Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '13

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
3100
 

Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar

Her çocuk İslam fıtratı üzere doğar
 

İnsanın kendisi ile barışık olması 2 şekilde olur. Birincisi, hani her insan islam fıtratı üzere doğar. Bu şekliyle bu fıtratını devam ettirmesi kendisiyle barışık olması demektir. Orjinal halini koruması ona sahip çıkması ve onunla yaşamaya çalışması gibi. Diğeri de normal yaşamı boyunca, dini inancı gereği yaşantısı ile gurur duyması ve kim olursa olsun karşısında, onurlu ve dik durmayı başarması. Kendisini sevmesi güzel görmesi gibi...
 Kibir değildir bu, gurur değildir bu. İnancıyla yaşantısıyla elinden geldiğince övünç duymasıdır. Bir yerde şükretmesidir, hamd etmesidir. Bir kalıba girmek ne kadar yetersiz, yani sadece namaz kılmak, sadece oruç tutmak, sadece kapanmak gibi... İnsanın bilgili olması neyi niçin yaptığını bilmesi, bir şekilde yaşayan din olması. Zaten İslamın da istediği bu değil mi?

Demişti rahmetli Yaşar Hocam bir sohbetimizde. Hocama Allah'tan rahmet diliyorum, mekanı cennet olsun inşa Allah... Peki öyleyse İslam fıtratı nedir? Her insan yaradılış itibariyle günahsızdır, lekesiz tertemiz olarak iman ve İslam'a yatkın bir şekilde doğar. Daha sonraki yaşlarda kişi yolunu anne -babası ve çevrenin etkisiyle ya bu orijinal halini korur İslam'ın gereğine göre yaşar. Ya da başka bir dinin gereklerine göre yaşamını sürdürür. Bu konuda peygamberimiz (s.a.v) bir hadisinde; "Her doğan çocuk, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hırıstiyan, Yahudi veya Mecusi... ya da başka bir dine mensup yapar."buyurmuştur.

Dünyanın her neresinde olursa olsun hayata gözlerini açan çocukların bedeni ve ruhi yapılarında ortak olan bir özellik vardır. Bu ortak özellik fıtri bir özelliktir. Ülkeler, kıtalar, ırklar, renk ve diller insanlar üzerinde farklılıklar meydana getirdiği halde ve birinin vatanı Arjantin, diğerinin Japonya, bir başkasının ki Habeşistan, İngiltere olmasına rağmen hepsinin, doğdukları andan itibaren aynı yaratıcı kuvvete tabii olmaları; tek bir gerçeğe işaret etmektedir. Bu da her doğan çocuğun Allah'ın birliği üzerine ilahi tarzda kendiliklerinden Allah'ın varlığını kabule müsait olmaları, yani yaratılışta İslam fıtratı üzerine doğmuş olmalarıdır. Yaşar Hocamın bahsettiği; Kişi günah işlemez ise en azından büyük günahları işlemekten kaçınır, Allah'ın emirlerine riayet eder. Edepli, güzel ahlaklı, adil, sevgi, şefkat ve vicdanlı, yoksula, yetime, düşküne yardım eden, ana babasına merhametle yaklaşan onlara iyi davranan yaratılanlara merhametli, şefkatli ve sevgi ile yaklaşan kimselerdir. Kaldı ki bu mizaca sahip kimseler vicdanlarını sızlatacak, onları rahatsız edecek, herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadıkları için pozitif bir kişiliğe sahip olmaları kaçınılmaz. Dolayısıyla kendisi ile barışıktır. Doğuştan kazandırılmış bu orjinal halini koruyan kimse mutlu ve huzurludur.

Diğer taraftan dini inancının gereğini yerine getiren bunu yaparken başkalarının etkisinde kalmayan bu halini kimseden çekinmeden, sadece Allah'ın rızasına uygun olarak sürdüren, dinin gereğini yerine getirirken de şekle takılıp kalmadan neyi ne için yaptığını araştıran öğrenen ve bilgisinin gereğini yapan, yaşayan kimse kendisi ile barışık kimsedir. Zaten dinin istediği de budur...


Sevgi ve muhabbetle,

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hanife Hanımcım hayat ve yaşananlar insanoğlunu farklılaştırıyor malesef.Aslında Yüce Allah'ın daima bizimle birlikte olduğunu ve her hal ve durum içinde onunla olduğumuzu düşünürsek vicdanımızla hareket ederiz.Din öyle çok alet oldu ki Allah ile aldatılıyoruz.Sevgilerimle.

Şennur Köseli 
 28.05.2013 11:57
Cevap :
Çok doğru söylüyorsunuz Sennur hanımcığım. O alet edilmeler değil mi ki; insanları dinden korkar onu öcü gibi göstermeye sebep oluyor. Oysa insanın en çok ihtiyaç duyduğu şey, ruhunun gıdası huzurunun kaynağı olan şeyden uzakaşması, ruhunda ki boşluğun başka şeylerle doldurulmak istenmesi bizi bu hale getirmektedir. İnsanlığın içinde bulunduğu kötü durumun temel nedeni de budur. Oysa bilmeliyiz ki, güzel olan insana insanlığa fayda sağlayacak şey kutsal kitabımız ve Rabbimizin bizden istediklerini öğrenmek ve uygulamaktır. Bizler ya kutsallığı çok abartarak kendimizi ondan uzaklaştırıyoruz. sınırlarını daraltıyoruz. Kutsal kitabımız kuranı sadece cenazelerde okunan ve ölülere hatim yapılmak için okumak durumunda kalıyoruz.Oysa kitabımız bizim hayat rehberimiz yaşantımızla, hayatımızla ilgili her ne olursa olsun onu orada bulmak mümkünken reçete belli iken biz çareyi başka şeyde arıyoruz. Dolayısıyla hata yapıyoruz. Değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum. Selam ve sevgiler,  28.05.2013 16:11
 

Islam Fıtratı'nı ve bundan beslenen dini incı gereği edinmiş olduğu yaşam biçimini sürdürmesi, insanın kendiyle barışık kalmasına katkısı su götürmez bir gerçektir.Buna insanın kendini,başkalarını,yaşadığı dünyayı,evreni de kavrayıp tanıması için gerekli bilinci eklediğimizde,ki siz neyi ne için yaptığını araştıran diye yazmışsınız zaten,o zaman temiz,yararlı ve özenilen bir kimliğin önünde şapka çıkarmak düşer herkese.Dindarlık da bu olsa gerek.Güzel bir çalışma.Elinize ve yüreğiniz sağlık sayın Mert.Saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 27.05.2013 11:49
Cevap :
Çok doğru Abbas bey, yorumunuzla yazıma sağladığınız katkıdan ötürü çok teşekkür ediyorum. Her insan doğduğunda tertemiz doğuyor. Ancak belirli bir yaşa geldikten sonra gerek ailenin, gerekse çevrenin etkisiyle ya fıtratının gereğini eğitimle geliştirerek hayatını kendisi ile barışık, mutlu, huzurlu bir şekilde yaşar. Güzel dinimizi öğrenmek, araştırmak önemli görevimiz olsa gerek. Günümüzde bu bilinçten tamamen uzakta, ya birilerinin istismarı veya siyasete alet etmeleri sebebi ile insanımız dininden uzak yaşamakta. Ben tekrar teşekkür ediyorum değerli katkınız için, selam ve saygılarımla.  27.05.2013 15:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 145
Toplam yorum
: 949
Toplam mesaj
: 22
Ort. okunma sayısı
: 4300
Kayıt tarihi
: 08.06.12
 
 

Anadolu Üniversitesi İktisat  mezunuyum. Emekli muhasebeciyim. Felsefe, İlahiyat, Sosyoloji ve Ps..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster