evlenmişsindir artık. Bundan sonra senin için sadece sevgili değil, ilişki önemlidir. Eğer evliysen artık evlilik ritüelleri söz konusudur. Önceleri sorun yapılmayan şeyler şimdi sorun olacaktır. Âşıkken sevgilinin göremediğin hatalarını bundan böyle fark edecek, onun doğrularını sorgulamaya başlayacaksın. Seni heyecanlandıran bir bakışı, bir sözü artık sana sıradan gelmeye başlayacak. Onun her hareketini eleştirecek, üzerinde egemenlik kurmak isteyeceksin. Kendi bildiğin doğruları yanlış da olsa ona dayatmaya ve onu zamanla kendine benzetmeye çalışacaksın. Artık ona her baktığında onu değil kendini göreceksin. Çünkü artık ikinci bir sen doğmuştur. Tamamen sana benzemese de artık o senin çocuğun gibidir. Ona alıştığın için artık aranızdaki ilişki de farklı bir hal alacaktır. Tutkuyla bağlı olduğun o eski sevgilin artık senin bir çocuğun gibi, bir annen gibidir. Artık ona tutku ve şehvetle değil, şefkatle yaklaşacaksın. Çılgın ve ateşli sevişmelerin artık durgun ve sönük geçecektir. Bazen uzak duracaksın ondan, bazen kızacak, bazen nefret edecek, bazen de küseceksin. Hatta bazen onu görmek bile istemeyeceksin; ondan nefret edecek, hayatına girdiği için ona kızacak, hatta bununla da yetinmeyip kendini suçlayacaksın. İş çıkışı hemen eve dönmeyecek, arkadaşlarınla gece yarılarına kadar takılacak, evde mümkün olduğunca az vakit geçirmeye çalışacaksın. Onunla aynı ortamdayken göz göze gelmemeye çalışacak, gerekmedikçe konuşmayacaksın. Aranızda artık soğuk rüzgârlar esecektir. Onu ayağına dolanmış bir bağ olarak görecek, hatta bazen ondan kurtulma yollarını bile düşüneceksin. Çocuğunun hatırı olmasa ayrılmak bile isteyeceksin. Ancak onunla beraber artık çocuk da ayağına bağ olmuştur. Ömrünü artık çocuklarına adarsın. Aşksız bir yuvada yapay gülücükler ve yapmacık sevişmelerle geçer zaman. Onun beklentilerine cevap vermeye çalışırsın. Evliliğin gerektirdiği şekilde üzerine düşeni yapmaya çalışırsın. Artık evlilik senin için devam ettirilmesi gereken bir görev olmuştur.

Aşk artık bitmiştir. Böyle bir ortamda yeni aşklar ararsın. Çünkü genlerinde vardır bu istek. Aşksız kalamazsın. Ve nihayet yeniden aşkı yakaladığında sen de bilirsin ki o da pek uzun sürmez. Çünkü aşkın genlerinde bu vardır: “Her aşk bitmeye mahkûmdur.”

Ebedi yaşayan aşklara bakıldığında, bu aşkların bitmemesinin tek nedeni hiç kavuşamayan âşıklardan kaynaklanmaktadır. Kaderinde ayrılık olan aşklar her daim ilelebet yaşamıştır. Çünkü aşk ayrılık sayesinde ebedileşir ve ilahlaşır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1101
Kayıt tarihi
: 07.05.13
 
 

1977 doğumlu. Atatürk Üniversitesini bitirdi.Öğretmenlik ve yöneticilik yaptı.2007'de Ankara Üniv..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster